Gözde AKBEN
Kulaksız sitesinden ev alan yabancıların mallarının açık arttırma yoluyla satışa girmesiyle patlak veren sıkıntılarla ilgili sorumlu arayışı sürüyor. Yaşanılan bu olaylarla ilgili eleştiri oklarının yöneltildiği bankacılık sektörünün günah keçisi olduğunu ifade eden Bankalar Birliği Başkanı Yunus Rahmioğlu, Cem Kar ile gerçekleştirdiği ropörtajında sektörün sıkıntılarını ve iddiaları değerlendirdi. “Bankacılık dürüst bir meslektir. Bugün bankaların tefecilikle suçlanması köşeye sıkışmış kedinin karşısındakine pençe atmasına benzer” diyen Rahmioğlu, araştırma yapmadan gayrimenkul alan yabancılarında, menkullerin ipotek satışına çıkarılması nedeniyle bankacılarında hatalı olduğunu söyledi.
“Bankacılar da hatalı” Ülkede Orams Davası sonrasında inşaat sektöründe bir krizin patlak verdiğini ifade eden Rahmioğlu, bu sorun çözülemeden başlayan global krizin gidişatı giderek kötüleştirdiğini söyledi. Rahmioğlu; “Ülkemizde inşaat sektöründe bir kriz Orams Davası sonrasında başladı. Bu olay patladıktan sonra bu konuya çözümler üretilmeden dünya da bir kriz patlak verdi. Onunda her ülkede olduğu gibi ülke ekonomileri üzerinde bir baskısı oldu.Bu durumda inşaat sektöründe diğer krizinde üstüne gelmesiyle birlikte ülke ve sektör asıl problemine, inşaat sektörünün problemlerine geri dönmüş oldu. Orams Davası’nın bu şekilde sonuçlanması inşaat sektörünün en büyük problemiydi. Öte yandan bu krizde 2007 yılından beri sürüyor. Geldiğimiz noktada değişik faktörlerde bunun içerisine entegre oldu ve bu sefer tıp dilinde kullanıldığı gibi komplikasyonlar meydana geldi” dedi. Kulaksız sitesiyle ilgili olayın 2006 yılında mahkemeye intikal ettiğini belirten Rahmioğlu yasal sürecin yavaş işlediğini belirtti. Rahmioğlu, malların ipoteğe gitmesinde kredi verme konusunda doğru bir değerlendirme yapamayan bankacılarında hatalı olduğunu söyledi. Rahmioğlu; “ Kulaksız’ın mahkemeye intikal tarihi 2006’dır. 2006 yılında bu kredi ödenemez duruma düşmüştür ve ilgili banka bunu yasal takibe almıştır. 2006’da yasal takibe alınan bu dava 4 yıllık uzun bir süreden sonra bugüne gelmiş ve 4 yılın sonunda bir çözüm aşamasına gelebilmiştir. Bu durum bizim sektörümüzün en büyük sorunlarından birisidir çünkü bir banka krediyi verdiği zaman eğer bu hale düşüyorsa o banka değerlendirmesini yaptığı zaman yanlış yapmış demektir. Aslında o kredi o kişiye verilmemesi gereken bir kredidir. Bankalar krediyi verdikleri zaman zamanında ya da önceden anlaşılmış ödeme planında tahsil etmek için o parayı verirler. Şu anda 278 tane ipotek satışı varsa bunlar bankacıların yaptığı hatalardandır. Eğer bu kredileri doğru düzgün değerlendirmiş olsalardı bu kişilerin mallarının satışa gitmesine gerek kalmayacaktı” dedi.
“Genelleme yapılmamalı” Bankacılık sektöründe kıyasıya bir rekabet olduğunu ve bu nedenle sektörün zor bir durumda olduğunu ifaden Rahmioğlu, birkaç bankanın yarattığı durumun tüm sektöre mal edilmemesi gerektiğini söyledi. Rahmioğlu, “Bankalar arasındaki rekabet kıran kırana bir rekabettir. Böyle bir rekabet ortamı içerisinde herkes nasıl para kazanacağını düşünüyor. Bankacılıkta para kazanmanız için kredi vermeniz gereklidir. Krediyi vermek istiyorsunuz ama herkes farklı fiyatlar ortaya koyuyor. Rekabetin fazla olması da her bankanın farklı derecede riskler alması sektörü zora sokuyor. Bankacılık sektörü bugün yüksek faizlerden dolayı kar eden bir sektör değildir. Kar eden bankalar olabilir. Bu bir at yarışına benzer bir kişi en büyük ödülü alabilir ama arkasındaki binlerce insan hiçbir şey kazanmayabilir. Bir tek kazananı göz önünde bulundurarak böyle bir genelleme yapılması doğru değildir. Bankacılık sektöründe de muhakkak ki yanlışlıklar yapılıyor ama şu an mevcut olan rekabet kemik kırarcasına bir rekabettir. Biz bu konuda pek çok sıkıntımızı dile getirdik ama hiç biri çözüme kavuşturulmadı”dedi.
“Krediyi almadan önce değerlendireceklerdi” Basında yer alan bankaların tefecilik yaptığı yönündeki iddialardan üzüntü duyduğunu ifade eden Rahmioğlu, bankaların kredi seçeneklerinin araştırılabileceğini söyleyerek kredi alanların bunu önceden değerlendirmeleri gerektiğini söyledi. Rahmioğlu; “Bankacılık dürüst bir meslektir. Bugün bankaların tefecilikle suçlanması köşeye sıkışmış kedinin karşısındakine pençe atmasına benzer. Birkaç yanlış olay olmuştur, olabilir ben bunun savunuculuğunu yapacak değilim ama iki tane olaya bakıp da lütfen bankacılık sektörünü tefecilikle sınırlandırmayalım. Biz inşaatçıların yüzde kaç kar ettiklerini hiç sorgulamadık. Yani 40.000 pound’a mal ettikleri bir binayı ya da daireyi kaça sattıklarını hiç sorgulamadık. Bu konuda bankalar neden sorgulanıyor bunu anlayabilmiş değilim. Bankalara tefeci diyorlar. Buna krediyi alırken bakacaklardı. Bir banka; ‘30’ dedi. Çıkın diğer bankaya bakın acaba o kaç diyecek? Yani memlekette monopol bankacılık yok. Çok banka var. Düzgün talepleri kapıda karşılayan bankalar var. İnsanlarımız kapı kapı dolaşarak nasıl bir araba almak için araştırma yapıyorlarsa, bankalarda da bunu yapmalıdırlar. Ben birlik başkanı olarak göreve başladığım zaman herkesin ayağını yorganına göre değil yorgandan bir ayak içeride tutması gerektiğini tavsiye etmiştim çünkü ne olacağı belli olmayan bir krize ilk defa giriyorduk. Yine o dönemde sektördeki değişik arkadaşlar toplumun tüketmesi gerektiğini ve ekonomi çarklarının bu şekilde dönebileceğini de söylemişlerdi. O zaman bankalarda yine bir baskı vardı. Bankalar versin, insanlar tüketsin deniliyordu. Biz o noktada birlik olarak tavrımızı koyduk ve borçlanmanın ileri de patlayacak bir bombayı sırta almak gibi olduğunu söyledik. Tüketime karşı değiliz, herkes sınırlı bir miktarda borçlanabilir ancak bunların teşviklerle yani ‘maaşınızın 20 katına kadar kredi’ gibi söylemlerle yapılmasının doğru olmadığını belirttik. Tasarrufu olan insanlar kriz dönemlerinde malların, ürünlerin fiyatı düştüğü için bir avantaj sağlar. Onlar çıksın ve tüketsinler ama çılgınca bir şekilde tüketeyim diye ortaya fırlamanın bir alemi yoktu. Bu hala da böyledir çünkü bizim ülkemizde normal bir ülke olamamanın bir belirsizliği var. Çok temkinli davranmamız lazımdır” dedi.
“Yabancılar saf olmamalıdır” Gayrımenkullerinin satıla çıkarılmasıyla birlikte mağdur olan yabancıları bankaların mağdur etmediğini söyleyen Rahmioğlu, Avrupa’da ev alınırken yaygın olarak kullanılan yöntemleri Kıbrıs’ta tercih etmeyen yabancıların da bilinçli davranmış olmaları durumunda mağdur olmayacaklarını düşündüğünü belirti. Rahmioğlu; “Bizim ülkemizde bu sektörde bu insanların haklarını kontrol altına almak için yasa geçirildi. O yasada; ‘bir mal aldığın zaman git ve Tapu Dairesi’ne kaydettir’ denildi. Kaydettirdikten sonra o malın üzerine hiçbir banka, hiçbir kurum ya da kuruluş taraf olanların imzasını almadan ipotek koyduramıyor. Bunu yaparken de kendisi; ‘ bu malın üzerinde benden önce ipotek var mıydı’ diye sorma hakkına da sahip. Yani o riski önceden görebilmesi için kanun geçirilmiştir. Bunu uygulamıyoruz. Yabancılar konusuna gelince o konu daha da anlaşılmayacak derecede mantıksız davranılmıştır. Bugün Avrupa’da bir ev alınacağı zaman evi emlakçıdan alırsınız, avukatınız devreye girer. Avukatınız bunu araştırır. Hadi bizim vatandaşımız buna yatkın değil, bunu bilmiyor olabilir ama Avrupa’da bu böyle. Buraya gelince niye böyle yapılmıyor? Bu insanlar bu kadar gelip de ortaya atılacak kadar saf olmamalıdırlar” dedi.
