Allah göstermesin ama bir sabah kalksaydınız ve hayatınızın sadece çocukluk dönemini hatırlıyor olsaydınız, bu anılar içinde ‘en hit’ olanı ne olurdu?
Bu soru bana sorulsaydı cevaben “Tabii ki bayramlar” derdim.
Her bayramın (çocuklar için detay da) kendine özel farklılıkları vardır.
Sizler ne hatırlarsınız bilemem ama eminim benim hatırladıklarımı anlatacağım alt satırlarda, sizinde anılarınız canlanacak! (En azından 80’li yıllarında başında çocuk olanlar hatırlayacaktır.)
Her bayram sabahı nedense mutlaka radyo açılır, radyoda da mutlaka Barış Manço’dan “Bugün Bayram” isimli şarkı çalınırdı; artık öylemi denk geliyordu yoksa ben mi abartıyorum bilmiyorum…
Bayramların kendine ait modası olurdu.Yeni kıyafetler alınırken, bu modaya uyulurdu. Dikkat edin, bayramlar da genelde çocukların giydiği kıyafetler, birbirine çok benzer. Tabii arada aykırı olanlar vardır. (Ben o farklı olanların arasında olurdum; hiç istemesem de! Benim çocukluk dönemim Ablamın dikiş öğrenme dönemine rastlamıştı; kıyafet dikme hevesi içinde olan ablamın diktiği kıyafetleri giyerdim. Ablamın diktiği kıyafetler, çok güzel olurdu fakat ‘standart bir yaşam felsefesi’ni ret eden ablam, bayram modasına pek uymazdı. Bu neden ile diğer çocuklar arasında göze çarpan hep ben olurdum. Grup halinde yaptığımız yaramazlıkların hesabını vermek haliyle bana kalırdı!)
Enflasyonlu bayram harçlıkları hemen tüketilmeliydi! Bu nedenle bayramlarda, sırf “bu harçlıkları çocuklar hemen harcasın” diye düşünen, ‘çok düşünceli!’ bayram için özel/ticari kuruluşlar vardı. Mesela hep yazın gittiğimiz Lunaparklar, kışın ortasında ki bayramlar da dahi açık olurdu. Tabii bunun yanında bayram dışında asla bulamayacağımız ‘kızkaçıran’, ‘mantar tabancası’, ‘torpil’, ‘çat-pat tabancası’ vs. gibi bir çok gereksiz ve şiddet içerikli ‘oyuncak’, bakkallarda olurdu. Bu oyuncak olmayan oyuncaklar sebebiyle bir çok çocuk, yaralanmıştır. Hatta beklide şu an bu satırları okuyanlar arasında da yaralananlar vardır.
Bayramlarda bir yüzsüzlük alırdı başını giderdi; bu aile desteği ile olurdu. Normal zamanlarda asla izin verilmeyen birçok davranış, bayramlarda yapılması gereken bir şeydi! Bir başkasından alınmasına asla izin verilmeyen ‘para’, bayramda herkesten ‘bayram harçlığı’ adı altında alınabilirdi. Bayram ziyaretlerinin ilk dakikalarında önce istemem diye reddedilen bayram harçlığı, anne/babaların “oğlum/kızım al” sözlerine müteakip hafif yüz kızarıklıkları ile cebe/çantaya atılırdı. Tabii bu yüz kızarıklığı ile kendini gösteren utanma duygusu, ilerleyen saatlerde, verilen harçlığı az bulma yüzsüzlüğüne kadar giderdi.
Yazıya başlarken, yazının ‘nerede o eski bayramlar’ çerçevesine girmesinden korkuyordum. Fakat ister istemez oraya geliyor söz; sanırım bu konuda hepimizin anlatacağı “eski bayramlar” başlıklı anıları var. Benim de var/mış demek. Her geçen yıl yazılarımda Bayram hikayeleri anlatıyorum ve hemen-hemen aynı cümleler kalıbıyla “ahhh bizim çocukluğumuzun bayramları” temasında yazı çıkıyor ortaya… Büyüdükçe, galiba “bizim çocukluğumuz da yaşanan bayramlar harikaydı” mantığı oturuyor.
Bugünün çocukları ileride “nerede o eski bayramlar” der mi bilmem… Büyüklerimiz bizlere bu başlıkta çok hikaye anlattı. Bugünde biz anlatıyoruz… Sanırım bugünün çocukları büyüdüklerinde o günün çocuklarına bizim gibi, eski, kendi çocukluklarının bayramlarını anlatıyor olacaklar!
Buradan da anlaşılıyor ki, bu süreç çocuk olmakla alakalı…
Yani bayramlar çocukların…
Onları mutlu edin… Mutlu olun!
Mutlu bayramlar…
Perşembe günü görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!