Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

Benim Özgür(!) Medyam

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Son günlerin en popüler tartışma konularından birisi ‘basının özgürlüğü’…

Tüm bu tartışmalar yaşanırken tek bir şeyi düşündüm “ben mi başka ülkede yaşıyorum, yoksa tartışanlar mı?”

Biz önce medyanın ne olduğu konusunda konuşalım: Bir kitle iletişim aracı olan medya, kamuoyunu bilgilendirirken, kamuoyunun çıkarlarını koruma bilinciyle hareket eder! (Yani etmelidir…) Bu bilgilendirme çok hassas bir çizgiye sahip olduğundan zaman-zaman bilginin değiştirilmesinden öte, aktarım şekliyle bile kamuoyu yönlendirilebilinir… Bu noktadan sonra ise medyanın gücü ortaya çıkar. Yani medya öyle bir güçtür ki gerçek dışı bir olayda dahi, algılarınızla oynayarak sizi bir konu etrafında toplayabilir. Bu nedenledir medya da etik değerlerin önemi!

Hal böyleyken ülkemizde ki medyanın durumu nedir?

Tek gelir kaynağı reklâm olan medya için ekonomik durum: Üretim yapılmayan, sadece tüketilecek maddeleri ithal edip satan bir ekonomiye sahibiz. Bu nedenle, reklâm fiyatları düşük ve reklâm pastası da oldukça küçük!

Pastanın ortakları: Benim küçük ülkemde ciddi bir medya enflasyonu yaşanıyor. 10’un üzerinde gazete, sayısı her geçen gün artan televizyon kanalı ve aynı oranda artan radyo istasyonları.

Medyanın gücü: Hemen-hemen her siyasi partinin bir gazete veya radyo (yakında televizyonları da olacak) istasyonuna sahip olduğu ülkemizde, medyanın inandırıcılık gücü yanlı habercilik nedeniyle düşük seviyelerde! Bunun yanı sıra reklâm pastasından ihtiyacı oranında pay alamayan ‘benim özgür(!) medyam’, güçlü olma yolunda yine sınırlandırılmış durumda! Hal böyle olunca maddi problemi olmayan Star Kıbrıs Medya Grubu ve bir-iki grup hariç, her kurum iktidar ve/veya muhalefet partilerine yakın durarak, bu kıskaçtan çıkış için maddi olanak yaratma peşine düşüyor. Olansa bilgi edinmek isteyen halka ve basın emekçilerine oluyor. Halk doğru bilgiyi tarafsız ve kamu görevi bilinciyle görevini yapan medya kurumlarından alamazken, basın emekçileriyse arada kalmanın zorluğunu yaşıyor.

Maddi açıdan siyasetle organik ilişki kurma zorunda bırakılan medya kurumlarının özgürlüğünden söz etmek, ne kadar inandırıcı geliyor size? Ayrıca maddi olanakları olmayan, haber kaynağı olarak tek bir yere (TAK Ajansı) bağımlı bırakılan medya kurumları nasıl olurda özgürdür?

Son günlerde malum nedenden ötürü tartışmaya açılan ‘basının özgürlüğü’ konusunda çok istekli olan ve naralar atan siyasetçilerimize; yaklaşık on yıldır KKTC medyasında emek vermiş biri olarak naçizane fikirlerimi söyleyeyim: Belli standartlar getirilerek medyada ki düşük kalite ortadan kaldırılabilir; sonuç olarak da ‘kurum bolluğu’ sorunu giderilmiş olur. Bunun yanı sıra düşük boyutlarda, zor bela alınan reklâmlardan devlet vergi, YYK (Yayın Yüksek Kurulu) pay vesaire alıyor. Bu paylar pekâlâ kaldırılabilir. Hatta devlet medya kurumlarına (eşit seviyede) destek mahiyetinde fonlar ayırabilir.

Bir medya mensubu olarak, siyasetçilerimizin ‘basının özgürlüğü engellenemez’ şeklinde sözler etmeleri yerine, basının özgürlüğü hususunda ne yapacaklarını söylemelerini tercih ederim.

Yoksa bu konuda da mı ‘senin özgür basının’, ‘benim özgür basınım’ şeklinde ayrım var?

Neyse ‘senin basının’, ‘benim basınım’ –popüler deyimle ‘yandaş medya’- konusuna Perşembe günü değineceğiz.

Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen Trafikte saygılı olun.

Kaynak sayfayı görüntüle ↗