Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

Politik Beyinler, Düşünceler

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Biyolojik bir şeydir uyumak; vücudun ihtiyacıdır. Ona bunu vermek zorundasınızdır… Vücudunuz sizi alıkoymasın diye yaparsınız bunu! Yani bir amacınız, çıkarınız vardır bu işte; diğer yaptığınız her işte olduğu gibi…

Bilim size “uyu” der!

Vücudunuz uyumanız gerektiğini bir şekilde size anlatır.

Bu eylemi yapmak için ciddi bir eğitime ihtiyacınız yoktur; doğuştandır bu yetiniz.

Zaman-zaman bahanenizdir uyumak!

Sizi bazı sorumluluklardan kurtardığını düşünürsünüz.

“Çocuğun ağladığını hiç duymadın mı canım” diyen eşinize “öyle bir dalmışım ki hiçbir şeyi duymadım canım” dersiniz ve olay kapanıverir… Hatta eşiniz, eşe-dosta “eşimin uykusu çok ağırdır! Geçen gün ….. oldu! Bizimkinin haberi bile yok!” diye dert yanmaya başlar. Gerçi zamanla bu dert yanmaların yarattığı kanıksama duygusuyla eşiniz bir anda sizin için bahane üreten biri olur ve şöyle demeye başlar: “Ne yapsın adam çok yoruluyor ve ağırda bir uykusu var.”

Biyolojik uyku böyle bir şeydir.

Yapmanız gerekir ancak bu gereklilik yaşamınızın büyük bir çoğunluğunun çalınmasına mal olur… Yaşamanız için önemini hesaba katarsak makul bir hesaptır bu!

Peki ya biyolojik olmayan beyin uykularınız!

Yani sizi siz yapan beyninize karşı aldığınız sorumluluğu, uykuyla geçirdiğiniz zamanları nasıl hesaplayacağız?

Vücudunuzun ihtiyacı olan uykuyu zaten ona veriyorken, düşünerek; üretmeniz, karşı koymanız, destek olmanız gerektiği zamanlarda, eğer beyin uykusu halindeyseniz tüm bunları kim yapacak?

Bu sorunun cevabına az sonra geleceğim!

Bir uyku halinde Kuzey Kıbrıs’ım…

Onun derdi başını almış ‘görünüşte!’

Sözde, din dersi, anıt, grip, plaj, çöpler, skandallar, siyasi atışmalar, memur özlük hakları, ekonomi vs… gibi konuları tartışıyor!

Oysa söylediği sözler partisinin renginde…

Birileri bugün bunu konuşun diyor!

O konuşuyor, tartışıyor…

Sormuyor, soruşturmuyor; umursamıyor bile neden tartıştığını!

Beyin uykusu derinleşmiş; pasivize edilmiş, hipnotize halinde; öyle ki emir bekliyor düşünmek için…

Emir bekliyor neye karşı koyacağına veya destek vereceğine karar vermek için…

Demiyor “benim düşüncem böyle değil” diye!

Düşünceleri politize olmuş…

Konuşmadan önce hangi renkte konuşacağı bilinmekte!

Hal böyle olunca da söz konusu sorunlar kısır döngü içinde büyümekte; çözümse imkânsızlaşmakta…

İşte tam da bu noktada az önceki sorunun cevabı çıkıyor ortaya!

Beyin uykusu halindeyseniz, sorumluluğunu doğuştan üstlendiğiniz düşünce üretme eylemini sizin yerinize başkaları yapıyor demektir!

Partinizin rengindeki düşüncelerinizle, ne konuşacağınızı veya geleceğinizin ne olması gerektiğiyle ilgili kararları alması için onlara bu yetkiyi siz veriyorsunuz!

Peki, nasıl kurtulacaksınız?

Bu durumdan kurtulmanın yolu düşünce üretmekten geçiyor…

Ne ürettiğiniz önemli değil!

Önemli olan:

Üretip, tartışıp, bir araya gelip; isteyebilecek potansiyeli olan ve daha önce bunu yapabilen o uyku moduna aldığınız, politize olan ve daha da kötüsü pasivize ettiğiniz beyinlerinizi o moddan çıkartarak, özgün düşünceler üretmektir!

Biyolojik uyku dışında size kalan zamanınızı beyin uykusuyla geçirmeyin…

Zira hiç de makul bir hesap değil bu!

Bu nedenle beyinlerinizi artık özgürleştirin!

Cuma günü görüşmek ümidiyle; zihniniz açık olusun…

Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!

Kaynak sayfayı görüntüle ↗