Bugün bir değişiklik yapalım; bir haber ve farklı bakış açıları üzerine pratik yapalım. Bakalım ortak nokta bulabilecek miyiz?
Haber:
“Güney Kıbrıs'ta Apoel Spor Kulübü'nün fanatik gençleri, kulüp binası önündeki trafik ışıklarında bekleyen Kıbrıs Türklerin arabalarına saldırdı. Fanatik Rum gençlerinin fırlattığı taşlarla, bira şişeleriyle arabalarının camları ve dikiz aynaları kırılan Türkler, korkulu anlar yaşadı.”
Bakış Açısı 1:
Birkaç kendini bilmez Rum genci, duygularına yenik düşmenin yanında, şüphesiz kışkırtmalara maruz kalmışlardır. Olay bundan ibarettir. Buradan Rumlarla Türklerin bir arada yaşamayacağı sonucu çıkmaz. Zamanla onlarda bu vatanı bizimle paylaşmak zorunda olduklarını anlayacaklardır. Zira süren kapsamlı müzakereler, Kıbrıs’ta bir anlaşma sürecini başlatmıştır. Bu noktada yapacağımız şey bu şekilde cereyan eden olayları büyütmeden, süreci devam ettirmektir.
Bakış Açısı 2:
İşte Rumların gerçek yüzü bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Onlar değişmediklerini, EOKA kültürünü devam ettirdiklerini ve enosis istediklerini bu olayla bir kez daha ortaya koymuşlardır. Kıbrıs da iki ayrı halk olduğunu kabul etmemekte ısrar ediyorlar. Birlikte yaşamamızın imkânsız olduğunu artık anlamalıyız. Sürmekte olan kapsamlı müzakerelerde neden iki ayrı devlet istediğimize en güzel örnektir bu! İşte bu olay bundan sonra yaşanacaklara en güzel örnektir. Yaşanan bu ve benzeri olayları BM ve dünyaya iyi anlatmalıyız ki güvenlik konusunun bizim için ne kadar önemli olduğunu gerek Rumlar, gerekse dünya anlamalı!
Bakış Açısı 3:
Yok kardeşim! Bu Rumlardan ne dost ne de post olur. İşte adamların ne olduğu ortada! Neyi görüşüyor, neyi çözmeye çalışıyoruz. İstemiyorlar bizimle ortak yaşamayı, neden bu ısrar? Onlar orda, biz burada mutluyuz. Kapatalım kapıları da, ne onlar buraya gelsin, ne biz gidelim. Biz KKTC’de mutluyuz…
Ortak Nokta Kültürü:
Bakış açılarını çoğaltabiliriz; en bilindikleri bunlar olsa gerek. Peki, bizim için önemli olan ne? Biz ne istiyoruz? Söz konusu bakış açıları ortak bir noktada buluşabilir mi? Buluşmalı mı? Tüm bu soruların cevabını Sayın Cumhurbaşkanımız 3 Eylül 2008’de yaptığı açıklamada söylemişti: “Kıbrıs sorununa adil, kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulma çabalarının yeniden yoğunlaştığı bu dönemde, sizleri sürece aktif bir şekilde katkı koymaya çağırıyorum. İsteğim, bana körü körüne destek olmanız değildir. Bana en büyük desteği, duygu ve düşüncelerinizi, gerçekçi ve yapıcı değerlendirmelerle açıkça ifade ederek vereceksiniz. Hedefim, Kıbrıs Türk halkının gönül rahatlığıyla onaylayacağı bir çözüm bulmaktır. Bunun için ne düşündüğünüzü, geleceğe dair planlarınızın ne olduğunu bütün sadeliği ile öğrenmek istiyorum. Kıbrıs Türk halkı, bu süreçte bir bütün olarak yer almalıdır. Farklılarımız bütünlüğümüze zarar veremez; vermemelidir. Demokratik kuralları sonuna kadar kullanınız. Demokrasi en büyük gücümüzdür. Demokratik kurallara uygun bir katılım süreci, düşüncelerimizdeki farklıkları zenginliğimiz haline getirecek ve bu süreçteki başlıca gücümüz olacaktır.”
Bu nedenledir ki bakış açılarınızı, korkularınızı, endişelerinizi, tahammüllere uygun bir şekilde, demokratik haklarınızı kullanarak bunları öğrenmek isteyen Cumhurbaşkanımıza iletiniz.
O sizden bunu istiyor!
Perşembe günü görüşmek ümidiyle!
Çevrenize dikkat edin, temiz tutun ve lütfen trafikte saygılı olun!