Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Köşe yazısı · Star Kıbrıs

Aman tanrım yeniden mi hortluyor?

Aman tanrım yoksa “Evet”çi, “Hayır”cı tartışması yeniden mi hortluyor? Bir insan ölürken bile zarar verebilir mi? \\\ Papadopulos’un ölümü gündemimizin üst sıralarına oturmuş…

Cem Kar yazı arşivi simgesi

Aman tanrım yoksa “Evet”çi, “Hayır”cı tartışması yeniden mi hortluyor?

Bir insan ölürken bile zarar verebilir mi?

Papadopulos’un ölümü gündemimizin üst sıralarına oturmuş durumda. Gencinden yaşlısına hepimiz bunu konuşuyoruz. Şöyle adamdı böyle adamdı vs. Peki Papadopulos’un ölümü bizi çok mu ilgilendiriyor?

_Demek ki ilgilendiriyormuş!_

Papadopulos’un ölümü sürpriz değildi. Bu beklenen ölümün bize yansımalarıysa oldukça ilginç oldu ve aslında saklanmış olan duyguları su yüzüne çıkardı. Demek ki böyle bir şeyi bekliyormuşuz. Demek ki toplum içi uzlaşıyı aslında tam olarak oturmamışız ve bunları dile getirmek için bir sebep arıyormuşuz.

_Kim bilir belki de bu bir fırsattır içimizdekileri söylemek için… Bu fırsatı iyi değerlendirmeli ve bence henüz daha çok erkenken içimizdeki her şeyi söylemeliyiz._ Henüz erken diyorum çünkü Kıbrıs görüşmelerinde olası bir uzlaşı sonrası referandum tekrardan gündemimize oturacak. Ancak, görünen o ki biz hala daha buna hazır değiliz ve 2004 referandumundan arta kalan “evet”çi, “hayır”cı ayrımı zamanla yok olmamış. Aksine daha da derinlerde yaşatılmış. Herhangi bir olay karşısında hemen o ayrımı gündemimize alıyor ve söylemlerimiz içine serpiştiriyoruz.

Son olarak Papadopulos’un ölümü üzerine şu günlerde bunu yaşıyoruz. Söz konusu ayrımın “Evet”çi kanadı bu ölümü görmezlikten gelip hatta belki de içten içe memnuniyetle karşılarken, “Hayır”cı kanat kendisinin EOKA içinde yapmış olduğu Türk düşmanlığı ve katliamlarını hatırlatıp memnuniyetini ve Anan Planındaki tavrı ile içten içe de olsa minnettarlığını sergiliyor.

Ancak burada hangi tarafın ne söylediği değil, beni bu cümleyi yazarken taraf kelimesini kullanmaya iten durum önemli. Yani aynı toplum içinde tarafların olması durumu…

Peki, aynı toplum içinde taraflar olamaz mı? Elbette olur ve olmalıda! Ne var ki söz konusu toplumda taraflar kendi geleceklerini ilgilendiren konularda bir olmalıdır. Bir olmalıdır ki ne istediğini bilen ve o istediğini almak için her an tek bir ses olabilme refleksini sergileyebilsin. Bu o toplumu isteklerini elde etmek için her zamankinden daha güçlü ve muvaffak kılar.

Peki, biz tek ses olabiliyor muyuz? Daha doğrusu bizler tek ses olabilmek için herhangi bir fikir birliğine sahip miyiz? Mesela Kıbrıs sorunun çözümü bize göre nasıl olmalı, görüşmeci olarak seçtiğimiz Cumhurbaşkanımız bizim ne istediğimizi biliyor mu? Hepimizin mutabık olduğu bir çözüm şekli var mı? Bakın bu soruların yanıtlarını ararken yine başka bir soru gündeme geliyor: Tek bir ses olamamakta ki sorumluluk bizlere mi ait? Yoksa sorumluluk, bu konuda ilerici fikirler yürütüp günlük politikalar yerine geleceğe dönük, toplumun ufkunu açıcı politikalar üretemeyen siyasetçilerimize mi ait?

Politikacılarımız hepimizin geleceğini ilgilendiren konularda bizleri tek bir çatı altında toplayabiliyor mu? Yoksa politikacılarımız günlük ve iç siyasete dönük, koltuk sevdasıyla kendi çıkarlarını gözeten dar politikalar üretip, bu ayrımdan ve taraflılıktan rant mı elde etmeye çalışıyor?

Bu hal ve durumda asıl soruyu politikacılarımızın kendilerine sorması gerekmez mi? Perşembe günü görüşmek ümidiyle…

Çevrenize lütfen dikkat edin ve lütfen trafikte saygılı olun.

Kaynak sayfayı görüntüle ↗