Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

Çemberizm

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Önceki gün memleketimin bitmek bilmeyen çemberlerinden birinden geçerken aklıma “bu çember olayı nasıl başladı acaba?” şeklinde bir soru geldi?

Acaba şöyle olabilir mi?

İki mimar arkadaş bir gün yolda giderken dört yol ağzına gelirler ve araçların karşıdan karşıya geçerken yolda bir karmaşaya yol açtıklarını farkederler. Söz konusu yolda sinyalizasyon sisteminin olmayışı bu karmaşanın temelini oluşturuyordur aslında ve iki mimar arkadaş bu durumu nasıl kotarabiliriz diye düşünmeye başlarlar...

Akıllarındaki soru şudur: “Sinyalizasyon sistemi olmadan bu yoldaki trafiği nasıl rahatlatırız?”

O an üniversitede ki yıllar akıllarını gelir ve başlarlar beyin fırtınası yapmaya...

-Bence biz buraya ‘kare’ şeklinde bir ada yapalım, trafiği rahatlatmanın yanında görsel açıdanda güzel bir şey çıkar ortaya.

-Yok artık daha neler! Dikdörtgen yapalım istersen. (Hehehee) Bence en güzel ‘elips’ şeklinde olur! Çünkü dünyamızda elips şeklinde ve evrende gayet güzel bir şekilde duruyor... Canım dünyam...

-Hmmm. Aslında ‘oval’de olabilir. Düşünsene oval bir ada! İçine havuz falanda yaparız... Çocuklar içine girer oynar, rahatlar, serinler...

-Anlaşıldı en iyisi ‘çember’ yapmak galiba!

-Tabiii yaaaa. Çember şeklinde olsun! Araçlarda dönüp dursun... Bu sayede yayalarda yola bakarken sıkılmaz.

-Ok. Tamam. Çember şeklinde yapıyoruz. Başlayalım inşaata...Haydi bismillah...

Dört yollara çember koyma fikri nasıl çıktı bilmem ama bizim karayolları eminim çemberleri çok seviyor. Öyleki hemen-hemen her yere çember koyuyoruz.

Şahsi fikrim çemberlerin olmasından yana ancak biraz abarttık galiba.

Evet çemberler sinyalizasyon sistemine oranla trafiği daha akıcı hale getirmenin yanında, doğru noktalarda olursa hızıda engelliyor!

Fakat aynı yere hem çember, hem de sinyalizasyon sistemi kurmanın mantığını anlamış değilim! (Buna en güzel örnek Gönyeli Çağaloğlu Petrol’ün önündeki çember olsa gerek.)

Bu arada günlerdir devam eden Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet hastanesinin hemen yanında ki çemberin bitmesini merak ve özlemle bekliyorum… Çember yapmayı bu kadar sevdiğimiz göz önüne alınırsa, bu çemberin yapılmasının neden bu kadar uzun sürdüğünü anlamış değilim!

Diğer taraftan öyle yerlerde çemberler varki kaza yapmak işten bile değil!

Bilhassa Güzelyurt – Lefkoşa ana yolundaki çemberler adeta kazaya davetiye çıkarıyor.

Lefkoşa – Gazi Mağusa anayolundaki ‘güzelim’ çemberlerimizi unutmuş değilim.

Kaldı ki anayolda bu şekilde olan çemberlerin yol güvenliği açısından ne kadar sağlıklı olduğunu acaba iyice tartıştık mı bilmiyorum. Tek bildiğim arkadaşlarımın sıklıkla bu çemberlerden şikayetçi olması ve bu çemberlerin, biraz dikkatsiz olan sürücüler için ciddi bir tehlike olduğu!

“Yol güvenliğimizi sadece çemberler tehlikeye atıyor” demek kör olmakla eşdeğer. Ülkemizin yollarında, gerekli tüm güvenlik önlemlerinin alınmadığı bir gerçek…

Ülkemin yol güvenliği açısından bu durumda olduğu ortadayken Kermiya bölgesinde yer alan çemberde yapılan ‘anıt’ dolayısıyla tartışmaya açılan ‘yol güvenliği’ hususunun garibime gittiğini belirtmeliyim.

Ve sormak istiyorum:

Asıl derdiniz yol güvenliği mi?

Yoksa anıtta Atatürk’ün olması veya elinde kılıç olması mı?

Yada derdiniz o anıtı oraya diken kurum veya kurumlar mı?

Diğer taraftan anıtın oraya dikilmesini eleştirenleri eleştirirken acaba onların sözlerini ne kadar dinliyorsunuz?

Sözlerimiz, asıl amacı mı taşıyor?

Yoksa amacımıza ulaşmak için bahaneler mi yaratıyoruz?

O kadar kör olmuşuz ki, bu kadar basit bir tartışmada bile tahammülsüzlük meyvesini “Rumcu”, “Türkiyeci”, “Askerci” vs gibi nitelendirme olarak veriyor ve farkına bile varamıyoruz…

Bu nitelendirme ve damgalama kültürü beraberinde, tartışma kültürümüzü buduyor ve kurumlarımızı, demokrasimizi ve birbirimizi yıpratmamıza sebep oluyor. (Neyse, bu, bir başka günün konusu…)

Bugün anıt açılıyor, bana kalırsa anıtla ilgili tüm dertlerinizi ve bahanelerinizi bir kenara bırakın!

Düşüncelerinizi bahanelerle, damgalamalarla değil! Saf duygularınızla dile getirin…

Salı günü görüşmek ümidiyle...

Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve trafikte saygılı olun!

Kaynak sayfayı görüntüle ↗