Güzelyurtta yaşanan sel felaketi, Orams davası ve siyaset…
Önce “vahhh, vahhh” nidaları ve hemen sonrasında “vayyy be ne manevra ama” sözlerini, ardı ardına söyledim. Açıkçası her iki söylemin arasında maalesef çok uzun bir zaman yoktu.
Şüphesiz “Vahhh, vahhh” sözleri felaketin boyutları ortaya çıktıkça dilimden döküldü…
İşin siyasi boyuta ulaşması hiçte uzun sürmedi… Bildiğiniz gibi Pazartesi günü Eroğlu adaylığını açıklayacaktı ki sel felaketi oldu. Ardından Başbakan “şimdi gündemimizde sel felaketi var” dedi ve adaylık konusunu başka bir zamana bıraktı. Ardından bölgeye gidip incelemelerde bulundu… Bu ‘insani-siyasi’ yaklaşım hiç şüphe yok ki Eroğlu’na ciddi puan kazandırdı… İşte tam bu anda “Vayy be ne manevra ama” dedim kendi kendime…
Bu arada Cumhurbaşkanımız Talat da bölgeye inceleme yapmaya gitti.
İşte o anda da “sel, siyasete döndü” dedim…
Elbette devlet büyüklerinin böylesine bir felaket sonrasında bölgeye gitmesi kadar doğal bir durum yok ancak daha o gece sıcak saatler yaşanırken, Belediye Başkanının suçlanması, topun Rumlara atılarak baraj kapaklarının gündeme getirilmesi vs.. ile olay enteresan bir boyut kazandı; tamamen siyasete döndü ve biz yine başardık bu olayı bile “politize” etmeyi…
Aynı gün Orams davasının sonucu açıklandı. Sonuca, tepkilerde beklenildiği gibiydi. Ancak bizler onu da politize etmeyi başardık ve çıkan kararı bir taraftan “siyasi” diye nitelendirirken, diğer taraftan kendi içimizde işi öylesine siyasete soktuk ki insanın “valla bravo(!)” diyesi geliyor…
Hemen ertesi gün, Eroğlu ve UBP ile ilgili Star gazetesinde yayınlanan haber soğuk duş etkisi yarattı. Söz konusu haberde “KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu’nun eşi ve iki kızı ile hükümet üyelerinin AB üyesi olan Rum kesimi pasaportu taşıdıkları ortaya çıktı” diye yazıyordu… Gerçi Eroğlu bu haberi akşam saatlerinde yalanladı ama ben bu haberi ilk okuduğumda aklımdan geçenler şunlardı: “Seçime iyice ısınıyoruz. Eee Eroğlu’nun mal varlığı ne zaman haber yapılacak? Veya “Talat Rumcudur”, “Vatan hainidir” diye ne zaman suçlanacak? Hep aynı film…” oldu.
Bunları seçim sürecinde çok görecek, çok okuyacağız.
Alıştık zaten bu tip şeylere… Vatandaşta alıştı…!
Bu nedenle bu şekilde haberlerle ne Talat, ne de Eroğlu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kaybetmeyecektir. Ama maalesef bu şekilde haberler basında hep yer alacak!
İşin kötü yanı siyasetçilerde bunu istiyor. Çünkü böyle olunca herhangi bir fikir ve çözüm şekli üretmek durumunda kalmıyorlar… Onlar açısından suçlamalar, birbirine laf yetiştirmeler, propaganda dönemini geçiştirmek için yeterli oluyor.
Ancak!
Burada ‘arızalı’ bir durum var:
Özellikle son zamanlarda ki olayları ön plana alırsak (Orams ve Güzelyurt) mağduriyetlerden ve akla hayale gelebilecek her şeyden siyasi bir beklenti içine girmek veya suçlamalarla, açık aramalarla, siyasi rant elde etmeye çalışmak ne kadar ucuz bir durum.
Prim vermeyelim eyyy halkımız bu siyasi oyunlara…
Siyasetçileri fikir üretmeye, çözüm sunmaya zorlamalıyız…
Halen ‘şark siyasetinin’ popüler olduğunu göz önüne alarak diyorum ki: Yanınıza gelen siyasetçilerin durum tespiti, suçlamalar yapmalarına izin vermeyiniz. Onlara çözüm önerilerini ve bunları nasıl yapacaklarını sorunuz... Fikirlerini öğreniniz. Siyasetin tüm kirli argümanları kullanarak sizleri yönlendirmelerine izin vermeyiniz.
Tekrar görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!