Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama hayatımız ‘seçmek’ ile geçiyor.
Ne var ki seçim yapmak kimi zaman zor bir iştir…
Bazen yol ayrımına geliriz, iş veya hayatımız hakkında karar almamız gerekir. Bir seçim yapmak zorunda kalırız, tercihimiz hayatımızı değiştirecektir. Düşünür taşınırız, bir tercih yapmak durumundayızdır ve yaparız da! Tercihimizin sonuçlarını zamanla anlarız; ancak benim ilgilendiğim kısım tercih yapma aşaması… Bu süreçte ileriyi görmeye çalışmış, mantık yürütmüş, eksilerini artılarını zihnimizin kefelerinde iyice tartarak ve tabiî ki günün koşullarını da düşünerek karar verme aşamasına geliriz. Aklımızda hep aynı soru vardır: ‘Ya yanlışı seçersem’ işte bu soru yaşanan süreci şekillendirir, uzatır ve bünyede stres yaratır. Neticede alınan kararlar sorumluluk ister, sonucu seçeni ve ailemizi ilgilendirir! Ve bazen geri dönüşü yoktur!
Fakat bazı tercihlerimiz vardır ki karar verme sürecini farkında olmadan yaşarız; duygularla ilgili bir karardır verdiğimiz karar! Kendimize eş seçeriz! Fırtınalar yaşarız gönlümüzde. Hatta ona isim bile vermişizdir: Aşk… ‘İşte aradığım kişi’ cümlesi geçer aklımızdan, aslında bir seçimin habercisidir bu tespitimiz. Evet, farkına varmadan nikâh salonunda buluruz kendimizi. Seçim süreci bizim için sancılı geçmemiştir! Ancak geçen zaman içinde ‘acaba yanlış mı yaptım’ cümlesi kemirir beyinleri. Ortada seçen ve seçilen vardır; bazen de bu seçimin sonucu çocuklar… Bu nedenle seçim yapılırken olmayan sancı, geri dönüşte kendini gösterir. Neticede alınan kararlar sorumluluk ister, sonucu seçeni, seçileni ve bazen de çocukları etkiler.
Bazı yanlış seçimlerimizse sadece maddi zarar veya azar işitme gibi sonuçlar doğurur. Mesela alınan ‘kelek’ bir karpuz evde işitilecek olumsuz sözlerin habercisidir. Veya eksik aldığımız her hangi bir şey bizi zarara uğratır. Karar verme aşaması bizi çok yormaz. Tercihimizi yapar olumlu veya olumsuz sonuçlar alırız. Neticede alınan kararın sorumluluğu sadece bize aittir, ancak sonuç geçiştirilebilir ve çoğu zaman geri dönüş vardır. Bazen de bizi yönetmesi için birilerini seçeriz… Kimimiz sevdiklerini tercih eder, kimimiz ise kendisini ikna edeni. Yani karar verme aşaması seçeceklerimizle alakalıdır. Seçimlerimiz arasında en az zahmet ettiğimiz dönemlerdir bu dönemler. Hatta bazen seçeceklerimiz şımartır bizi! Karar sürecinde derdimiz tasamızı birilerine anlatmak zorunda kalmayız, seçeceklerimiz tüm bunları öğrenmek ve çözüm üretmek için müthiş bir mücadeleye girer. Fakat seçim yaparken bizi şımartan seçilecekler iktidar sahibi olduğunda işler değişir. Bu sefer seçenler, derdini anlatmak için müthiş bir mücadeleye girişir. Hatta bazen dertlerine dert eklenir! Neticede alınan karar sorumluluk ister, sonucunun iyi veya kötü olması tüm toplumu ilgilendirir; kişisel bir şey değildir yani…
Yakında seçim olacak! Bizler şimdiden bu bilinçle logo seçmenliği yerine, bilinçli seçmen olarak siyasetçileri yakından takip etmeli, üstlendiğimiz sorumluluğun farkına varmalıyız. Unutulmamalı ki bir yönetme sanatı olan siyaset ve onu yapan siyasetçiler, hayatımızı şekillendiren ve sorunlarımızı çözen bir konuma sahip; bu nedenle bu süreçte “siyasetçilere güvenmiyoruz”, “siyaset beni sıkıyor” gibi sözler söyleme lüksümüz yok! Perşembe günü ‘Seçilmek’ başlıklı yazımda görüşmek ümidiyle!
Çevrenize dikkat edin ve lütfen trafikte saygılı olun…