Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

Vatandaş-sız-lık

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Partilerin vatandaşlık konusunda yaptıkları ‘açılımları’ ilgiyle takip ediyorum. Ne yalan söyleyeyim ülkemizde şu sıralarda cılız da olsa devam eden vatandaşlık konusundaki tartışmalar, çok komik geliyor bana…

Diğer taraftan da düşündürüyor!

Öncelikle belirtmeliyim ki, vatandaşlık konusu ülkemizde hararetle tartışılırken, özellikle bu konuya girmedim. Bekledim; sözünü edeceğim çözümle ilgili bir açıklama bekledim siyasetçilerden! Ne yazık ki bu yönde bir açılım sergileyen ve politika üreten bir siyasetçi göremedim…

Gerek hükümet eden partiler gerekse muhalefet partilerinin seçim yaklaştıkça vatandaşlık konusu üzerine yaptıkları açıklamalar aslında şu demek oluyor: Biz bu argümanı ve siyasi yatırımı elimizden bırakmak istemiyoruz.

Ülkemizde ki durumu daha açık yazalım:

Ülkemizde ki partileri iki parti olarak düşünelim ve bunlardan birinin adı ‘A Partisi’, diğeriyse ‘B Partisi’ olsun.

A Partisi vatandaşsızlık politikasını savunsun ve desin ki; —Biz kendi dönemimizde şu kadar az vatandaş yaptık!

B Partisi ise vatandaşlık politikasını savunsun ve desin ki; —Biz başa geçersek şu kadar çok kişiyi vatandaş yapacağız.

Konuyu daha da dallandırıp budaklandıralım ve suçlamalar ekleyelim: A Partisi, B Partisini suçlasın desin ki; —Sizin döneminizde şu kadar vatandaş yapıldı, siz suçluları, onları, bunları vatandaş yaptınız.

B partisi de cevap versin;

—Siz aslında şunları, bunları ve onları da vatandaş yaptınız. Gerçek rakamları açıklayın…

Neticede bu tartışmalardan nemalanmak isteyen A Partisi seçmene aslında diyor ki: “Eyyy vatandaş, biz önümüze geleni vatandaş yapmıyoruz. İnce eleyip sık dokuyoruz. Fazladan vatandaşlık dağıtılması konusunda korkusu olanlar varsa bize oy versin!”

Aynı durumdan kar elde etmek isteyen B Partisi ise seçmene aslında diyor ki: “Eyyy vatandaş, biz eşinizi, dostunuzu, sevdiklerinizi vatandaş yaparız. Eşinin dostunun vatandaş olmasını istiyorsan bana oy ver!”

Sonuç olarak A Partisi ve B Partisinin vatandaşlıkla ilgili politikaları arasında ciddi bir uçurum var gibi gözükse de, temelde her ikisi de yukarıda sözünü ettiğim bu siyasi argümanı kullanmaktan çekinmiyor!

Hal böyleyken soru şu:

“Bu siyasi argümanın zararı kimlere dokunuyor?”

A Partisi baştayken gerçekten vatandaş olmayı hak edenler vatandaş olamıyor!

B Partisi baştayken ise hak edende, etmeyende vatandaş oluyor!

Her ikisi de sakıncalı bir durum!

Peki siyasetçiler bu sakıncalı durumun farkında değiller mi?

Elbette farkındalar; en azından konu tartışılırken verdikleri rakamlar ve karşılıklı suçlamalar bu ‘farkındalığı’ yaratmalı diye düşünüyorum…

Eee çıkış ne?

Çıkış belli, “diğer ülkeler bu konuda ne yapıyor?” sorusu çıkışı gösteriyor aslında.

Bu konuda yapılmış bir çalışmayı inceledikten sonra şu kadarını söyleyeyim: Diğer ülkelerde vatandaşlık politikası belli!

Yani başa A Partisi gelmiş, B Partisi gelmiş fark etmiyor! O ülkelerde yaşayan ve vatandaş olmayan insanlar, nasıl vatandaş olacaklarını biliyorlar. Bu konu, siyasi bir konu olmanın dışına çıkarılmış.

Bu arada, “Bizde de kriterler var, bizimde bu yönde yasalarımız var” diyeceklere de şimdiden sormak isterim: O halde bu vatandaş-sız-lık üzerine yürütülen siyasi tartışma neden yapılıyor?

Siyasetçilerimizin siyasi çıkarları değil de, toplumun çıkarlarını düşündükleri günlerde görüşmek ümidiyle…

Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!

Kaynak sayfayı görüntüle ↗