_Adına ne desem diye aslında çok düşündüm; ‘Toplumsal Uzlaşı’ mı, yoksa ‘İmzasız Anlaşma’ mı?_ _Kabul ediyorum! İsim konusunda kararsız kaldım ancak ismin pek bir önemi yok!_ _Bu noktada önemli olan eylemdir._ _Neticede söz konusu eylemi her daim siz de uyguluyorsunuz!_ Günlük hayatımızda toplumların sanki üzerinde uzlaşılmış gibi uyguladığı ve /veya anlamlandırdığı pek çok olayla karşılaşıyoruz. Bizler bunun farkında değiliz! Aslına bakılırsa farkında olmamızı gerektiren pek de bir şey yok! Bizler bunları sanki bir refleksmiş gibi hayatımıza sokuyoruz. Bunu bize kimse öğretmiyor, hayat akışımızın içinde farkında olmadan öğrendiğimiz şeyler bunlar…
Neler mi?
Açıklayayım…
Aracınızla yolda seyir halindeyken yolun kenarında olan biri size başparmağını gösteriyorsa hemen anlarsınız kendisinin yardıma muhtaç olduğunu; sizin gittiğiniz tarafa gittiğini ve mümkünse kendisini de yanınıza almanızı istediğini. Yardım etme konusunda özgürsünüzdür. İsterseniz kendisini aracınıza alıp yol üzerinde bir yerlere bırakabilirsiniz. Bu özgürlüğünüzün yanında burada önemli olan bir diğer husus, size başparmağını gösteren kişinin ne demek istediğini anlamanızdır. Yani söz konusu hareketi gördüğünüzde beyniniz bunu direk anlamlandırır. Oysa kimse size bunu öğretmemiştir, bir şekilde öğrenmişsinizdir. ‘Bunu nereden öğrendim’ diye kendi kendinizi sorguladığınızda yanıt bulamazsınız. Oysa eylem çok basittir ve başparmağını size gösteren açısından önemlidir. Basit bir eylemle açıklaması uzun süren bir olay başlamıştır o an hayatınızda, fakat o an bunun farkında bile olmazsınız. Saniyeler içinde geçen bir olaydır bu ve sonrasında hatırlamazsınız, gelip geçmiştir günlük hayatınızdan.
Hayatınızın pek çok alanında bu şekilde farkına varmadan ve konu hakkında herhangi bir anlaşma yapmadan, bir nevi toplumsal uzlaşı ile harekete geçtiğiniz ya da anlamlandırdığınız olayla karşılaşıyorsunuz. Ve siz farkına varmadan, belleğinizin bir köşesinde belki de bir daha hatırlanmamak üzere saklı duruyor bu yaşanmışlıklar…
Ne var ki aynı refleks ile hayatınıza soktuğunuz bir davranış biçimi, yine siz farkına varmadan başka anlamlar içeriyor. Çok basit ve yine karşılıklı uzlaşı ile yaptığınız bu eylem biçimi yaşadığınız ülkenin önemli bir gelir kaynağını sekteye uğratıyor.
Söz konusu eylemle, son günlerde Lefkoşa-Girne anayolu üzerinde her an karşınıza çıkabilecek radar ile kontrol yapılması olayı, yolu kullanan kişiler açısından çok da sorun yaratmıyor. Çünkü basit bir hareketle, yine hiçbir anlaşma metni olmadan, karşılıklı uzlaşı ve anlamlandırma yöntemiyle, bize selektör yapan ve karşı şeritte seyir halinde olan araçların ne demek istediğini anlayabiliyoruz. Bu anlamlandırma sonucunda bize düşen tek iş hızı düşürmek oluyor. O anda yüzünüzde hafif bir tebessümle, hız radarını elinde tutan polisin yanından geçerken aklınızda oluşan cümleyi tahmin edebiliyorum: “Hehehe burada olduğunuzu biliyordum!”
Geçen gün elinde radarla benim hız yapmamı bekleyen polis memurunun yanından geçerken aynı cümleyi bende kurdum… Sonra düşünmeye başladım, “acaba polisin orada olduğunu bana selektörle haber veren pek muhterem sürücü arkadaşlarımın arasında CTP’li veya ÖRP’li var mıdır” diye. “Oy oranları ve herkesin selektör yaptığı göz önüne alınırsa muhakkak vardır” diye düşündüm. Sonra aklıma, hükümetin muhalefet partilerini, zamlara isyan eden sivil toplum örgütlerine destek vererek hükümeti mali açıdan zor durumda bırakmak istemekle suçlaması geldi. Aynı mantıktan yola çıkarak şu sonuca vardım ve değerli hükümet üyelerine açıklamanın faydalı olacağı kanısındayım: Muhalefet yollarda ve size selektör yapıyor! Perşembe günü görüşmek ümidiyle…
Çevrenize lütfen dikkat edin ve lütfen trafikte saygılı olun.