Zaman-zaman bazı fırsatlar geçer elinize…
Fakat bunları görmek yeterli değildir…
Asıl önemli olan buna cesaret edebilmektir.
Oy oranı iyice gerileyen Sn. Talat açısından Orams davası resmen tuz biber oldu.
Bu noktada Cumhurbaşkanlığının yaklaşımı, “işte bakın, Kıbrıs’ta muhakkak çözüme ulaşmalıyız. Bu sonuç bunu gösteriyor” bu…
Ancak bunları söylemek ne ciddiyetle bağdaşır, ne de gerçeklerle…
Hatta bu söylem “köşeye sıkıştık, çözüm bulmak zorundayız, herhangi bir anlaşmaya imza atmak zorundayız” manasına gelir: Ki KKTC halkı bu lokmayı yutmaz.
Elbette Sn. Talat bunları söylemek istemiyor, asıl söylediği: “Bu sorun bir an önce bitmeli, bu davalar oldukça sorun çözülmez, daha karmaşık hale gelir.”
Sn. Cumhurbaşkanının bu düşüncede olduğunu biliyoruz, fakat Sn. Cumhurbaşkanın bilmediği şey, halkımız Rumlara kesinlikle güvenmiyor ve çözüm olacağına inanmıyor…
Çözüm vizyonu Sn. Cumhurbaşkanına bu saatten sonra hiçbir şey kazandırmaz. Hal böyle olduğuna göre ben SN. TALAT’IN YERİNDE OLSAYDIM, ORAMS DAVASININ SONUCU AÇIKLANDIKTAN 10 DAKİKA SONRA İSTİFA EDERDİM.
Ve bunu şöyle açıklardım:
Bu dava sonucundan halkım çok ciddi zararlar görebilir. Garantör olan ve daha bir ay önce müzakere sürecini desteklendiğini söyleyen İngiltere’nin çok açık ortada olan böylesine siyasi bir kararı alması, müzakere sürecinde dengeleri altüst etmiştir. Rum hükümetinin kuzeyde herhangi bir egemenlik hakkı bulunmadığı tüm dünya tarafından biliniyorken ve bu çerçevede iki toplum lideri olarak bizler, iyi niyetle kalıcı barışa ulaşmak için müzakere ediyorken, böylesine bir karar alınması sürecin önünü kapamıştır. Kıbrıs’a barışı getirmek için üstlendiğim Cumhurbaşkanlığı görevinden istifa ediyorum. Bu göreve barışı getirmek için geldim. Fakat bu karar sonrasında, görüyorum ki bu şartlar altında barışa ulaşmak imkânsız hale gelmiştir. Ancak müzakere süreci bu noktada bitmeyecektir. Nisan ayında yapılacak seçimlerde Cumhurbaşkanı olacak olan kişi bu şartlarda, dilerse, müzakere sürecine devam edebilir.
Bu davranış şekli ona, hem Nisan seçimlerini, hem de KKTC halkının gönlünü kazanma fırsatı verirdi. Yani “CTP’nin Cumhurbaşkanı” şeklinde eleştiriliyorken, tüm Kıbrıslı Türklerin Cumhurbaşkanı olma fırsatını yakalayabilir, dünyadaki itibarını da ikiye katlayabilirdi…
Ayrıca bu davranışla, tüm Dünya’ya meydan okuyarak çok ciddi bir mesaj verebilirdi. “Dünya bu davranışı nasıl karşılardı?” sorusunun yanıtını düşünmek yerine, “bizlere oynanan bu oyunun karşılığı ne olmalı?” diye sormamız gerekiyor. Zaten bu yazıyı kaleme almamım sebebi de bu…
Diğer taraftan emin olun bu dik duruş ve mesaj, şu anda Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Kıbrıslı Türkleri inanılmaz ölçülerde gururlandırır ve ülkelerine sahip çıkmalarını sağlardı.
Bu satırları okuyunca eminim “sende ne diyorsun? Dünyadan tepki çekeriz, Türkler çözüm istemiyor derler. Hiç olur mu öyle şey” diyorsunuz.
Emin olun Talat’ın yerinde Eroğlu olsaydı, şu an bu satırları yazıyor olmazdım. Bu davranışı Eroğlu yapacak olsa aynen dediğiniz gibi olabilirdi. Ancak Sn. Talat’ın dünyada ki algılanış şekli ona bu imkânı veriyor. Ve bu konuda ki duruşu, şu anda KKTC’deki hiçbir liderde yok.
Bu arada, bu noktada dünyadaki konjonktürden söz etmek demagojiden öteye gitmez.
Zira, söz konusu konjonktür değil mi bu davayı bu şekilde sonuçlandıran?
Peki, Sn. Cumhurbaşkanı çok mu geç kaldı?
Bana göre önünde bir fırsat daha var.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun 2 Şubat’ta adamızda olacak.
Bu ziyaret bu açıdan değerlendirilebilir; bu değerlendirme Sn. Talat’a kalmış…
Son olarak, “neden ısrarla istifayı gündeme taşıyorsun?” diye sorduğunuzdan ve hatta, hani çok sevdiğimiz ‘damgalama’ olayına girip “bak bu eroğlucu, Talatçı” diye söylendiğinizden eminim…
Cevap çok açık:
Arkadaşlar alınan karar öyle yenir-yutulur bir karar değil. Farkına varalım…
Bu nedenle, böylesine bir karara öyle bir tepki vermeliyiz ki bir daha bizimle ilgili ve aleyhimize bir başka ülkede her hangi bir karar çıkmasın. Bu bağlamda benim aklıma gelen tepki şekli bu…
Fakat bunun için başta da söylediğim gibi ‘cesaret’ lazım…
Zaten cesaret değil midir, liderleri hatırlanır kılan!
Tekrar görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!