Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

Konfüçyüs Kıbrıs’ta!

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Dün Konfüçyüs’ün doğumunun 2 bin 560. yılıydı.

Öğretileri ve felsefesiyle yüzyıllardır insanoğluna yol gösteren Konfüçyüs bugün yaşıyor ve Kıbrıs’ta ikamet ediyor olsaydı, yaşananlar karşısında acaba neler söylerdi?

Merak ediyor musunuz?

Okumaya devam edin!

Hristofyas’ın İradesi!

Birleşmiş Milletlerin 64. Genel Kurulu’nda ki konuşmasında Rum Lider Dimitris Hristofias daha önce anlaşılan konuların dışında kavramları gündeme getirir. Bunları şu sözlerle genel kurulda bulunanlara aktarır: “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğini yeniden oluşturarak Kıbrıslı Türkler ve Rumlar için ortak vatan yapmayı ve üniter devletin iki otonom bölgeden oluşan bir federal devlete dönüştürülmesini amaçlıyoruz.”

Hristofyas’ın bu sözlerinin aksine liderler müzakerelere başlamadan önce almış oldukları kararla “iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı federal bir çözüm” anlayışını benimsemişlerdir. Bu durumun böyle olduğunu Türk lider Talat şu sözlerle gündeme getirir: “Federal çözüm, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum kurucu devletleri olmak üzere eşit statülü iki kurucu devletli olacak. Bu iki tarafın da üzerinde mutabık kaldığı çerçevedir.”

Her iki tarafı da dinleyen bilge kişi Konfüçyüs alır karşısına Hristofyas’ı ve şu tarihi sözlerini ona hatırlatır: “İrade öyle değerli bir özelliktir ki bir ordu komutansız kalsa da kişi iradesinden yoksun kalamaz. İradeli insan davranışları tutarlı insandır.”

Yönetim

Ülke’deki grevler ve eylemlerden dolayı meclis önüne giden Konfüçyüs, Başbakan tarafından karşılanır ve ortak basın toplantısında şu sözleri söyler: “İyi yönetici olmanın sırrı dört yanlıştan kaçınmak, beş doğruyu uygulamaktan geçer. Dört yanlış şunlardır: nasihat etmeden infaz etmek (gaddarlık); öğretmeden başarıyı ölçmek (kabalık), yönetimde gevşek olup sınırlar koymak (art niyet), özlük haklarının dağıtımında cimri davranmak (bürokrat olmak). Beş doğru ise şunlardır: müsrif olmadan eli açık olmak; gocunmadan çalışmak; haris olmadan istek duymak; mağrur olmadan rahat davranmak; ürkütücü olmadan saygın olmak.”

İcraatlar

Hükümet’in “100 günde % 100 icraat” başlıklı basın toplantısına katılan Konfüçyüs verilen bilgilerden sonra şu sözleri söyler: “Üstün insan konuşmadan önce eyleme geçer ve sonra eylemine göre konuşur.”

“Ne demek istediniz sayın Konfüçyüs” sorularını tebessümle karşılayan Konfüçyüs şöyle der ve salonu terk eder: “Susmak, insanı ele vermeyen sadık bir arkadaştır.”

Önümüzdeki bir ay askerlik görevimi yerine getireceğimden yazılarıma döndüğümde devam edeceğim.

Son söz olarak yine Konfüçyüs’ten alıntı yapmak istiyorum.

“Derin olan kuyu değil, kısa olan iptir!” diyor Konfüçyüs; hiçbir zaman umudunuzu kaybetmemeniz dileğiyle…

Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun! Yüzde 95’i Rum tezlerine inanıyor---5.11.2009 Bırakın Kıbrıs’ta yaşananları dünyaya anlatamadık diye hayıflanmayı!

Biz Kıbrıs sorununun tarihsel sürecini ve şu anki halini, kendimiz dışında kimseye anlatamamışız…

Anlatmamışız!

Gerek mi duymadık?

O zaman neden ‘kimse bizi anlamıyor’, ‘Dünya tarihi saptıran Rum tezlerine inanıyor’ diye dert yanıyoruz?

Neden mi bunları söylüyorum?

Açıklayayım…

Askerlik görevimi yerine getirmek üzere, Dünya’nın dört bir yanından Burdur’a giden tam beş bin D.A.H.T.ER٭’le birlikte, 21 günlüğüne Burdur 58. Piyade Er Eğitim Alayındaydım.

Sözünü ettiğim beş bin kişi Türkiye’de yaşamıyor!

Sözünü ettiğim beş bin kişinin arasında iş adamları, profesörler, siyasetçiler, medya mensupları vb. gibi kariyer sahibi insanlar var.

Ve ne yazık ki sözünü ettiğim beş bin kişinin yüzde 95’i Rum tezlerine inanıyor.

Çünkü yaşadıkları ülkede Rum lobisinin etkisiyle Rum tezlerine hizmet eden yayınlar yapılıyor. Onları yok saydığımız ve bilgilendirmediğimiz için akıllarında bu konuyla ilgili oluşan fikirler söz konusu yayınlar doğrultusunda!

Ancak Burdur’da ki deneyimlerime dayanarak söylüyorum, bu konuyla ilgili hisleri, bir şeylerin yanlış olduğuna dair onları rahatsız ediyor. Bu rahatsızlık konuyla ilgili bilgi vermeye kalktığınızda uyanıyor ve hemen kulak kabartıyorlar. Çünkü onlara yaşadıkları ülkede anlatılanların yanlış olduğunun farkındalar...

Ama doğrusunu arıyorlar…

Burdur’a dört celp dönemini göz önüne alırsak, yılda 18 ila 20 bin arasında Türk, dünyanın dört bir yanından askerlik görevini yerine getirmek üzere gidiyor.

Bizlerse yıllardır burnumuzun dibine kadar gelen, dünyanın dört bir yanında çalışan, kariyer sahibi soydaşlarımızı bilgilendirmek için herhangi bir girişimde dahi bulunmuyoruz…

Çok yazık…

Yazık, çünkü söz konusu bilgilendirmeyi bugüne kadar yapmış olsaydık Rum lobisinin baskısıyla yapılan yayınların gerçek olmadığını soydaşlarımız bilir ve çevresinde yaşayanlara da bu konuda bilgileri aktarabilirdi.

Yukarıda anlattıklarımı gölgede bırakan bir olayı bugün yaşadım.

Arabama aldığım bir üniversiteli arkadaşa sorduğum sorular ve aldığım yanıtlar beni tamamen umutsuzluğu sevk etti.

Hukuk fakültesi son sınıfta olan söz konusu arkadaşın Kıbrıs sorunu hakkında çokta bilgili olduğunu söyleyemem. Düşünsenize dört yıldır, dünyanın en popüler sorununun yaşandığı ülkede yaşıyor bu arkadaş ve Kıbrıs sorunu hakkında herhangi bir fikre sahip değil…

Biz daha ülkemize okumak için gelen gençlere bu sorunu anlatamamışız…

Anlatmamışız…

‘O’ merak etmemiş, öğrenmemiş, araştırmamış!

Nasıl bu noktaya gelindiği önemli değil!

Açıkçası nedenler hakkında araştırma yapmak sadece kaybedilen zamanı çoğaltır.

Bu noktadan sonra, bu gerçekler ışığında, bu bilgisizliği ortadan kaldırmak için hareket etmek gerekiyor. Bunun yolu da çok açık ortada; yoğun bir bilgilendirme seferberliğine girmek!

İletişim çağında bunun nasıl olacağıyla ilgili ne yapacağını bilememek, beceriksizlikle eş anlamlı olsa gerek…

Salı günü görüşmek ümidiyle…

Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!

٭ D.A.H.T.ER: ‘Dövizli Askerlik Hizmetine Tabi Er’ demek. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre yurt dışında 3 yıl (1095 gün) çalışma izni olan her erkek Türk vatandaşı, yapmakla yükümlü olduğu askerlik görevini belli bir ücret karşılığında 21 gün süreyle D.A.H.T.ER olarak yapabiliyor.

Kaynak sayfayı görüntüle ↗