Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

CTP Nasıl Kurtulur?

Cem Kar yazı arşivi simgesi

_Soru basit! CTP nasıl kurtulur? Fakat sanırım yanıtı vermeden önce durumu tam olarak algılamak lazım. Bu nedenle madde-madde ilerlemekte fayda var…_ Özeleştiri: CTP içindeki kimi -özgüvene sahip- yöneticilerin bilinçli ve farkındalık örneği göstererek durum analizi yapabildiklerine şahitlik ediyoruz. Söz konusu yöneticiler CTP’nin ciddi boyutlarda yıprandığını, partinin vizyonunda, yönetici kadrolarında ve programında ciddi değişiklikler yapması gerektiğine işaret ediyorlar. Diğer taraftansa belki de “ben daha koyu CTP’liyim”i vurgulama adına hiçbir şekilde yıpranmanın ‘olmadığını’ savunanlar var.

Mevcut Durum: Ülkede ki durum ve CTP iktidarının icraatları göz önüne alınırsa toplumda ki beklentinin tam olarak karşılanmadığı görülebilir. Oysa büyük umutlarla ve çözüm rüzgârıyla iktidara konan CTP, kendini kanıtlamak için çok iyi bir fırsat yakalamıştı. Ancak CTP bu fırsatı tam olarak değerlendiremedi! Hal böyleyken CTP tüm umutlarını, tek çıkış yolu olan müzakere sürecine bağlar duruma geldi. Bu yönde politikalar üretmeye çalışan CTP, büyük umutlarla ve iyimser hava ile başlanan müzakere sürecinin ilk günlerinde, ülkede ki tüm sorunların çözümünü Kıbrıs sorunun çözümüne bağlamış, açıklamaları bu yönde olmuştu. Ancak gerek müzakere sürecinin sıkıntılara gebe olması, gerekse halkın çözüm vizyonunu kaybetmesi ve dolayısıyla bu politikanın halkı kucaklamayışı CTP’yi bu yöndeki söylemlerini askıya almaya itti! Bu durumda CTP’nin bir sonraki seçimlerde tekrar iktidarın büyük ortağı olma olasılığı zor gibi gözüküyor. Peki, CTP aynı fırsatı, neler yaparak, nasıl kazanabilir?

Öngörülenler: Halen devam eden Kıbrıs sorununda ki kapsamlı müzakere süreci önümüzdeki yıl sonuçlanma aşamasına gelirse, erken seçim gündeme getirilecek. Kıbrıs sorununda ki çözüme yönelik gelişmeler, çözüm yanlılığını tekelinde bulundurduğunu düşünen CTP kanadının seçimlerde elini güçlendirecek; CTP yine güçlü bir şekilde seçimlerden çıkacak. Aynı dönem içerisinde kurultaydan geçecek olan CTP’de farklı yönetim kadrosu hatta farklı bir genel başkan gündeme gelebilir.

Olası Çıkış Planı: Çözüm sürecine giren Kıbrıs sorunu görülenin aksine, işin içinde olan kişilerin öngördüğü takvimde ilerlerse –ki bu öngörüye göre 2009 Haziran ayına kadar müzakere süreci neticelenecek ve yaz aylarında referanduma gidilmiş olunacak- CTP’de köklü değişiklikler olabilir. Buna göre Mart 2009’da yapılması planlanan kurultay öncesinde ya da hemen sonrasında erken seçim ilan edilecek. Çözüm vizyonunu söz konusu dönemde canlandırmayı planlayan CTP, bu rüzgârı kullanmak ve yıpranmış kadronun değiştiği mesajını vermek için kurultayda zaten genel başkanını değiştirmiş olacak. Yeni bir yüz ve yeniden canlandırılan çözüm sloganlarıyla seçime girmeyi planlayan CTP iktidarı elinde bulundurmanın yollarını arayacak. Bu süreç içerisinde kendisine en çok yardımcı olacak kurum ise şüphesiz UBP olacak. UBP kendi içinde girdiği yarış neticesinde tabanında ciddi çatlamalar yaşarken, bunu düzeltmesi uzun sürecek. Neticede söz konusu seçim döneminde çözüm vizyonunu halkın önüne net bir şekilde koyamayan muhalefet partisi, CTP’nin çıkış planında ciddi bir yardımcı rolü üstlenecek.

Sonuç: _CTP sözünü ettiğim plan çerçevesinde duruma göre değişikliklerle önümüzdeki dönemi yöneterek bir çıkış yakalamaya çalışıyor. Buna CTP’nin kurtuluş planı da diyebiliriz._ Salı günü görüşmek ümidiyle…

Çevrenize lütfen dikkat edin ve lütfen trafikte saygılı olun. Ara Bölgede ‘Orta Oyunu’---2.12.2008 _Tiyatroya ne kadar ilgilisiniz bilmiyorum ama eminim ‘Orta Oyunu’nu biliyorsunuzdur!_ _Hani şu genel olarak bilinen adıyla “Geleneksel Türk Tiyatrosu”… Bu oyunun özelliği dekorsuz, metinsiz, suflörsüz bir tiyatro şekli olmasıdır. Doğaçlamadır yani…_ _Tıpkı ara bölgede devam eden kapsamlı müzakereler gibi…_ Atina temasları sonrasında basın toplantısı düzenleyen Hristofyas’ın yaptığı açıklamalar oldukça dikkat çekici! Aynen Hristofyas’ın ağzından aktarıyorum: “ Türkiye nihayetinde Avrupa yolunu tutacaktır. Ülke içerisinde yeni uyum düzenlemeleri yapacak ve elbette Kıbrıs sorununun çözülmesinden önce Kıbrıs'a yönelik yükümlülüklerini de yerine getirecektir. Bu yükümlülükler Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıması, hava ve deniz limanlarını Kıbrıs uçak ve gemilerine açmasıdır.” _Türkiye için yükümlülük olarak gösterdiği bu ütopik istekleri, Hristofyas kabul edilmeyeceğini bile-bile neden ortaya atıyor?_ Önce Hristofyas’ın seçilmesi ile ilgili farklı çevreler tarafından dile getirilen düşünceyi hatırlayalım: Hristofyas, Rum yönetiminin 2004 referandumundan sonra ‘hayır’ın yankılarını ve etkilerini azaltmak için seçtiği bir isim...

Bu fikre bende katılıyorum ve bana göre Rum yönetimi açısından doğru ve yerinde bir karar. Peki, Kıbrıs’ın geleceği açısından doğru bir isim midir Hristofyas? İçeride, yani Kıbrıs sorununda Rum yönetiminin seçtiği ismin pek bir önemi yok! Gelin görün ki dünya açısından durum hiç de öyle değil! Rum yönetimi -maalesef her zamanki gibi- dünya açısından durumu iyi idare etti ve referandumda ki hayır’ı aradan geçen zaman ve başlarına seçtikleri isimle dünyaya unutturdu. Aslında aradan geçen dört yıllık süreçte bizler hiçbir şey yapmayarak bu unutturma politikasına büyük destek verdik! Neyse gelinen nokta önemli! Gelinen nokta da ‘sözde’ kapsamlı müzakerelerle Kıbrıs sorununa çözüm aranıyor. Sözde diyorum çünkü az öncede belirttiğim gibi Hristofyas –ismin pek bir önemi yok!- çözümü iki toplumun çözümü olarak değil de, Türkiye’nin yapması gerekenler olarak görüyor. Hristofyas bununla kalmıyor ve bir soru üzerine bakın ne diyor: “ Bizim hedefimiz sadece Türkiye' …[truncated]nin AB'ye üyeliğini engellemek değildir. Hedefimiz; AB'ye gerçekten üye olmayı istiyorsa Türkiye'nin bu isteğini; çıkarlarının neler olduğunu anlaması, daha esnek olması…” Cümlenin devamını Kıbrıs, çözüm, özgürlük vs. şeklinde getiriyor olsa da, Hristofyasın söze başlarken ‘sadece’ diyerek “engellemek bir şey değil! Engellerken ne kazanacağız ona bakmak gerek” demek istiyor!

Rum kesiminin AB içinde Türkiye’yi engelleyebilecek gücü var mı, yok mu, onu zaman gösterecek. Zaten Rum kesimi en azından şansını denemek için sözünü ettiğim zamana oynuyor. Bu zamanı kazanmak ve elini güçlendirmek için ise ‘Kapsamlı Müzakereler’ isimli orta oyununu seçti. Ara bölgede sahnelenen bu oyunda başrolü paylaşan iki liderden biri Sayın Talat oyunun farkına varmış olmalı ki geçen hafta Hristofyas’a kaba tabirle “bırak tiyatroyu da işimize bakalım” dedi! Bu tavır karşısında Türklere ait olanı sahiplenmeyi pek seven bir halkın çocuğu olarak Hristofyas, orta oyunundan vazgeçer mi bilmem. Ancak her ne olursa olsun zamana oynamaya devam edecektir.

Bu durumda asıl soru: Biz ne yapacağız ve bir planımız var mı?

Perşembe günü görüşmek ümidiyle…

Çevrenize lütfen dikkat edin ve lütfen trafikte saygılı olun. | Pakistanlı Genç---4.12.2008 Geçtiğimiz gün ülkemizde bir okulda okuyan Pakistanlı genç bir arkadaşla konuşma fırsatı yakaladım. Kendisi geçtiğimiz hafta Hindistan da yaşanan terör saldırısının Pakistan’a mal edilmesinin bilinçli olduğunu ve hatta bundan sonra yine bu tip olayların yaşanacağını söylüyor. Ona göre bu ABD’nin Pakistan’a girmesi, orada askeri açıdan güçlü bir konum elde edebilmesi için gerekli!

Genç arkadaşın bu sözleri söylerken endişeli olduğunu belirtmeliyim. Ses tonunda ki kızgınlığı ve tedirginliği konuşma esnasında hissetmemek mümkün değildi! Tıpkı ABD Irak’a girdikten sonra kendisine “ _ailen nasıl_” diye sorduğum, tedirgin ve kızgın sesiyle “ _korkuyorlar Cem_” diyen dostum Abdullah gibi—Ki Abdullah Irak’a ailesinin yanına gitti ve sonrasında maalesef bir daha kendisine ulaşamadım.- Neyse Pakistanlı genç arkadaşa döneyim. Pakistanlı genç arkadaşımızın sözleri size çok kurgusal gelebilir… Hatta dünya da ki son trendin her şeyi ABD’ye mal etmek olduğunu düşünerek bu sözleri es geçebilirsiniz! Ancak burada başka bir şey var!

Bu genç arkadaşın sözlerinden çıkardıklarımla haritaya baktığımda haklı olabileceğini düşündüm. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra çok spekülatif açıklamalar yapıldı ve hala daha bu konu hakkında tartışmalar sürüyor. Bu tartışmaları hepimiz biliyoruz. Tartışmalar bir yana neticede ABD bu saldırılar sayesinde Afganistan’da!

Diğer taraftan şunu da biliyoruz: 11 Eylül öncesinde Ukrayna Çin’e ‘sözde’ eğlence gemisi adı altında uçak gemisi satmış, bu ABD’yi müthiş rahatsız etmiş, yapılan yorumlarda bu hareket Rusya-Çin yakınlaşması olarak ifade edilmişti. Bu gelişmenin hemen ardından 11 Eylül saldırılarının olması ve ABD’nin olayı ‘ _hemen çözüp_ ’ Afganistan’a girmesi akıllarda soru işareti uyandırmış, yorumlara da Rusya-Çin arasına ABD girdi sözlerine sebep olmuştu! Sözün özü ABD 2000’li yılların hemen başında Çin tehdidinin büyüdüğünün farkına varmıştı!

Gelinen noktada 20 Ocak 2009 tarihinde ABD Başkanlık koltuğuna oturmaya hazırlanan Obama’nın Irakta ki askeri gücü çekip Afganistan’a göndereceğini açıklaması, Çin tehdidi düşünüldüğünde manidar, Irak’ ABD’nin giriş şekli düşünüldüğünde ise takdir edilesi bir politika olarak gözükmekte. Bir taşla iki hatta mümkünse daha fazla kuş vurmayı seven Amerikalılar bu konuda da yeteneklerini sergiliyor. Çin tehdidine karşı bir taraftan Afganistan’a askeri yığınak yaparken, diğer taraftan ise tüm dünyayı karşılarına alarak girdikleri Irak’tan çıkıp, tekrar dünyanın gözünde takdir toplayacaklar.

Tüm bu gelişmeler ışığında bir taraftan sevinirken diğer taraftan üzülmemek elde değil! Sevincimiz, ABD’nin Ortadoğu da ki en azından askeri etkinliğini Çin ve çevresine kaydırması bu bölgenin refahı için olumlu ve sevindirici olabilir. Bunu söylerken ABD’nin bu bölge için ilgisi kayboldu demek elbette imkânsız. Ancak Çin ve çevresinde ki ülkelerin artık ABD tarafından rahat bırakılmayacağını bilmek bir o kadar üzücü… Şimdi hedef tahtasında Pakistan var gibi gözüküyor. O bölgede uzun süre barış ortamının ‘ _özellikle_ ’ sağlanamayacağı maalesef gün gibi ortada. Fakat bölge halkının, özellikle gençlerinin bu bilinçte olması belki yürekleri umut ışığı olması bakımından ferahlatabilir. Ne diyelim Allah bölge halkının yardımcısı olsun…

Salı günü görüşmek ümidiyle…

Çevrenize lütfen dikkat edin ve lütfen trafikte saygılı olun.

Kaynak sayfayı görüntüle ↗