Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

Çözümü Karartma!

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Ve nihayet Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat Kıbrıs müzakerelerinde gelinen aşamayla ilgili Meclis’e bilgi veriyor. Konu ülkemizde çok tartışılmış, her kafadan ayrı ses çıkmıştı.

Ancak bu seslerden biri, yani Cumhurbaşkanlığındaki yetkililer ısrarla şunu söylüyordu: “Görüşme tutanakları vekillere açık. Dileyen milletvekili bu tutanakları inceleyebilir.”

Hal böyleyken “Cumhurbaşkanı müzakere sürecinde gelinen aşamayla ilgili bize bilgi vermiyor” diye eleştirenlerin, eleştirilerini anlamış değildim.

Sanırım bu eleştirileri yapanlar da Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaları anlamıyorlardı. Neyse ki, bu anlamamışlık bugün bertaraf oluyor ve olay nihayete eriyor.

Peki, nasıl bir “nihayet” bu?

Bildiğiniz gibi bugünkü oturum basına kapalı gerçekleştiriliyor.

Yani kamuoyunun bilgi sahibi olması engelleniyor.

Yani Müzakere sürecinde gelinen aşama hakkında halkın bilgisi olsun istenmiyor.

Cumhurbaşkanı bize bilgi vermiyor diyen Milletvekilleri için belki mutlu bir son olacak bu bilgilendirme toplantısı!

Ancak basına kapalı olmasından dolayı halk gelinen aşama hakkında bilgi sahibi olamayacak!

Peki, o “halk” kim?

Cumhurbaşkanını, Cumhurbaşkanı yapan! Milletvekillerini, Milletvekili yapan! Demokrasinin gereği verdikleri oylarla onları bir yere getiren kitleye, konumuz itibariyle en basit şekilde böyle bir tanımlama getirebiliriz.

Söz konusu kitlenin geleceği hakkında birileri konuşuyor, ama geleceği konuşulanlar konudan haberdar değil!

Buna Sn. Cumhurbaşkanı’nın yanıtı şu olabilir: “Halk beni seçti bu görüşmeleri yürüteyim diye” Peki, halk seçerken şöyle bir madde var mı acaba, seçim pusulasında veya Cumhurbaşkanı’nın görevlerini tanımlayan yasalarda: “Cumhurbaşkanı geleceğinizi istediği gibi konuşur, size bilgi vermesine gerek yoktur. O gereğini yapar ve hatta muhatabıyla basına karartma uygulaması hususunda karar alabilir.”

Burada şunu söyleyebilirsiniz, “bu görüşmelerin sonucunda bir plan çıkacak ortaya ve biz karar vereceğiz zaten.”

Evet, biz karar vereceğiz, ancak çıkacak olan planın nasıl şekillendiği ve içeriğinde neler olduğu sizce de önemli değil mi?

Ya kabul edemeyeceğimiz bir plan çıkarsa karşımıza?

O plana hayır demenin sonuçları sizcede ağır olmaz mı?

Plan önümüze gelmeden üzerinde fikirler üretmek, tartışmak, gerekmez mi?

Şu aşamada müzakere sürecinde yaşananları bilmeye hakkımız yok mu?

Belkide toplumsal reflekslerimizle onu değiştirmemiz mümkünken, tombaladan çıkar gibi çıkan bir plana nasıl “evet” veya “hayır” diyeceğiz.

Planlandığı gibi 2010 yılı başlarında bir çözüm olacaksa, biz o planı ne kadar sürede tartışacağız?

Bu söylediklerim, Cumhurbaşkanımızın çıkarlarımıza ters düşen bir anlaşma metnini önümüze getirecek anlamına gelmiyor elbette.

Ancak, bilgisiz olan halk konuya ya çok yabancı, yani çözüm olacağına inanmıyor, ya da kör dövüşü misali devam eden müzakere sürecini kendi arasında çok farklı boyutlarda duyumlarla tartışıyor.

Çözüm olması gerektiğini her fırsatta dile getiren Sn. Cumhurbaşkanımız, bu karartmayla çözümü sağlayacak olan halkı, çözümden uzaklaştırmış olmuyor mu?

Sn. Cumhurbaşkanı sizce de, bu gerçekleri göz önüne alarak samimi ve tüm ayrıntılarıyla süreç hakkında halkı bilgilendirmesi gerekmez mi?

Bu arada “Sn. Erçakıca her hafta bilgi veriyor zaten, buna ne gerek var?” denilebilir.

“O zaman Sn. Cumhurbaşkanı meclise bugün kapalı oturumda hangi bilgileri veriyor?” demek de bize düşüyor...

Cuma günü görüşmek ümidiyle...

Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!

Kaynak sayfayı görüntüle ↗