Geçtiğimiz gün Öğlen Ajansı’nda Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Hasan Erçakıca konuğumdu. Bu söyleşinin bir kısmı Star Kıbrıs gazetesinde yer aldı.
Ancak konuşmanın detaylarında öyle konular vardı ki...
Merak ettiğim hususlardan biri Cumhurbaşkanımızın son haftalarda sarf ettiği ve ciddi bir şekilde eleştirildiği sözlerin, müzakere masasına nasıl yansıdığıydı.
Gerçektende “Sn. Cumhurbaşkanımız söylediği sözlerle elimizi güçsüzleştiriyormuydu?” ve “Rumlar bu sözleri masada kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyorlarmıydı?”
Bu soruların yanıtları Sn. Erçakıca vardı!
Yanıtladı da...
Erçakıca, Sn. Cumhurbaşkanının “müzakerelerden çekilme lüksümüz yoktur!”, “29+ kabul edilmişti” gibi sözlerini bir durum tespiti ve gerçeği yansıtma olarak yorumluyor. Bu sözlerin masada, direk olarak değil belki ama dolaylı olarak Rumlar tarafından kullanıldığını söylüyor.
Düz bir mantıkla olaya bakıldığında Sn. Cumhurbaşkanını eleştirmemek elde değil!
“Madem öyle eyyy Cumhurbaşkanım, neden Rumlara koz veriyorsun?” diyerek, öfkeyle karışık Cumhurbaşkanımızı eleştirebiliriz.
Fakat burada aslında başka bir soru, hatta bir gariplik var!
Sizcede Sn. Cumhurbaşkanımız bu sözlerinin Rumlar tarafından bu şekilde kullanılabileceğini bilmiyor mu?
O halde neden bu sözleri söylüyor!
İki yanıt var:
1) Cumhurbaşkanı elinin güçsüz olmasını istiyor.
2) Rumların ellerinde koz varmış gibi düşünmesini istiyor.
Birinci yanıtın mantıksızlığı gün gibi ortada olduğuna göre ikinci yanıtı çözmeye çalışalım.
Rumların böyle düşünmesini Sn. Cumhurbaşkanı neden istesin?
Bu etki Rumları ne yapmaya itiyor?
Bu soruların yanıtıda yine Erçakıca’nın sözlerinde gizli!
Erçakıca geçtiğimiz hafta verdiği basın mülakatında, Rumların masaya akıl almaz önerilerle geldiğini söylemişti.
Evet Sn. Cumhurbaşkanımızın bu sözleri Rumları anlamsız ve akıl almaz teklifler yapmaya itiyor ve aslında bu durum onları zor duruma sokuyor.
Zira Sn. Erçakıca programımda bu durumu şöyle özetliyor: “Rumların bu isteklerini konuştuğumuz gerek BM, gerekse AB yetkilileri, istekleri anlamsız buluyor.”
Sn. Erçakıca açıkça söylemiyor ama görünüşe bakılırsa burada bir taktik söz konusu...
Sn. Cumhurbaşkanı söylediği sözlerle Rumların rehavete kapılmasını sağlıyor, bu rehavette onları hata yapmaya yönlendiriyor.
Bu arada “Çok mantıksız” diye nitelendirebilirsiniz bu çözümlemeyi!
Ki öyle yorumluyorsanız eğer, sizce birinci durumu düşünmek çok mu mantıklı?
“Evet” diyorsanız, “Allah sabır versin!”
Kıbrıs’ın Çözüm Modeli “Mantık Evliliği”
Sn. Erçakıcayla yaptığımız söyleşinin genelinde, sözlerinden, Rumların adeta çözümsüzlük için herşeyi yaptığı izlenimini alıyorum.(Türk tarafının taktiği düşünülürse, aksi olmazdı zaten.)
Bu izlenimimi programın sonunda kendisiylede paylaştım.
Kendiside “öyle olsa bile çözüm şart” dedi!
O an aklıma gelen tek şey “mantık evliliği” oldu.
Öyle ya birbirini sevmeyen, birleşmek istemeyen, ama çıkarları için birleşmek zorunda olan iki bölge var ortada...
Bu birleşmeye “mantık evliliği” demekten kendimi alamadım; elbette sesli söyledim...
Bu benzetmeye Sn. Erçakıca ilk etapta karşı çıksada, onu ikna etmem fazla uzun sürmedi.
Neticede o da, Kıbrıs’ın çözüm modelinin ancak “mantık evliliği” olabileceğine kanaat gertirdi...
Sizce bu gençler evlenebilir mi?
Salı günü görüşmek ümidiyle...
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!