19 Ocak’ta bir yazı yazmış “Biz Keriziz Öderiz” demiştim. Konu Güzelyurt polisinin işgüzarlığı üzerineydi. O gün aynen şunları yazmıştım: “Güzelyurt’un girişinde karşıdan gelen araçların hemen hepsinin selektör yapması, bu güzelliklerin beni götürdüğü hayal dünyasından uyanmamı sağladı. Zira bu bir işaretti; araçlar selektörleriyle “eyyy sürücü uyan, ileride polis var” diye haykırıyordu adeta…
…önümde ki ve arkamdaki araçlarla birlikte KONVOY halinde ilerlemeye devam ettik. Bu sırada gözlerim polisi aramaya başladı… Kendi-kendime “Allah, Allah nerede bu polis?” diye söylenirken, bir baktım polis karşımda ve önümdeki araçlara bakarak “geç” diyor. “Herhalde bir ihbar var ve kontrol ediyorlar” diye düşünürken karşımda ki polis bana el kol hareketleri yaparak kenara çekmemi işaret etti.
Aracımı çektim, camı açtım ve bir bayan polis ehliyetimi istedi. Rutin kontrol olduğunu düşünerek ehliyetimi verdim. Ehliyetime bakan polis “Cem bey radara yakalandınız, 65 ile gidilecek yolda, 82 km hız yaptınız. Cezanız 123 lira ve 5 puan ceza aldınız” demez mi? Resmen aptala döndüm… “Nasıl yani” dedim… “Önümdeki ve arkamdaki araçların özelliği ne? Onlar radara yakalanmıyor mu?” diye sordum… Hanımefendi beni dinlemiyor direk yazıyor… Ben çırpınıyorum resmen, “Radar nerede?” diye sordum. “İleride otobüslerin orada” diye yanıtladı beni… Ardından iyi niyetli olarak, basın mensubu olduğumu, iş için bu bölgeye geldiğimi, önümde ve arkamda araçlar olduğunu ve söz konusu hız ise bunun imkânsız olduğunu, nasıl olurda sadece beni tespit ettiklerini sordum. Elinde ki kâğıdı bana gösteren memur arkadaş kendi el yazısıyla yazdığı rakamları bana gösterdi… Ona göre bu bir delildi… Çıldırmamak elde değil! Bunu yapmaması gerektiğini, radar işareti olmadığını söyledim. Hız tabelasını göstermez mi? Al başına başka bir bela… Sustum, “yaz” dedim… İmza atamamı istedi, elbette kabul etmedim. Gerçi imza atmamam neyi değiştirecek ki bu ülkede? Neyse, son olarak “maaşlara para yetmiyor galiba, bizden çıkarıyorsunuz” diyerek devam ettim yoluma…
Olay bundan ibaret!
Hız yaptığımı sanmıyorum, ama ıspatlıyamıyorum. İşin komik yanı hız yaptığımı poliste ıspatlıyamıyor. İşin daha da komik yanı önlü arkalı araçlarla ilerlerken nasıl oluda sadece ben radara yakalanıyorum?
İşin traji-komik yanıysa, bu durumda olan diğer vatandaşlarımız gibi bende paşa-paşa gideceğim ve bu parayı maliyenin kasasına kazandıracağım… Devlet baba vatandaşını iyi tanımış… Başlıkta da dediğim gibi; Nasıl olsa biz KERİZiz, öderiz…”
Evet aynen bu sözlerle yaşadığım bu ilginç olayı sizlerle paylaşmıştım. Güzelyurt tarafına yine gittim ve yazımda belirttiğim ve göremediğim POLİSLERİ BULDUM…Resimlerdede açık açık görüldüğü gibi saklanıyorlarmış. Yani meğer, benim arayıp bulamadığım “gizli polisler!” bir benzin istasyonunun tabelasının arkasına saklanmış, oradan radar kontrolü yapıyor. Sonrası malum, yakaladıklarını yola çıkıp durduruyorlar; sonuç: CEZA Bunu bir iş başarmış gibi söylemiyorum. Aksine üzülerek söylüyorum. Çünkü devlet baba resmen PUSUYA yatmış vatandaşına CEZA KESMEK için an kolluyor!
Türkiye’de dahil olmak üzere bir çok gelişmiş ülkede yasal zorunluluk olan ancak ülkemizdeki yasal düzenlemede yeri olmayan “Dikkat Bu Yolda Radarla Hız Kontrolü Vardır” şeklinde tabela koymak zorunluluğunu polislerimiz uygulamayabilir. Ancak bu, onlara, vatandaşa TUZAK kurma hakkı vermiyor.
Bu yazıyı okurken “orada hız tabelası var, radarla kontrol yapabiliriz ne var bunda” veya “kardeşim dikkatli sürün” şeklinde yorumda bulunan çok değerli amirlerimize şunları söylemek istiyorum: Görevlendirdiğiniz memur arkadaşlarımızın bu tavrı çok hoş değil! Farkında mısınız bilmiyorum ama bu şekilde davranarak halkın gözünde “MAAŞ TOPLUYORLAR” algısı yaratıyorsunuz. Bu arada belki de konu tamamen maaş toplamadır…
Her ne olursa olsun bu durum DEVLET BABAYA hiç yakışmıyor…
Neyse, tekrar görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte gizli-gizli radar kontrolü yapan polislere dikkat edin!