UBP 19 Nisan erken genel seçimlerinden birinci parti olarak çıktı! Birinci parti olarak çıktı çıkmasına da “acaba tek başına mı iktidar olacak yoksa koalisyona mı gidecek” sorusu şu günlerde herkesin aklında ki soru.
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu “26 milletvekiliyle hükümet riskli değil sıkıntılı olabilir. Ama arkadaşlarıma güveniyorum” diyor ve ekliyor, “26 ile hükümet kurarız”. Eroğlu kurarız diyor ancak toplumda koalisyon kurulacağına dair genel bir kanı var.
Zaten işin komik yanı da burada…
Hükümeti kurma yetkisine sahip olan bir parti, tek başına iktidar olabiliriz, koalisyona ihtiyacımız yok diyor. Diğer taraftansa “yoo hayır koalisyon kurmalısınız” diyen bir cephe var.
Peki, bu karşı çıkmanın, koalisyon kurma gerekliliği ile ilgili sözlerin altında aslında ne yatıyor?
Bu sözlerin altını doldurmak için neden olarak “birileri hasta olur gelemez, ya da dış görevler nedeniyle hükümet zora girer” gibi etkenlerin dile getirilmesinin gerçekleri net olarak ortaya koyduğunu düşünmüyorum.
Gerek Türkiye’den gerekse diğer ülkelerden, UBP’nin çözüm istemeyen bir parti olarak hükümet etmesi halinde, müzakere sürecinin sekteye uğrayacağına dair açıklamaların gelmesi şüphesiz “Annan Planı” döneminde UBP’nin takındığı tavırdan kaynaklanıyor. Bu durumda çıkış noktası koalisyon gibi gözüküyor. Yukarıda sözünü ettiğimiz “koalisyon kurma gerekliliği” de bundan kaynaklanıyor. Bunlar sır değil ve yapılan açıklamalara baktığımızda durum gün gibi ortada.
Bunun farkında olan Eroğlu ''Müzakerelerin kesilmesi diye bir düşüncemiz olmamıştır ve olmayacaktır. Çünkü bir anlaşmaya varabilmek için müzakere şarttır'' şeklinde ne kadar sözler söylese de, önce Türkiye’yi sonra tüm dünyayı ikna edebilmek için daha fazla şey yapması gerekiyor.
Bu gereklilik UBP’yi koalisyona itecek gibi gözüküyor.
Olası formüllere bir göz atalım:
UBP – CTP: İmkânsız. UBP’nin bu mesajı verebilmesi için en yakın formüllerden biri bu; ancak malum gerekçelerden dolayı bu imkansız.
UBP – ÖRP: Ütopik. Ankara’nın baskılarıyla böyle bir hükümet kurulma olasılığı olduğunu söylemek için kâhin olmaya gerek yok! Ancak böyle bir olasılık var gibi gözükse de, UBP’nin kendi içinde derin yaralar açacağından, bu formül ancak bir ütopya olabilir. Eroğlu bunu ne tabanına, ne de kendi milletvekillerine anlatabilir.
UBP – DP: Çözümsüz. Amaç sözlerin ötesine geçip müzakere sürecini sekteye uğratmamak adına mesaj vermek için koalisyon kurmaksa, böyle bir ittifak mantıksız ve çözümsüz olur.
UBP – TDP: Mantıklı. UBP’nin tek çıkış yolu TDP ile yapacağı koalisyondan geçiyor. TDP çözüm vizyonu olan, AB yanlısı ve propaganda döneminde UBP ile ters düşmeyen tek parti. Bu durumda UBP – TDP koalisyonu en gerçekçi ve mantıklı bir yol olarak göze çarpıyor.
Sonuç olarak bana göre UBP’nin yapacağı en mantıklı seçim TDP ile oturup anlaşmaktan geçiyor. Geçtiğimiz gün Öğlen Ajansına konuk olarak aldığım Mehmet Çakıcı, anladığım kadarıyla böyle bir teklife açık. Zaten kendiside bunu dile getiriyor.
Öte yandan halkın böyle bir derdi olmadığı da çok açık. Önceki günkü yazımda bunu anlatmaya çalışmıştım. Fakat görünen o ki dışarıdakileri ikna etmek gerekiyor.
Bunları görmek için kâhin olmaya gerek yok!
Zaten öyle bir derdimde yok!
Ayrıca koalisyon modeli konusunda yanılıyor da olabilirim, fakat aklın yolu bir diye düşünüyorum.
Bu durumda ise “UBP-TDP Koalisyonu Hayırlı Olsun” demekten kendimi alamıyorum.
Salı günü görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!