Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Röportaj · Star Kıbrıs

SARAY özelleştiriliyor

Başbakan İrsen Küçük’ün Saray Otel’in zararda olduğu gerekçesiyle kiraya verileceğini açıklaması tartışma yarattı. Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Mustafa Kemal Kaymakamzade, Cem Kar ile gerçekleştirdiği özel röportajda Saray Otel’in kiraya verilmesinin özelleştirme olarak…

Gözde AKBEN

Başbakan İrsen Küçük’ün Saray Otel’in zararda olduğu gerekçesiyle kiraya verileceğini açıklaması tartışma yarattı. Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Mustafa Kemal Kaymakamzade, Cem Kar ile gerçekleştirdiği özel röportajda Saray Otel’in kiraya verilmesinin özelleştirme olarak kabul edilebileceğini söyledi. Kaymakamzade Saray Otel, Dome Otel, Maraş ve Güney’deki vakıf malları ile ilgili de açıklamalarda da bulundu.

C. Kar: Sayın Kaymakamzade, Saray Otel’in kiraya verilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

M.K. Kaymakamzade: “Saray Otel bilindiği gibi ülkemizde kurulan ilk oteldir. Hizmete girdiği 1962 yılından itibaren Vakıflar İdaresi’nin bir işletmesi olarak faaliyet göstermiştir ancak 2005’ten bu yana hep zararda olmuştur. Başbakan’ın 1 milyon dediği rakam doğrudur. Kıdem tazminatı ve otel yıpranmasını da dâhil ettiğimiz zaman bu rakama ulaşılmaktadır ve biraz da geçmektedir. Otel 1996 yılında da böyle bir zarar vermeye başlamıştı ama biz o dönem çalışanlarla ortak bir önlem almıştık. Çalışanlar bir kısım haklarından feragat etmişti buna karşılık Vakıflar İdaresi bazı yatırımlar yapmayı hedeflemişti. 2005 yılına gelindiğinde o dönemin yöneticileri sendika ile anlaşarak bu haklarda yeniden bir ayarlama yaptı. Bu arada piyasada yeni oteller yapıldı ve otel hep o günden sonra hep zarar etti ve hiç kar etmedi. Şu anda otelin büyük bir yatırıma ihtiyacı var. Vakıflar İdaresi vizyonu çerçevesinde özellikle Kıbrıs Türk halkının yatırım yapamayacağı dönemlerde sürekli devreye girmiş ve gücünün yettiği oranda bu yardımları yapmaya çalışmıştır. Özel sektörün devreye girmesi nedeniyle Vakıflar İdaresi artık aradan çekiliyor.”

C. Kar: Peki bu bir özelleştirme midir? M.K. Kaymakamzade: “Bu bir özelleştirme sayılır. Ama eğer kiralayacaksak kiralarken Dome Otel’de olduğu gibi değil koşullarımızı ortaya koyarak şeffaf bir şekilde ihaleye çıkacağız ve ihaleyle kiralayacağız. Bizim buradaki amacımız Saray Otel’in daha iyi bir hizmet vermesini sağlamaktır. İyi bir yatırım yapılarak ülkemize daha iyi hizmet verebilmesini sağlamaktır. Günümüzde özel sektörde iyi yatırımlar ve hizmetler olmaktadır” C. Kar: Dome oteldeki ihale nasıl gerçekleşmişti peki? M.K. Kaymakamzade: “Yapılan anlaşmada otelin stok malları da Vakıflar’ındı ama Turizm Dayanışma Birliği’nin ön gördüğü bir yatırım şartı yoktu. Yönetimdeki temsiliyette üç kişi Dome Otel’e iki kişi de Vakıflara aitti yani yönetim Dayanışma Turizm’e aitti. Bir sermaye öngörülmediği için otele yatırım kazanıldığı ölçüde yapılmaktaydı ki ne kadar kazandığını bilemem. Üstelik Dome Otel denizin yanında olması nedeniyle büyük yatırımlara ihtiyaç duyuyor. O dönem ben yönetimde olsaydım özellikle bu yarım adanın kurulması için bir yatırım öngörürdüm ama o hiç görülmemiştir. Otelin yalnızca çalıştırılması için bir yatırım öngörülmüştür ki bu da otelin menfaatlerinin korunmadığını göstermektedir.”

C. Kar: Peki bu konuda herhangi hukuki bir girişimde bulundunuz mu? M.K. Kaymakamzade: “Dome Otel ile ilgili olarak ben bir suç duyurusunda bulundum çünkü yaptıkları sözleşme karşılıksız bir sözleşmedir. Yani Vakıflar’ın menfaatini korumadan yapılmış tek taraflı bir sözleşmedir. Vakıflar’ın, devletin menfaati benim tespitlerime göre gözetilmemiştir ve ben bu bulgularımı savcılıkla paylaştım. Şu anda bu konu savcılığın gündemindedir.”

C. Kar: Önümüzdeki günlerde Saray otel’i ve çalışanlarını nasıl bir süreç bekliyor? M.K. Kaymakamzade: “Şu an Saray otelin kiralanması için şartname hazırlanıyor. Yönetim Kurulu’na o şartnameyi götüreceğiz, onlarında onayını aldığımız takdir de ihaleye girilecek. Oteli yirmi ya da otuz yıllığına kiralamayı düşünüyoruz çünkü büyük bir yatırım gerektiriyor. Alacak olan kişinin hizmet verebilmesi için bu süreye ihtiyaç vardır. Öte yandan çalışanların mağdur olmaması için gerekli tedbirleri de alacağız. Kimseyi mağdur etmeyi düşünmüyoruz. Herkesin kıdem tazminatı ve hakkını verip yine çalışmalarına devam edebilmesi için gerekli önlemi alacağız, bunlar şartnamede de olacak. Çalışanlar rahat olsunlar.”

C. Kar: Güneyde kalan Vakıf malları ne durumda? İçlerinde tahribata maruz kalanların olduğu yönünde söylentiler var. Bu durum için herhangi bir hukuki girişimde bulunulacak mı?

M.K. Kaymakamzade: “O konularda da üzülüyoruz. 1963’ten bu yana Rumlar Vakıflara çok büyük zarar verdiler. Camiler tahrip edildi, pek çok vakıf emlakimiz işgal edildi. Sadece bir vakfımızın bu nedenlerle gelir kaybı 173 milyon dolardır. Bunun gibi pek çok emlakimiz vardır. Günümüzde de bu tahripler hala devam etmektedir. Geçen gün Limasol’daki bir camimizi tamir ettiklerini öğrendim. Gittim ve gördüğüm karşısında şok oldum. Camii-i kebir tamir edilmiş ama tamir edilirken kullanılan harçlar eski eserlere uygun değil. Oradaki türbelerimizin üzerlerini betonla kapatmışlar ve oraya tuvaletler yapmaya çalışıyorlar. Çok büyük tahribatlar var. O eski eserin tüm özelliği yok olmuş. Mallarımızın en çok yüzde otuzu sağlamdır. Bu konuda yargıya gidebilmek için gerekli hazırlığı yaptık. Günü geldiği zaman bunu yargıya götüreceğiz ancak ne yazık ki bugün hiç birimizin açtığı bir davayı kazanma hakkı yoktur”.

Maraş Vakıflar’a ait

C. Kar: Son olarak Maraş bölgesindeki mallarla ilgili öngörünüz nedir? M.K. Kaymakamzade: “Maraş’ın tümü vakıflara aittir yalnız yarım dönümlük bir yer vakıfın değildir. Dünyada herkesçe kabul edilen bir vakıf kuralı vardır ancak İngiliz döneminde bu kural ihlal edilmiş ve herkese tapu verilmiştir. Biz hazırlığımızı yaptık ve günü geldiğinde bunları yapacağız.”

Kaynak sayfayı görüntüle ↗