Merak ve heyecanla beklenen seçim nihayet gerçekleşti. Sonuçlar üzerine şüphesiz çok yorum yapılacak. Muhtemelen sonuçlarla ilgili olarak yapılan yorumlarda “ben demiştim”, “ben söylemiştim” vs. şeklinde cümleler geçecek. Bu furyaya katılan biri olarak ben de alıntılar yapacağım…
KADEM’in araştırması ülkemizde çok tartışılmıştı.
Konuyla ilgili 6 Nisan 2009’da yazdığım “Anket Savaşları” başlıklı yazımda aynen şunları söylemiştim.
“KADEM’in anketi üzerine yapılan tartışmaları, söylenen sözleri duydukça şaşırmıyor değilim! Zira aynı kurum vakti zamanında, şu anda onu eleştirenlerin istediği sonuçları verdiğinde, bu tartışmalar zıt yöndeydi. Ayrıca o dönemde KADEM’in yaptığı araştırmaların sonuçları, neticeyi vermişti diye anımsıyorum.
Tüm bunlar bir yana benimde hocam olan Muharrem Faiz’in bilime ne kadar önem verdiğini, bilimsel çalışmalarını, üniversite hocalığını göz önüne aldığımızda yapılan eleştirileri daha düzeyli bir seviyeye çekmek durumunda olduğumuzu düşünüyorum.
İçinde birçok bilimsel yöntem kullanılan bir çalışmayı bu kadar basitleştirmek, bilime sırt çevirmek, bu denli sözlerle suçlamaya kalkışmak ve ardından da ülkeyi yönetmeye aday olmak sizce de tezat değil mi? “ Demek ki bilime sırt çevirmek cezasız kalmıyor.
Eklemeden edemeyeceğim bir başka olaysa, bu satırları yazdığım dönemde UBP yanlısı olmakla suçlanmış olmam. Oysa –yukarıda da açıkça belli olduğu üzere- yazımda sözünü etmeye çalıştığım şey, bilimsel bir çalışmayı bu denli eleştirmenin yanlış olduğuydu.
Son ana kadar isim vermeden çözüm vizyonuna işaret ederek açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanımızın gerekli mesajı alıp almadığını açıkçası merak ediyorum. Zira çözüm istememekle ‘suçlanan’ ancak çözüm yanlısı olduğunu söyleyen bir partinin tek başına iktidar olabilecek bir seviyeye ulaşması, onu çözüm istememekle suçlayanlara bir soru sormayı gerektiriyor: “Acaba bu sonuç halkın çözüm vizyonundan uzaklaşmış olduğu anlamına mı geliyor?”
Şahsi fikrim bunun zıttı yönünde. Bana göre çıkan sonuç halkın çözüm istemediği anlamına gelmiyor. Bana göre son iktidar dönemi gösterdi ki çözüm vizyonu salt partilerle ilişkili bir şey değil! Bu konuyla ilgili yine bu sütunda 14 Nisan tarihinde kaleme aldığım “Rant Kavgası” başlıklı yazımda şunları söylemiştim: “Kıbrıs sorununda her partinin çözüm yanlısı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu noktada yapılan tartışmalarda gülünç bir durumu ortaya koyuyor aslında. Partiler, birbirini, başına ‘aslında’ kelimesini koyarak çözüm istememekle suçluyor; ancak çözümün herhangi bir partinin elinde olmadığı aşikâr. Zira “Kıbrıs Sorununu Çözeceğiz” sloganıyla gelen partinin iktidarına tanıklık etmiş olan KKTC halkına, halen daha “çözümü biz yaparız” demenin inandırıcılığı ne seviyede merak ediyorum? Bu noktadan hareketle partilerin Kıbrıs Sorunu argümanını kullanmasını anlayamıyorum.”
Demek oluyor ki halkımızda bu argümanı ısrarla kullanmaya çalışanları anlayamamış…
Seçimin mesajları üzerine konuşmaya devam edeceğiz.
Ama şu an itibariyle diyebiliriz ki bu seçimler “çözümsüz seçim” olmuştur.
Yani çözüm vizyonu, evet önemli! Ancak yukarıda da söylemeye çalıştığım gibi bu konu hükümet edenlerin elinde değil! Görünen o ki Kıbrıs Türk halkı nezdinde de bu gayet iyi anlaşılmış durumda…
Cuma günü görüşmek ümidiyle…
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!