Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

Biz keriziz, öderiz

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Önceki gün Gemikonağı’na çekim yapmak için kendi aracımla gittim. Yol boyunca “vay benim güzel ülkem” dedim kendi kendime… Kıbrıs’ın bu zamanlardaki halini seviyorum.

Zira bu zamanlarda doğa o kadar cömert davranıyor ki bu ülkeye, hayran kalmamak elde değil. Doğa, insanoğlunun bildiği her rengi cömertçe sergiliyor…

Hele yaz aylarında sarı olarak gördüğümüz toprakların, kusursuz yeşile bürünmesi insanın yüreğini temizliyor.

Güzelyurt’un girişinde karşıdan gelen araçların hemen hepsinin selektör yapması, bu güzelliklerin beni götürdüğü hayal dünyasından uyanmamı sağladı.

Zira bu bir işaretti; araçlar selektörleriyle “eyyy sürücü uyan, ileride polis var” diye haykırıyordu adeta…

O an aklıma geçen yıl yazdığım ‘Muhalif Selektörler’ başlıklı yazım geldi.

Söz konusu yazımda, parasız kalan bir önceki hükümet’in yollara gönderdiği polislerle para kazanma uğraşı içerisine girdiğini, ancak yollarda selektör yapan sürücülerin buna engel olduğunu anlatıyordum.

Bu düşüncelerle önümde ki ve arkamdaki araçlarla birlikte KONVOY halinde ilerlemeye devam ettik. Bu sırada gözlerim polisi aramaya başladı… Kendi-kendime “Allah, Allah nerede bu polis?” diye söylenirken, bir baktım polis karşımda ve önümdeki araçlara bakarak “geç” diyor. “Herhalde bir ihbar var ve kontrol ediyorlar” diye düşünürken karşımda ki polis bana el kol hareketleri yaparak kenara çekmemi işaret etti.

Aracımı çektim, camı açtım ve bir bayan polis ehliyetimi istedi. Rutin kontrol olduğunu düşünerek ehliyetimi verdim. Ehliyetime bakan polis “Cem bey radara yakalandınız, 65 ile gidilecek yolda, 82 km hız yaptınız. Cezanız 123 lira ve 5 puan ceza aldınız” demez mi? Resmen aptala döndüm… “Nasıl yani” dedim… “Önümdeki ve arkamdaki araçların özelliği ne?” diye sordum… Hanımefendi beni dinlemiyor direk yazıyor… Ben çırpınıyorum resmen, “Radar nerede?” diye sordum. “İleride otobüslerin orada” diye yanıtladı beni… Ardından iyi niyetli olarak, basın mensubu olduğumu, iş için bu bölgeye geldiğimi, önümde ve arkamda araçlar olduğunu ve söz konusu hız ise bunun imkansız olduğunu, nasıl olurda sadece beni tespit ettiklerini sordum. Elinde ki kağıdı bana gösteren memur arkadaş kendi el yazısıyla yazdığı rakamları bana gösterdi… Ona göre bu bir delildi… Çıldırmamak elde değil! Bunu yapmaması gerektiğini, radar işareti olmadığını söyledim. Hız tabelasını göstermez mi? Al başına başka bir bela… Sustum, “yaz” dedim… İmza atamamı istedi, elbette kabul etmedim. Gerçi imza atmamam neyi değiştirecek ki bu ülkede? Neyse, son olarak “maaşlara para yetmiyor galiba, bizden çıkarıyorsunuz” diyerek devam ettim yoluma…

Olay bundan ibaret!

Hız yaptığımı sanmıyorum, ama spatlıyamıyorum.

İşin komik yanı hız yaptığımı poliste ıspatlıyamıyor.

İşin daha da komik yanı önlü arkalı araçlarla ilerlerken nasıl oluda sadece ben radara yakalanıyorum?

İşin traji-komik yanıysa, bu durumda olan diğer vatandaşlarımız gibi bende paşa-paşa gideceğim ve bu parayı maliyenin kasasına kazandıracağım…

Devlet baba vatandaşını iyi tanımış…

Başlıkta da dediğim gibi;

Nasıl olsa biz KERİZiz, öderiz…

Cuma günü görüşmek üzere…

Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!

Kaynak sayfayı görüntüle ↗