Her sohbette kendiliğinden gündeme gelen ve arttık söylemeden geçemediğimiz bir tartışma konusudur ‘nasıl bir toplum’ olduğumuz!
Hepimize göre farklılıklar gösteren bir toplum olsakta, nedense her tartışma sonucunda uzlaşıya vardığımız bir “şeklimiz” var.
İşin ilginç yanıda bu zaten...
“Biz Türkler .... yapmayı çok severiz”, “Toplum olarak hep ..... şeklinde davranırız”, “Aslında bizler toplum olarak .... görüşlüyüzdür”, “Toplumumuz .... yapıya sahip bir toplum olduğundan” vesaire...
Genelde bu söylemler, tartışma platformlarında tespit edilen problemlerin çözümü yolunda dile getirilen açılımları pekiştirme manasında kullanılıyor.
Yazıktırki söz konusu tartışma konusuna adapte olan beyinler tüm toplumu kategorize eden bu söylemleri es geçiyor. Tartışılan konunun tüm yönlerini kendine göre haklı gerekçelerle ortaya koyan tartışmacının destek mahiyetinde toplumsal tespit içeren sözlerini ister istemez “hmm evet biz böyle bir toplumuz” şeklinde karşılıyor, kabulleniveriyoruz.
Oysa belkide öyle bir toplum değiliz!
Son günlerde tartışma programlarına katılan siyasetçilerin toplumumuzun davranış biçimlerine dair söylemleri çok enteresan geliyor bana... Konuşmalarında ki tezatlıklara özellikle dikkat ettiğimi belirtmeliyim.
Yukarıda sözünü etmeye çalıştığım destek mahiyetinde olan bu tespitleri, tartışılan konunun dışında tutup karşılaştırdığınızda komik bir durumla karşılaşıyorsunuz! Bir siyasetçinin, aynı programda dile getirdiği bir tespitini, konu değişince fikrininde değiştiğine şahit olmanız yüksek bir olasılık.
Mesela bir siyasetçiden toplumumuzun demokrasi anlayışı üzerine yaptığı yorumlarda şöyle sözler duyabilirsiniz: “Toplumumuzda demokrasi anlayışı tam olarak oturmadı. Toplum olarak demokrasiye inanmalıyız” dedikten kısa bir süre sonra “halkımızın demokrasiye olan inancına güveniyor. Demokratik hakkı olan oy verme gününde doğruyu yapacağını biliyoruz.”
Lütfen şaşırmayın, bu türde konuşmalar izlediğiniz veya dinlediğiniz hemen-hemen her programda oluyor.
Yeterki dikkat edin, sizde karşılaşacaksınız.
Bu arada bunları yakalarken çok eğlendiğimi belirtmeliyim.
Nasıl bir toplum olduğumuz konusunda her kesin ahkam kesip –ki buna bende dahilim, zaman-zaman bende yapıyorum- bir şeyler söylemesi aslında doğal bir durum. Ancak son günlerde bu konunun dikkatimi özellikle çekmesinin nedeni, negatif yönde kendi kendimizi aşırı düzeyde yargılamamızdan kaynaklanıyor. Umursamaz, duyarsız, kendine güvenmeyen, vesaire gibi sözcüklürle toplumumuzu kategorize etmenin kimseye bir faydası olacağını düşünmüyorum.
Bir toplum elbette öz eleştiri yapmalı, ancak her şeyde olduğu gibi bu konuda da aşırıya kaçmak, dozu kaçırmak tehlikeli bir durumu ortaya çıkarıyor.
Toplumda sorun olarak nitelendirdiğimiz bu durumu, sözlerimizle pekiştererek sorunu daha da büyüttüğümüzün farkına varmalıyız.
Salı günü görüşmek ümidiyle...
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve trafikte saygılı olun!