Gözde AKBEN
Son günlerin en çok merak edilen ve konuşulan filmleri arasında üst sıralarda bulunan Gün Batarken filminin merak edilen yönleri Cem Kar’ın sunduğu Öğlen Ajansı Programı’nda konuşuldu. Filmin yönetmeni Cemal Yıldırım film hakkında merak edilenleri cevapladı.
“DENEME MERAKI BİZİ BU NOKTAYA GETİRDİ” Yıldırım,” Filmimiz Kuzey Kıbrıs’ın ilk uzun metrajlı filmi olarak lanse edildi. Ama biz filmi çekerken böyle bir iddia ya da düşüncede değildik. Tek amacımız bir deneme yapmaktı. Deneyelim artık, zamanı geldi diye düşünmekteydik. Uzun ve yorucu ama zevkli bir yolculuktu. İlk olduğumuz için ve sektör olmadığı için her şey zordu. Zorlanarak, ittirip kaktırarak başarmaya çalıştık. Filme biz aslında 2008 yılında başladık. 2010 yılına girdik ve filmi yeni yeni izleyiciyle buluşturabiliyoruz. Bunu böyle olmasının sebebi sürekli deneme yapıyor olmamızdı. Nasıl yapsak diye sürekli sorguluyorduk. Her şey bizim için bir deneyim oldu. Başlangıç noktamız da denemekti aslında. Bu ülkede de bir sinema filmi çekilebilir mi bunu öğrenmek istedik. Bir sinema filminin altına imza atmak hep içimde vardı. Bu merak bizi bu aşamaya getirdi” dedi. Bir paylaşım sitesinde bazı filmlerin eleştirilmesi üzerine, eleştirmek kolay biz niye bir film yapmıyoruz diye sorgulamaya başladıklarını belirten Yıldırım, “bu paylaşım sitesi projenin ilk ayağı olmuştur aslında” dedi.
“KOR MACİT BURNU SENARYOYA BAŞKA BOYUT KAZANDIRDI” Filmin oluşması esnasında herkesin zorlu ve yorucu bir süreçten geçtiğini belirten Yıldırım, “ İlk olarak ne çekeceğinizi planlıyorsunuz. Daha sonra çekeceğiniz derinliği, açıyı size o mekan sağlıyor. Mekanı gördükten sonra şu planı burada alsam demeye başlıyoruz. Filmin %90’ı Kor Macit Burnu’nun olduğu yerde çekildi. Kor Macit Burnu, dünyada gün batımının en iyi seyredileceği ilk 10 yer arasında yer almaktadır. Bizde çekimleri genel olarak bu bölgede yaptık. O mekanı gördüğümüz anda senaryoda olan pek çok olay bambaşka bir boyut kazandı. Çünkü mekan çok farklı bir yer” dedi. Filmin hikayesinin ve senaryosunun Kuzey Tarık’a ait olduğunu belirten Yıldırım, “ Ben senaryoya teknik olarak yardımcı oldum. Hikayesine de birtakım katkılarım oldu. Birtakım karakterlerin girmesini sağladım. Çünkü Kuzey biraz daha soyut, kendi sanatıyla ilişkili olarak yaşadıklarından bir şeyler yazmıştı. Bir sanatçının üretirken ne gibi sorunlarla karşılaşacağını, ailesiyle, çevreyle ilişkilerini anlatan bir hikaye yazmıştı. Ben olaya karakterler ekleyerek konunun biraz daha günümüze göre uyarlanmasını sağladım. Ama çıkış noktası Kuzey’in hikayesidir” dedi.
“ŞİRKETLER ARASI ANLAŞMA OLMADIKÇA FİLM YAYINLANAMAZ” Filmi HD(High Defination) olarak çektiklerini belirten Yıldırım, film bittikten sonra onun 35’liklere basılması yani izleyicilerin sinemada görebileceği şekle getirilmesi yüksek bir maliyet gerektiriyordu. Belki bu rakamlar Türkiye’de film yapanlar için komik rakamlardır ama bizim için bayağı yüksek bir meblaydı. Biz bunu sağlayamadık. Çünkü filmi çekinceye kadar elimizde olan tüm mali kaynakları tüketmiştik. Zaten çok da bir bütçemiz yoktu. Sponsor bulamadık. Yıl ortası olduğu için net bir cevap alamadık, süreç uzadı. Filmi 35’e basamadığımız için ve buradaki sinema salonlarındaki gösterim listeleri Türkiye’den geldiği için otomatikman buradaki salonlar bize kapanmış oldu. Çünkü bize söylenilen Türkiye’ye gidip, anlaşarak Türkiye’den onay listesi gelmesi durumunda filmi 35’lik olarak göstermekti dedi. Profesyonel olarak bakıldığında film şirketleri salonlarla anlaşma imzalıyor ve anlaşmadıkları takdirde filmler gösterilemiyor. Bir de böyle üzücü bir sorun yaşadık ama bu dünya standardı olduğu için de bir şey diyemedik olayları da fazla uzatmak istemedik” dedi.
“KIBRIS’IN TABİATI FİLM ÇEKMEYE ÇOK ELVERİŞLİ” Filmin şimdiye kadar Antalya’da bir festivalde gösterildiğini belirten Yıldırım, “Ülkemiz tanınmadığı için filmin hangi kategoriye konulması gerektiği konusunda yetkililer karar veremedi. En son özel bir gösterim kategorisi yaratarak sorunu çözdüler ve izleyenlerden olumlu tepkiler aldık” dedi. Kıbrıs’ın ortam olarak film çekmeye çok elverişli bir doğası olduğunu belirten Yıldırım, Kıbrıs’ta doğanın bir getirisi olan ışığın çok olumlu ve verimli bir şekilde kullanılabileceğini zaten gece haricinde çekimlerde kendilerinin de hiç yapay ışık kullanmadıklarını vurguladı. Yıldırım, filmi izlemek isteyenleri cuma ve cumartesi günleri Girne Belediyesi Kültür Merkezi’ne davet etti.
