29 Nisan 2009 tarihinde Cumhurbaşkanlığında mecliste temsil edilen siyasi parti liderleri bir araya gelmiş, ATAD’ın Orams davasıyla ilgili yorumu değerlendirilmişti. Bu değerlendirme toplantısı sonrası, hepimizin özlemle beklediği, memnuniyetle karşıladığı bir tabloyu yansıtıyordu ajanslara düşen fotoğraf.
Söz konusu fotoğrafta Cumhurbaşkanı’da dâhil olmak üzere her fırsatta birbirini suçlayan tüm liderler bir araya gelmiş isterlerse tek ses, tek vücut olabildiklerini başta Kıbrıs Türk halkı olmak üzere tüm dünyaya göstermişlerdi.
Yukarıda da belirttiğim gibi bu tabloyu özlemle bekliyorduk ve işte gerçekleşmişti.
Liderler 3 saat 20 dakika ATAD’ın yorumunu değerlendirmiş, ortak bir metinde anlaşmışlardı.
Nihayetinde bu ortak metni Cumhurbaşkanı açıklamıştı: “ATAD’ın bu kararı, Kıbrıs’ta şu anda devam etmekte olan müzakere sürecine de ciddi bir zarar vermiştir. Bu kararla henüz sonuçlanmamış olan Orams davasındaki hukuki süreçte son noktayı koyacak olan İngiliz İstinaf Mahkemesi’nin ATAD’ın yaptığı şekilde Kıbrıs’taki gerçekleri dikkate almayarak bir karar üretmesi durumunda, müzakere süreci bir daha düzeltilmesi mümkün olmayan bir şekilde zedelenecektir.”
Cumhurbaşkanı alınan kararı bu sözlerle dile getiriyordu, ancak bu kararı almak tam 3 saat 20 dakika sürmüştü.
Peki ama neden 3 saat 20 dakika sürdü?
Toplantı sırasında kamuoyu merakla Cumhurbaşkanlığında süren görüşmeden çıkacak açıklamayı bekliyordu. Dışarıda kalanların aklında “Talat masadan kalkacak mı, kalkmayacak mı?” sorusu vardı.
Aslında aynı sorunun cevabı o dakikalarda içeride de tartışılıyordu! İçerde kim ne söylüyor, neyi savunuyordu?
Önceki gün Öğlen Ajansı’nda ki konuğum TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı’ydı.
Sayın Çakıcı bu toplantının perde arkasını canlı yayında anlattı.
Toplantıda, UBP ve DP İngiliz İstinaf Mahkemesinin kararı ATAD’ın yorumuyla örtüşürse, derhal masadan kalkmak gerektiğini savunurken, CTP ve ÖRP bu öneriye ılımlı yaklaşıyordu. Bu konu tartışılırken ise Cumhurbaşkanı da bir ara masadan kalkabileceğine dair sözler söylüyordu. TDP ise masadan kalkmayı kesinlikle tasvip etmiyordu.
Neticede tartışılan husus alınan kararın son cümlesi üzerineydi!
İçeride son cümle tartışılıyordu.
Cümle “Müzakere süreci askıya alınacaktır” diye mi bitsin, yoksa ““Müzakere süreci bir daha düzeltilmesi mümkün olmayan bir şekilde zedelenecektir” şeklinde mi bitsin?
Sonuç olarak görünen o ki TDP’nin diretmesiyle, kesin yargılar içermeyen uyarıcı manaya gelen bir karar üretilmişti.
Toplantıda UBP ve DP hatta ÖRP’nin masadan kalkmaya yönelik telkinlerde bulunması sürpriz değil!
Ancak CTP’nin ve dolayısıyla Sayın Talat’ın masadan kalkmaya yönelmesi oldukça manidardır.
Adada çözümü sonuna kadar savunan ve arzulayan CTP kanadını bu noktaya getiren Avrupa Birliği bana kalırsa bir kez daha düşünmeli.
Diğer taraftan fotoğrafta dikkatimi çeken bir başka husus ise solu temsil eden parti liderlerinin Cumhurbaşkanının soluna, sağı temsil eden partilerinde sağ tarafına oturması oldukça manidardı.
Şans eserimi böyle oldu bilemiyorum ama görünen tablo Cumhurbaşkanını da içine katarsak üretilen kararın 3’e 3’lük bir eşitlik neticesinde alındığını gösteriyordu.
Cuma günü görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!