Gözde AKBEN
Bir dönem 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Özel Temsilcisi olarak görev yapan CTP-BG Lefkoşa Milletvekili Özdil Nami, yeni müzakere sürecini değerlendirdi. Ada TV’de yayınlanan Öğlen Ajansı’na konuk olan Özdil Nami, Cem Kar’ın sorularını yanıtladı.
Cem Kar: Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilciliği görevinden sonra günleriniz nasıl geçiyor?
Özdil Nami: Tabii ki üzerimizden büyük bir yük kalktı. Geriye dönüp baktığımızda da görevimizi en azından bizim için manevi açıdan tatmin olduğumuz bir şekilde devrettik. Halkımızın haklı çıkarları daha ileri noktalara taşındı ve Türkiye ile uyum içerisinde gidildi. Dolayısıyla gönül rahatlığı içerisinde bu ağır sorumluluğu yeni ekibe devrettik. Üzerimizde bunun verdiği bir rahatlık var C. Kar: Görevi devrettiğiniz ekibe güveniyor musunuz?
Ö. Nami: Kudret Bey tanıdığımız bir arkadaştır ve hukuk bilgisi son derece derindir. Onda hiç şüphemiz yok ancak yeni yapılanmanın Kıbrıs sorununu bir çözüme götürebileceğine dair çok fazla bir inancım yok. Çünkü bugüne kadar ortaya konan vizyonlar, felsefeler var. Bunların iki, üç beyanatla değişebileceğine inananlardan değilim. Bence kısa bir süre sonra müzakere masasında bir kriz ortamı doğacaktır. Zaten Rum tarafı da bu tip ortamları yaratmaya meyillidir. Ben Kıbrıs sorunu ile ilgili o eski iyimserliğimi tamamen kaybetmiş durumdayım” C. Kar: Bu yorumu bir CTP milletvekili olarak mı, yoksa müzakere heyetinde bulunmuş biri olarak mı yapıyorsunuz?
Ö. Nami: O heyeti de biliyorum. Bu göreve gelenleri de iyi tanıyorum. Söylemlerini de iyi biliyorum. Dolayısıyla bunların uzlaşabileceği bir ortamı ben müzakere masasında görmüyorum. Hele de şimdi son derece yanlış bir konu olan mülkiyet konusuyla başlangıç yapılıyor. Dolayısıyla krize davetiye çıkartıldı. Hâlbuki ilk başta yapılması gereken her iki liderin müzakere masasındaki vizyonlarını uyuşturmalarıydı. Eğer gerçekten bırakılan yerden devam edileceği yönünde bir samimiyet varsa bunun yüz yüze yapılan ilk görüşmede teyit edilmesi lazımdı. İlk toplantı da mutlaka karşılıklı olarak yeni oluşturulacak devletin yapısı ile ilgili ve bugüne kadar verilen mutabakatların teyidi ile ilgili bazı görüşmeler gerçekleştirilmelidir. Bunlar yapılmadan mülkiyet konusuna geçilmesi anlamsızdır. Şu anda müzakerelere yanlış bir adımla başlanıyor.
C. Kar: Bu Rum tarafının yaptığı bir oyun mudur?
Ö. Nami: Ortada Rum tarafının çıkarlarına hizmet eden bir durum vardır. ‘Güç paylaşımı ve yönetimi’nde açıkta olan konuları biz bağlama noktasına getirmiştik ve BM önünde de Rum tarafının artık geri adım atamayacağı bir hale gelmiştik. Ancak seçim dönemine girdiğimiz için son adımı attıramadık. Şimdi bunun üzerine yoğunlaşacağınıza bunları tam bağlamadan ve onların üzerine bir sürü soru işareti koyarak mülkiyete geçmek bizce çok uygun bir karar olmadı. Pratikte de yeni kuracağınız devletin nasıl olacağı konusunda hem fikir olmadığınız bir tarafla mülkiyeti konuşmak mantıksızdır bence. Eğer siz gerçekten kaldığı yerden devam edecek söyleminde samimiyseniz bunu da ilk görüşmenizde teyit etmeniz lazımdır teyit etmezseniz de o samimiyet sorgulanacaktır. Siz seçimi başka söylemlerle kazandınız. Sayın Talat ve ekibinin yani bizlerin verilmemesi gereken tavizleri verdiğimizi söylediniz. Bunları geri alacağınızın sözünü vererek bu makama geldiniz. Şimdi bunlar yokmuş gibi aniden mülkiyeti konuşuyorsunuz ki bu Rum tarafının ısrarlı bir talebidir.
C. Kar: Yeni heyet hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Ö. Nami: Esas müzakere heyeti olarak takdim edilen heyete baktığımız zaman genç arkadaşlarımız var. Birçoğunu tanıyorum ve takdir ediyorum. Özellikle Kudret Bey’in hukuk bilgisi ile ilgili en ufak bir şüphem yok. Dolayısıyla böyle bir ekibe ben ancak şans dileyebilirim ancak danışma kurulu ile ilgili değerlendirmem çok daha farklı çünkü o kurulun kendi içerisinde bir mutabakata varması mümkün değil. Mutabakata varamayan bir danışma kurulunun nasıl bir pozisyon tavsiyesinde bulunacağını ve cumhurbaşkanına nasıl bir danışmanlık yapacağını ben anlamış değilim. Gayet farklı kutuplarda görüşler var. Bir vizyon çerçevesinde farklı görüşlerin getirdiği fikir zenginliği faydalı olabilir ama şimdi baktığım da bu danışma kurulunda çok farklı hedeflere doğru ilerlemek isteyen insanlar vardır. Dolayısıyla onun sağlıklı bir danışmanlık görevi yapabileceği kanaatinde değilim kimsenin de oradan fazla bir beklentisi olmasın. Bu kurulda bu görüşlerin olması bir beyin fırtınası değil sürekli olarak bal yapmayan arı gibi kendi aralarında çalışan ancak hiçbir sonucu üretemeyen ve hiçbir sonuca varamayan bir kurul olmasına neden olur.
