Bir suçlu mu aramalı yoksa çözümler mi üretmeli?
Karmaşa denen şey bu olmalı…
Ve şimdi biz bu karmaşanın tamda ortasındayız.
Ve yine her kafadan ses çıkartmayı başardık.
Yıllardır süren Orams davası sonuçlandı ve söz konusu sonuç hiçte hoşumuza gitmeyecek türden… Peki, şimdi ne yapmalı?
Cumhurbaşkanlığı sözcümüz Sn. Erçakıca’nın dediği gibi “bu kararı uygulamayacağız” diyerek mi hoşnutsuzluğumuzu gidermeliyiz? Yoksa tıpkı Rumların yaptığı gibi konuyu hukuka taşıyarak, aynı zeminde mi mücadele etmeliyiz? Yada birbirimizi suçlayarak zaman mı kaybetmeliyiz? Biz hepsini yapıyoruz…
Ve konuştuklarımızın ortaya çıkardığı tablo şu: Özel dava gibi gözükse de, Orams davası bir tarafta KKTC hükümeti, diğer tarafta Rum yönetiminin olduğu bir davaydı. Yani aslında liderler müzakere masasında Kıbrıs sorununun en çetrefilli başlığı olan mülkiyeti görüşürken, diğer tarafta kozlarını mahkeme önünde paylaşıyordu… Hukuki açıdan Rum tarafı kazanmış görünebilir ancak şu bir gerçek ki mülkiyet sorununu hukuki zeminde çözmeye kalkmak demek, Kıbrıs sorununu çözmemek demekle eşdeğer. Bu durumda Kıbrıs sorununu çözmek mi istiyoruz yoksa çözmemek mi? Görünen o ki Rum kesimi bu sorunu çözme taraftarı değil!
Öyleyse onları çözüme zorlayabilir veya bizde kartlarımızı daha açık oynayabiliriz.
Yani rest çekeriz…
Veya yıllardır yaptığımız gibi mücadele ederiz… Sonuç olarak yapacağımız bu zaten…
Karmaşamız bu sorunu halletmemiz açısından en önemli argümanımız olacak. Çözüm yanlılarımız tüm bu olumsuzluklara rağmen çözüm için ara kesit arayacak ve bu süreçte geçmişi yargılayacak. Karşıtlar ise bu kararı etkisiz kılacak formüllerin peşine düşerken “bu Rumlarla çözüm olmaz” nidaları atacak…
Bizim açımızdan değişen bir şey olmayacak.
Belki Kıbrıs sorunu çözülmeyecek ama bizlerin bu sorunu çözeceği çok açık...
Tekrar görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!