Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

13.Maaşlar Nerede?

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Kendisi mahallemizin bakkalı Sismar Market’in Mehmet Amcası! Köşesine, yani kasanın hemen yanına oturur, gelen gidenle ayak-üstü sohbet eder! Kendisiyle genelde Ülkenin, Dünyanın ve Türkiye’nin durumuyla ilgili kritikler yaparız! Kendi adıma söylemeliyim ki bu kısa sohbetler çok hoş sohbetlerdir. Ve Mehmet Amca’da hoş sohbet bir adamdır… Geçtiğimiz gün yine kendisiyle böyle bir sohbet yaptık: Cem KAR: Hayırlı işler olsun Mehmet Amca! Nasılsın?

Mehmet Amca: Sağ ol Cem Bey. Aynı uğraşma…

C.K: İşler ne âlemde?

M.A: İşler durgun! Bugün 13. maaşlar ödendi, canlanır dedik ama herkes Rum kesiminde alışverişte…

C.K: Başbakan geçen gün bu konuda açıklama yaptı. Süt ve süt ürünleri yasaklandı. Ayrıca 135 Euro da kota getirildi. Fayda etmedi mi?

M.A: 135 Euro, 270 YTL yapar. Neyi engelleyecek ki? Bizi etkilemiyor ve faydası yok o kotanın…(Muhabbet böyle ilerledi…)

Bu sohbetten sonra ev için yaptığımız alışverişleri düşünüyorum da; haftalık alışverişlerimiz 200 YTL’nin üstüne pek çıkmıyor. Yani son olarak getirilen kotaya göre oraya gidip haftalık alışveriş yapabiliriz. Bu durumda maalesef bu önlemle küçük esnaf çok da korunamayacak!

Bu arada bir soru oluşuyor düşüncelerimde: Her iki bölgedeki ithalatçılar, aynı malı hemen-hemen aynı ücretle alırken bizde neden pahalı? Soruya iki cevap verebildim: İthalatçı firmalar çok yüksek kar elde ediyor!

Bizdeki devlet kurumları çok yüksek vergi alıyor! Dolayısıyla maliyetler artıyor.

Açıkçası yanıtlar beni pek ilgilendirmiyor; neticede ya ithalatçı firmalar elde ettikleri kardan feragat etmiyor, ya da devlet aldığı vergiyi düşürmek istemiyor. Fakat sorunda çözülmüyor.

Peki, hal böyleyken “neden 135 Euro kota getirildi!” diye düşünmeden de edemiyorum. Evet, amaç belli: Hükümet çok yüksek meblağlarda alışverişin önüne geçmek istiyor. Ancak Rum kesimi de ilk etapta bu yöntemi denemiş sonrasında ağırlığını fiyat politikasına vermişti… Yani bu yöntem denendi!

Nedense beynim almıyor bunu! Yani bir sorunumuz var ve sorunun çözümü için âlim olmaya gerek yokken, hatta birçok çevrede bu çözüm dillendirilirken, bir türlü çözüm üretil-e-miyor. Bu işin çözümünün, maliyetleri düşürüp rekabet gücünü arttırmaktan geçtiği gün gibi ortadayken, yasaklarla mı insanları oraya gidip alışveriş yapmaktan alı koyacağız? Hele günümüzün rekabet dünyasında, siz insanları nasıl bir yasaklama metoduyla engelleyebilirsiniz ki? Ayrıca yasak koymak sorunları ne zaman çözmüş ki şu an çözsün!

Ayrıca son olarak açıklanan ekonomik önlemler, şimdi ve yakında yaşayacağımız olası iflasları, kepenk kapatmaları ve kredi ödemlerinde ki sorunları ötelemeye yönelik olduğu da belli! Evet, bu önlemler ve kredilerle esnaf geçici bir süre nefes alacak, peki ya sonrası?

Yoksa bu “geçici rahat nefes aldırma” erken seçim yatırımı olmasın?

Neticede esnafımız Rum kesimi ile rekabet edebilecek güce kavuşturulmadığı sürece, sadece 13. maaşlar değil daha nice maaşlar Rum tarafında harcanacak.

Bu durumda Mehmet Amcalara, süper marketler ve 135 Euro altı harcama yapan müşteriyi bekleyen esnaf dostlarıma, Allah yardımcınız olsun demekten başka bir şey diyemiyorum!

Perşembe günü görüşmek ümidiyle…

Yeni yılda da çevrenize lütfen dikkat edin ve trafikte saygılı olun. Umarım Yeni Yılda…---2.01.2009 Neticede hepimiz aynıyız ve sadece 2008 değil de 2009 diyeceğiz ve şükür ki daha ‘eyvah yaşlanıyorum’ laflarını etmiyorum... Bizler aynı kalsak da ve zaman geçse de, yeni bir tarih olması ve sürekli ‘Yeni yılın ülkemize dünyamıza vs’ ile başlayan cümle kalıbıyla temennilerde bulunmak, insanı motive etmiyor değil!

Bu münasebetle yeni yılla ilgili bende temennilerde bulunup ne kadar kendime köşe yazarı diyemesem de, klasik bir yazar edasıyla artık cümlelerime başlamak istiyorum…

_Yeni yıldan beklentilerimi yazdığım alt satırların başına lütfen ‘umarım yeni yılda’ kalıbını siz ekleyiverin:_ —Tüp Gaz fiyatlarına zam yapılıp geri alınmaz. Zira işin cıvığı çıkıyor sonra.

—Herhangi bir devlet başkanının (ki hak etmeyenler hariç) kafasına ayakkabı atılmaz!

—Türk Milli Takımı son dakikalarda gol veya goller bulup kalp ritimlerinde herhangi bir bozukluğa sebep olmaz…

—Arka mahallemizin güzide sakinlerinden ve oturduğum apartmanın tam arkasında ikamet eden değerli! komşum sabahın altısında dakikalarca kornaya basmaktan vazgeçer…

—Müzakere sürecini ilerletmeye çalışan Rum yönetimi başkanı Hristofyas ve Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat birbirlerini suçlamayı bir kenara bırakıp Kıbrıs sorununda ciddi adımlar atar ve Downer’ı sevince boğar…

—Ekonomik önlemleri açıkladıktan hemen sonra zam yapan hükümetimiz ve değerli Başbakanımız, ekonomik önlem açıklamaz.

—Lefkoşa Altınbaş Petrol’ün hemen önündeki trafik lambaları tamir edilir!

—Editörlerimizden Ayşemden Akın ve Selda Bektaş beni arayıp “Cem yazını ne zaman göndereceksin şu kadar dakikan kaldı” demeden, yazımı onlara erkenden gönderirim.

—Obama umutları boşa çıkarmaz ve kendisinden beklenenleri bir an önce dünya barışı adına yapar.

—Girne’de ki yeni yol projesi artık biter ve rahat-rahat işimize gider geliriz…

—İsrail aklını başına alır ve dengesiz güç kullanımını sonlandırarak sivilleri öldürmekten vazgeçer.

—Eylemler ülkesi olmaktan vazgeçip, bizi eyleme yapmaya sürükleyen nedenler ortadan kalkar ve artık işimizi yapmaya başlarız!

—Küresel mali kriz bizi çok etkilemez ve Başbakan haklı çıkar.

—Yeni tedavüle girecek olan paralar, bu satırları okuyanlara daha çok ulaşır.

—Şu gereksiz yere yaşadığımız trafik sorununun çözümünün toplu taşımacılıktan geçtiğini birileri anlar ve bu yönde adımlar atar.

—Nedense petrol varil fiyatlarının düştüğüne bir türlü inanamayan hükümet prensipte kabul ettiği elektrik fiyatlarını düşürür.

—Zaten delik-deşik olan ülkemin sokaklarında ki kasis enflasyonu düşer.

—Daha çok yağmur yağar ve kuraklıkla başa çıkamayan Tarım Bakanlarıyla karşılaşmayız.

—Popülarite açısından Küresel Mali Krizin mağduru olan ve aslında her şeyden önemli olan Küresel Isınma eski popülerliğine kavuşur…

—Siyasetçiler birbirlerini suçlamaktan vazgeçip bir araya gelme yollarını denerler ve ülke sorunlarını hep birlikte çözmek için politika üretirler.

—Galatasaray UEFA kupasında final oynar ve Saraçoğlu’nda kupayı kaldırır.

—Gerçekleşmeyeceğini bile-bile “Yeni yılda tüm dünya için barış istiyorum” sözlerini duymaktan sıkılan ben ve benim gibiler, bu sözleri söyleyenlerin elinde olan barışı uyguladıklarını görürler.

-…

_Not: Yer darlığı nedeniyle son maddeyi boş bıraktım, bir zahmet o nokta-nokta kısmını da siz dolduruverin._ Salı günü görüşmek ümidiyle…

Umarım yeni yılda çevrenize lütfen dikkat edin ve lütfen trafikte saygılı olun dememe gerek kalmaz... Utanıyorum insanlığımdan---6.01.2009 Cümleler yazıyor, siliyorum.

Parmaklarım klavye üzerinde dolaşıyor; aradığım harfleri bulamıyorum.

Yapılan bu zulmü anlatacak kelimeleri oluşturacak harfleri bulmakta zorlanıyorum.

Kelime dağarcığım yetersiz kalıyor!

Öldürülen onlarca sivilin ölüm anı gözlerimin önüne geliyor!

Sinirleniyorum, kızıyor, öfkeleniyorum…

Gazze’yi düşünüyorum! Atılan her bombada irkilen küçük çocuklar geliyor gözlerimin önüne… Annelerin ‘bitecek korkma evladım’ dediklerini duyuyorum. Çaresiz babaları duvarları yumruklarken görüyorum. O yumrukları yüreğimde hissediyorum. Ne yapabiliriz diyorum, çaresizliği anlıyorum. Öfkem daha da artıyor…

Aklıma eşimle son olarak konuştuğumuz konu geliyor!

Biz ‘evimizi daha verimli ve ekonomik nasıl ısıtabiliriz’ diye konuşurken, Gazze’de sığınaklarda yaşayan, evlerinin hali için endişe duyan aileler geliyor aklıma... Kızıyorum kendi kendime ‘en azından evimizdeyiz’ diyorum.

Sonra oğlumuz geliyor aklıma! Onun geleceği için kurduğumuz hayalleri düşünüyorum. Ona güzel bir gelecek sağlamak için verdiğimiz mücadeleyi anlamlandırmaya çalışıyorum; Gazze’de ölen çocukların fotoğraflarını gördükçe… O çocukların aileleri geliyor aklıma! Düşen her bombada, evlatlarının gelecekleri ile ilgili kurdukları düşlerin her biri yok oluyor o ailelerin belleklerinde! Endişeleri, endişelerim oluyor! ‘Nasıl bir dünya bekliyor oğullarımızı, kızlarımızı’ diye soruyorum kendi kendime! “Böyle bir dünyada nasıl bir gelecek bekliyor evlatlarımızı?” sorusu meşgul ediyor beynimi, çıkamıyor işin içinden, isyan ediyorum…

Ülkemiz geliyor aklıma!

Güzel, huzurlu vatanımız! Kurulan hayallerin düşlerde kalmadığı vatanımız! Acısıyla tatlısıyla yaşayabildiğimiz, sığınaklara gerek duymadığımız vatanımız. Bomba sesleriyle irkilen çocuklarımızı teselli etmeye çalışmadığımız, tek derdimizin daha fazla para kazanmak olduğu vatanımız. Herhangi bir bomba veya kurşunla burun buruna gelmekten korkmadığımız vatanımız geliyor aklıma! _Ben bu satırları yazarken binlerce sivilin daha ölüm kusan bombaların altında verdiği yaşam mücadelesi geliyor yine gözlerimin önüne!_ O mücadele içinde bir gün gazeteci olma hayali kuran bir genci düşünüyorum. ‘Bu yaşananları yazacağım’ diyor o genç kendi kendine!O genç sığınakta yaşıyor ve bu vahşeti tüm dünya medyasının gözler önüne serdiğinden habersiz bir şekilde kızıyor birilerine; ‘niye kimse bir şey yapmıyor? Neden bunlar yazılmıyor, Dünya neden bu kadar duyarsız çocukların ölümüne?’ diye düşünüyor. Bilmiyor dünyanın her şeyi biliyorken bir şey yapmadığını, seyirci kaldığını. Kızıyor gazetecilere, öfkeleniyor o genç!

Neden diyorum kendi kendime!

Tüm dünyanın gözleri önünde orada bir şeyler oluyor, hem de kanlı bir şeyler ve kimse buna dur demiyor, diyemiyor! Niye?

“Hangi çıkar ilişkisi onlarca sivilin ölümüne seyirci kalmayı sağlayabilir ki?” sorusu kemiriyor beynimi!

Cevap bulamıyor, utanıyorum insanlığımdan…

Evet, utanıyorum insanlığımdan…

Bombaların yağmadığı bir dünyada görüşmek ümidiyle…

Çevrenize lütfen dikkat edin ve trafikte saygılı olun! Benim Dizilerim… ---8.01.2009 Ben artık bu topraklarda yaşayan bir birey olarak vaat dinlemek istemiyorum.

AB, ABD ve BM’den gelen açıklamalar benim için inanırlılığını yitirdi.

Başka şeyler ile ilgileniyorum artık. Onların açıklamalarının yerine Romanlar okuyorum; daha inandırıcı geliyor.

Bazen canım sıkılırsa ‘brezilya dizisi’ seyretmek istediğimde -hani o serial haline gelen ve hiç sonu olmayan diziler- haberleri seyrediyorum.

Haberlerde onların açıklamaları bana o dizileri hatırlatıyor.

Ne yazık ki hep en heyecanlı yerinde bitiyor haberler.

Tam dünya barışının sağlandığından, Kıbrıs müzakerelerinde adil davrandıklarından söz edecekleri zaman, haberler bitiyor!

Bu sefer sabırsızlıkla ertesi günü bekliyorum; belki umutsuzca...

İşten eve bir hevesle gidiyorum. Koltuğuma kuruluyorum ve başlıyorum benim için artık pembe dizi haline gelen haberleri izlemeye.

Dikkatle izlediğim haberle arama eşim giriyor!

Eşim “heveslenme Cem bugün de bitmez” diyor.

Bir gerçeği söylüyor, ama kabullenmek istemiyorum.

Yine dikkatle haberleri izlemeye devam ediyorum.

Bir o kanal bir bu kanal derken yine bitiyor haberler ve beklediğim açıklamalar gelmiyor.

Umudumu yitirmiyorum...

İnanıyorum!

Bir gün bitecek diyorum, ilgimi kaybetmiyorum, her gün aynı umut ve bekleyişle izliyorum haberleri...

Bu savaşlar bitecek, dünya daha adil bir yer, huzur dolu bir yer olacak diyorum...

Bak yine içinde olduğum dizilerim başlıyor...

Aktör&aktristler bir-bir ekrana çıkıyor.

AB, ABD ve BM’nin en ünlü aktör & aktrislerini seyrediyorum.

Tam dünya barışının sağlandığından, Kıbrıs müzakerelerinde adil davrandıklarından söz edecekleri zaman, haberler yine bitiyor Yani hiçbir zaman son olmuyor bu dizilerde...

Nasıl bir prodüksiyondur bu diye düşünüyorum!

Sahi, Yalan Rüzgarı bu kadar sürmüş müydü?

Neyse!

Son dönemde her kesin popüler dizileri var...

Benim dizilerimde bunlar!

Salı günü görüşmek ümidiyle.

Çevrenize dikkat edin ve lütfen trafikte saygılı olun...

Kaynak sayfayı görüntüle ↗