Adalet diye kandırılmış O mağdur; inanmış, yıllarca olduğunu sanmış… Ta ki o mahkeme koridorlarına düşüne kadar! “Adalet nerede?” diye soruyor O mağdur; yıllardır o mahkemenin koridorlarında oturduğu bank’ta…
Adaleti arıyor, koridorlarda…
Aradıkça adaletsizliğe uğruyor!
“Keşke taş devrinde olsaydık” diyor; mahkeme koridorlarını arşınlayan mağdur!
Haklı da kendince…
Çünkü kızgın, öfkeli, haksızlığa uğramış; hakkını arıyor!
Taş devrine dönüp kendi hukukunu uygulamak istiyor; çıkamıyor işin içinden…
Ama işte yine başlıyor kendi kendine konuşmaları: “Yoo… Hayır! Hakkımı hukuk yoluyla aramalıyım” diyor.
Ama aradıkça bulamıyor…
Sistemi sorgulamaya başlıyor, zihninde…
“Bu nasıl bir sistem?” diyor, kendi kendine…
Yine kızıyor, yine öfkeleniyor…
Bir an aklına geliyor!
“Bende parçasıydım sistemin” diyor…
Kurduğu cümlelerin başında şimdide “Ahhh”lar, “Keşke”ler oluyor O mağdurun…
Pişmanlık duyuyor; ancak gururuna yediremiyor pişmanlığı.
Zihni şimdiyse teselliler üretiyor:
“Fırsatım yoktu! Evet… Evet, fırsatım olsaydı bu sorunu görevdeyken muhakkak çözerdim” diyor; bir an inanmak istiyor bu sözlerine…
Yıllar önce okuduğu bir kitapta yer alan sözler, şimdi ona daha anlamlı geliyor.
“Hiç kimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar. Hukuk ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir.”
Pierre Calamanderi’nin bu sözleri yüreğine oturuyor.
Sanki hatırlamaktan rahatsız olmuş gibi kendi kendine soruyor: “Nerede okumuştum bunu?” diyor. Unutmak istediği bir şeyi hatırlayan her insan gibi yüreği burkuluyor… Mahkemenin koridorları üzerine, üzerine geliyor; bunalıyor bu durumdan!
Sonra birine rastlıyor o mahkemenin koridorlarında; Onun gibi mağdur olmuş birine rastladığını düşünüyor...
Çünkü o da kızgın, o da öfkeli, o da mahkemelerde yıllarını tüketmekten bıkmış!
Birbirlerine bakmaları yetiyor mağduriyetlerini anlatmaya…
Ama çekiniyor ona bakmaya…
“Belki de onu ben mağdur ettim” diyor kendi kendince!
Fakat kızmıyor o mağdur ona!
Onu mağdur etmediğini düşünüyor, o an sevinç kaplıyor yüreğini.
Birden bir ses çıkıyor karşılaştığı O mağdurdan: “Eyyy” diyor!
Diğer mağdur ona; yüreğini korku kaplıyor, yüzünü çeviriyor; bununla yüzleşmek istemiyor o an…
Yılmıyor O mağdur, devam ediyor sözlerine; mahkeme koridorlarının sebep olduğu yüzündeki çizgilerle…
“Eyyy Ferdi, eyyy Eroğlu, eyyy Çakıcı, eyyy Denktaş, eyyy Avcı” diyor ve sözlerini kesip gülmeye başlıyor…
Ferdi dediği an korksa da, “Delirmiş adam” diye nitelendiriyor; karşılaştığı O mağduru…
Ancak içi içini kemiriyor, O gülerken bir an kendini görüyor onda, “bende mi böyle olacağım bu koridorlarda” diye düşünüyor korkuyla…
Gülücüklerinin suratına vermiş olduğu tebessümle ve haykırarak devam ediyor sözlerine O mağdur: “Bir Gün Size de Lazım Olur Hukuk” diyor ve susuyor, sıcak bir günde, soğuk olan mahkeme koridorlarının çatlatmış olduğu dudaklar…
Hukukun bir gün size de lazım olacağını düşündüğünüz günlerde görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!