Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

Bazen kusurlarda güzeldir…

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Mesela Pisa kulesi:

Zemin açısından hatalı yere yapılan kule, yıllar oyunca eğilmiş garip bir durum almıştır… Bir hatadan doğmuştur, eğimi kusur gibi görünse de bugün dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri olan Pisa’nın simgesi halini almış bir çan kulesidir. Yani bir kusurdur ancak onun için ‘dünyanın en güzel kusuru’ tanımlaması çoğu zaman tercih edilen tanımlamadır.

Mesela İstanbul:

Muhteşem eserlerin her sokakta karşınıza çıkabileceği bir kent. Adeta açık hava müzesi gibi şehir. Her köşesiyle sizi büyüleyen bir şehir. Peki İstanbul’da yaşayan biri olsaydık acaba bu sözleri söyleyebilir miydik? Sorunlarıyla anılan bir şehir olurdu bizim için… Evet İstanbul sorunları olan ve bir çok kusuru içinde bulunduran bir şehir. Ancak tüm kusurlarına rağmen milyonlarca insanın yaşadığı ve ziyaret ettiği bir şehir… Kim bilir belki de İstanbul’u güzel kılan kusurlarıdır…

Mesela Berlin:

Ortasından duvar geçen bir şehir… 90’lı yıllara kadar ekonomik ve sosyal yaşamı çok farklı olan iki Berlin; doğu ve batı… Bugünse bir olmuş ve ortasında (kısmen de olsa) halen duvar olan bir şehir… Duvarın varlığının ekonomik unsurlara çevrildiği bir şehir. Kusurunu bilen ama bunu güzelliğe çeviren bir şehir…

Sizin kendinize özel güzellikleriniz varsa, kusurlarınız olsa da onları güzelliğe ve ekonomik getiriye dönüştürülebilirsiniz.

Daha net söyleyelim sizin kusurunuz, sizin zenginliğiniz olabilir.

Peki bizim kusurlarımız ne?

Elbette listenin en başında ambargolar var!

Peki, bu ülkede ambargo var diye kimse ülkemize gelemiyor mu?

Elbette geliyor, binlerce İngiliz ülkemizde yaşıyor, ayrıca Rum kesiminden ülkemize geçen ve “bakalım bakalım ambargo uyguladığımız bu insanlar nasıl yaşıyor” diye merak edip gelen turistler var. Ki ben buna kesinlikle değerlendiremediğimiz “yeşil hat” turizmi diyorum. Ayrıca uçaklar aktarma yaparak ülkemize gelebiliyor; tıpkı Adana’da ki bir yolcunun Paris’e gitmek istemesi durumunda İstanbul’dan yaptığı aktarma gibi! Veya tam tersi…

Hal böyleyken; yani turistler ülkemize gelebilecek durumdayken neden gelmiyorlar?

Oysa ambargolar altındayız ve çok gelişmişiz, yani tam bir çelişki var ortada; aslında bu çelişkinin güzelliği… Ayrıca o kadar güzel tesislerimiz var; denizimiz, kumumuz, güneşimiz harika; tarihi eselerimize kimse dil uzatamaz, hepsi mükemmel ancak neden turist gelmiyor?

Acaba ucuz olmadığımızdan olabilir mi?

En basitinden başlayayım ve İstanbul, Berlin ve Pisa’da kahve ve bira içmiş biri olarak rakam vereyim. Oralarda ortalama bir kafeteryada bir kahveye 1-1,5 Euro, yine ortalama bir barda bir biraya 2-2,5 Euro falan ödersiniz.

Bizde ne kadar?

Bizde ortalama bir kafeterya da, mesela Dereboyu’nda ki kafelerden birinde kahve içerseniz ödeyeceğiniz rakam yaklaşık 5/7 TL arası yani yaklaşık 3 Euro’dur. Bir barda bira içmeye kalkışırsanız 8/10 TL yani yaklaşık 4,50-5 Euro ödersiniz. Adeta soygun…

Kıyafet fiyatlarına girmiyorum bile…

Evet çok basite indirgemiş olabilirim ama emin olun sizi tercih edecek kişilere sizin ülkenizi anlatan kişiler bu rakamları söylüyor…

Hem çok pahalı olacaksınız, hem sizin ülkenize birilerinin gelebilmesi için aktarma falan yapılması lazım…

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

Daha ne söyleyeyim bilmiyorum…

Kalın sağlıcakla…

Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun…

Kaynak sayfayı görüntüle ↗