Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı
Köşe Yazıları ve Röportajlar Arşivi / Röportaj · Star Kıbrıs

KKTC Avrupa’nın yakın markajında

Ada TV’de yayınlanan Öğlen Ajansı programında Cem Kar’ın konuğu olan Avrupa Parlamentosu Eski Milletvekili Ozan Ceyhun, ülke gündemiyle ilgili gelişmeleri değerlendirdi.

Fotoğraf: Star Kıbrıs

Gözde AKBEN

Ada TV’de yayınlanan Öğlen Ajansı programında Cem Kar’ın konuğu olan Avrupa Parlamentosu Eski Milletvekili Ozan Ceyhun, ülke gündemiyle ilgili gelişmeleri değerlendirdi.

Kar: Ülkemiz bugünlerde hareketli günler yaşıyor ve her dakika yeni gelişmeler ortaya çıkıyor. Son olarak DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, Lefkoşa’dan belediye başkanı olacağını açıkladı. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Ceyhun: Açıkçası ben çok şaşırdım. Serdar Denktaş’ı çok severim. Benim düşünceme göre bir parti başkanının başka vizyonları olması gerektiği ve günün birinde bu ülkenin cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünebilecek bir durumu varken gereksiz yere belediye başkanlığı seçimlerine yıpranma rizikosuna rağmen aday olması gerçekten şaşırtıcıdır. Serdar Denktaş bu ülkede bir marka olmuştur ancak kazanma şansının bile soru işaretlerine bağlı olduğunu bir durum varken bana göre hedefleri daha başka olmalıydı.

Kar: Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Derviş Eroğlu’nun kazanması Avrupa’da nasıl bir etki yarattı?

Ceyhun: Sayın Eroğlu’nun seçilmesi Avrupa’da Kıbrıs konusunda bilgisiz olan ve seçim öncesinde doğru bilgileri alma şansı olmayan belli bir kesimde ‘acaba ne olacak?’ sorusuna neden oldu. Şu anda da yeni cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun sorumluluğundaki görüşmeler dikkatli bir şekilde gözlemleniyor. Tahmin ediyorum ki bu sorular kısa bir süre sonra cevabını bulacaktır ve acaba diyen kesimler de Ankara-Lefkoşa işbirliğinin aynen devam ettiğini göreceklerdir.

Kar: Sayın Eroğlu yılsonuna kadar bir çözüm vizyonu ortaya koydu. Sizce bir çözüm olacak mı ya da AB çözüm için bir sınırlama koyacak mı?

Ceyhun: Ben Ankara’nın ve Lefkoşa’nın bu konuda çok tutarlı gittiği inancındayım. Çok takdir ettiğim ve geçmiş dönemde de yurtdışında severek desteklediğim Sayın Talat da bu konuda çok kararlıydı. Sayın Eroğlu da aynı kararlılığı ortaya koyuyor. Ankara ve Lefkoşa ile başlatılan bu doğru politikanın yılsonunda ürünlerini vereceğinden şüphe duymuyorum. Çözüm iki tarafın bir metnin üzerinde anlaşmasının mümkün olması ve bu durumun da halklar tarafından kabul edilmesidir. Ben bunu KKTC vatandaşlarının kabul edeceğinden şüphe duymuyorum ancak Rum kesimindekilerin bunu kabul edeceklerinden şüpheliyim. Eğer Hristofyas ve Eroğlu ‘evet’ derlerse Nobel Barış Ödülü’ne aday olurlar ‘hayır’ derlerse de o zaman KKTC’nin bu zamana kadar haksız bir şekilde çektiği ambargo ve izolasyon gibi sıkıntıların bitmesinin zamanı gelir. AB ve hatta dünya kamuoyu da bu konuda başka bir seçeneğe sahip olamaz ve KKTC ambargolar altında inlemeyen başka bir ortamda varlığını sürdürür.

Kar: Müzakereler için sonsuza kadar sürmez deniliyor sizce bunlar için bir takvim sınırlandırılması gelecek midir?

Ceyhun: Bana göre de müzakereler sonsuza dek sürmez. Ankara bugün Yunanistan’a çok güzel bir jest yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti artık yardım alan değil yardım veren bir ülke. Marshall Planları’nı değil Ankara Planları’nı gerekli gördüğü durumlarda aktaran bir konuma sahip. Yunanistan’da on bakanıyla birlikte temasta bulunan Sayın Tayip Erdoğan’ın önemli görüşmeler yaptığı ve doğru bir duruş sergilediği inancındayım. Bu yardım eminim ki bugüne kadar Türkiye konusunda büyük hatalar yapan Yunanistan’ın önümüzdeki dönemde daha tutarlı davranmasına nende olacaktır zaten bunu yapmazsa AB nezdinde hiçbir değeri kalmayacaktır. Almanya’da şu anda Yunanistan kelimesini duymak istemeyen 40 milyon kişi var. Sonuç olarak öngörülen süre içerisinde bir sonuç alınma zorunluluğu vardır. 2010 yılı sonunda müzakereler de tüm bu durumlardan etkilenecek ve sonuca varacaktır.

Kar: Bu süre Avrupa’da da telaffuz ediliyor mu?

Ceyhun: Avrupa da pek çok konu seçmenler tarafından okunur. Bu konu şimdiye kadar seçmenin dikkatini çekmemişti ancak son zamanlardan itibaren seçmenler her geçen gün uyanıyor. Türkiye ve KKTC konusunda yeni bilgiler alıyorlar. Benim bir dostum, Bavyera Eyalet Milletvekili arkadaşım, bundan 3 yıl önce bir hata yapmış ve burayı dinlemeden gidip Rum kesimi ile görüşmüştü. Kendisini buraya getirememiştik. Sonra buraya geldi ve ‘anlattıkları palavraların ne kadar gerçek dışı olduğunu gördüm, onun için buradayım’ dedi. Bu gelişmelerin hepsi gerçekten sevindirici. O nedenle bu sürenin Avrupa içinde geçerli olduğu inancındayım.

Kar: Turizm örgütlerinin KTHY’ye talip oldukları gibi bir bilgi var elimizde. Sizce bu örgütler KTHY’i yönetebilir mi?

Ceyhun: Böylesine batık durumda olan beş uçaklı bir havayolunu, havacılık konusunda bu zamana kadar pratikte hiçbir deneyim sağlamamış olan turizmcilerin rizikoya girerek işletmeye kalkmaları onları yüceltiyor. Ülke sorununa sahip çıkıyorlar ama bu girişimi sadece pratikte iş adamı mantığıyla uzun vadeli bir başarı getirme şansı olmayan iyi niyetli bir çaba olarak yorumlayabilirim çünkü KTHY’yi şu anda içinde bulunduğu durumda düzlüğe çıkarmak iddiasında bulunabilmek için gerçekten havayolları becerisi ve lojistiğine sahip olunmalı diye düşünüyorum.

Kaynak sayfayı görüntüle ↗