Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı

SAÇMA FİKİRLER(!)

Cem Kar yazı arşivi simgesi

SAÇMA

FİKİRLER(!)

(Yayın

Tarihi:16 Mart 2007)

Az sonra

okuyacaklarınızı, istediğiniz gibi algılayabilirsiniz.

Bende böyle bir yazı

okusaydım, aynı şeyi yapardım.

Fakat bu satırları

okurken, kendinize sorular sormayı unutmayın!

Kim bilir belki de

sorduğunuz sorular, algıladığınızın çok dışında açılımlar getirebilir düşüncelerinize.

***

Bazen kurduğunuz hayaller

öyle düşünceler/fikirler getirir ki aklınıza, onların zihninizde dolaşması bile size saçma gelir.

Evet, onlar saçma

fikirlerdir; ancak yaşananlardan daha saçma olup-olmadığını düşündüğünüzde, söz konusu fikrinizin saçmalığını sorgularken bulursunuz kendinizi.

Bende bu süreç

içerisindeyim sanırım ve düşüncelerimde birçok “saçma” fikir ve soru var!

Bunları sıralı bir şekilde

aktaracağım:

(Not: Yazıyı okumayı

bitirdiğinizde, akıl sağlığım hakkında değil, yazdıklarım hakkında fikir yürütün lütfen!)

—Ay’a gerçektende gidildi

mi? Gidildiyse, neden orada halen daha ABD’liler kilise açmadı? Hadi kilise açmadılar, neden Bush Ay da ki kraterlerin simetrik olmadığını ve/veya deliklerin çok, dolayısıyla anti-demokratik bir düzen olduğunu bahane edip Ay’a savaş açmadı?

—Herhangi bir AB Ülkesinin

vatandaşı, Lokmacı da bir kapı daha olması konusunda kopan fırtınayı acaba nasıl yorumlardı? Eskiden kapı mı vardı? Bugünün siyasetçilerinden biri kalkıp da derse “tüm kapıları kapattım kardeşim, kapısız kaldınız” ne olur? Ülkemize giremeyen ama Avrupa birliği sınırlarında olduğunu düşünen turistler bu kapılardan giremezse, ne düşünürler? Ya da onların ne kadar umurunda? Onların umurunda olması bizi neden ilgilendirsin ki? Bu Rumları ilgilendirmez mi? Hadi umursadılar diyelim, Rumlara “hani kardeşim senin kontrolündeydi burası, bak AB sınırlarında olan topraklara giremiyoruz. Çöz bu işi!”

demezler mi? Rumlar bize “açın kardeşim şu kapıları biz yıllardır kandırdık bu herifleri, şimdi oyunbozanlık yapmayın” derler mi?

Deseler de bizden kim sallar Rumları? Hal böyleyken, biz neden Rumların ekmeğine bal sürüyoruz ki? Kapıların açılması acaba bizim için çok önemli, yoksa onlar için mi? Kapılar açıldıktan sonra ne kazandık/ne kaybettik/kapanırsa neler kaybederiz? AB ne der bu konuda?

“Niye kapattınız kardeşim bu kapıları” mı diyecek bize? Peki, bizim onlara söyleyecek hiç mi sözümüz yok? Sanırım var! Sen önce doğrudan ticaret tüzüğünü hallet, izolasyonları kaldır, uçaklar buraya insin vs. gibi onların bize söz verdiği ama yapmadığı birçok şeyi onlara söyleyebiliriz… Acaba bu tamamen Dünyadan kopmak mı olur? Niye olsun ki? Şimdi ki durum farklı mıdır? Ya da bu Avrupalı dostlarımızı mı üzer? Eee ne olmuş üzülmüşlerse, onlar bizi üzmüyorlar mı?

—Uzay da hayat var mı, yok

mu? Bu ne kadar önemli ki? Ayrıca olursa ne yapacağız? Ya da soruyu şöyle sorayım: Varsayalım uzay da hayat var! Ve canları sıkıldı Dünyaya geldiler. Şehirlerimizin üzerinde ufo diye sallama bir isim verdiğimiz araçları ile öylece duruyorlar, tıpkı M.Night Shyamalan’ın “İşaretler(Sign)” filminde olduğu gibi bir durum var yani. O zaman ne yapacağız? Su ile mi korkutacağız onları? Yoksa filmde ki gibi kafamıza folyo kâğıtlarıyla huniler mi yapacağız? İnsanoğlu her zaman bilmediğinden korkmadı mı? Nedir bu “uzay da hayat var mı acaba” sorusu? Olmaması bizim için daha hayırlı değil mi? Bırakın kardeşim uzaylıları kendi haline… Bozmayın onlarında bizim de rahatımızı.

—Çözüm olmak zorunda mı?

Çözüm olması için iki taraf gerekmez mi? Aksi halde bu “şizofren” liğe sürüklemez mi insanı? Tek taraflı çözüm istemek başka nasıl açıklanabilir? Başka türlü sorunu halletme yolu yok mudur? Çıkmaz bir sokak mıdır? Zorunluluk mudur? Nedir bu “çözüm” muhabbeti? Siyasette farklı yollar, farklı fikirler yürütmek yasak mıdır? Nedir bu kısır döngü? Bu döngü toplumu şizofrenliğe sürüklemez mi? Bunun için mi söylemiştir atalarımız “tek başına gelin güvey” olma sözünü? Bu söz nereden çıkmıştır?

*

Başta söylediğim gibi

farklı fikirleri “saçma” olarak nitelendirebilirsiniz!

Ancak mevcut durumu analiz

ettiğinizde, size ilk etapta saçma gelen fikirler mantıklı hale gelebilir. Burada önemli olan fikir yoksunluğuna ve/veya fikir özgürlüğünü kısıtlama yoluna düşmemenizdir!

Hayallerinizi ve

düşüncelerinizi ne kadar saçma olursa olsun, sınırlamamaya gayret gösterin…

Albert

Enistein’ın da dediği gibi:

“Hayal

gücü, bilgi gücünden önemlidir!”

Pazartesi

günü görüşmek üzere… Trafikte saygılı olun!

Bu sayfada yer alan tüm metinler ve

diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.

Kaynak sayfayı görüntüle ↗