Girne · Kuzey KıbrısGazeteci / Yazar / İletişim Danışmanı

SÖZ VERMEK

Cem Kar yazı arşivi simgesi

SÖZ

VERMEK!

(Yayın

Tarihi:05 Martt 2007)

Söz verdik dostlara.

Söz verdik yarınlara...

Ser verdik, sır vermedik,

çünkü söz vermiştik.

Sözümüzü tuttuk, bizim

için önemliydi verilen sözü tutmak; aksi nağmertlikti: Atalarımızın en çok kızdığı...

Biz böyle yetiştik, bize

öyle öğütler verildi, biz hep sözümüzü tuttuk...

Gün oldu bize verilen

sözler tutulmadı, sinirlendik, kabullenemedik; ama yinede, atalarımızdan gelen barışçı ruhumuz bizi affetmeye itti...

Çünkü bize Atamız

‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesini öğütlemişti...

***

Evimdeyim, gündemde ki

haberleri, internet sitelerinden takip ediyorum...

Bir haber dikkatimi çekiyor,

okuyorum.

Sonra yukarıda ki sözler

geçiyor düşüncelerimden...

Kaleme alıyorum

düşüncelerimi; hafif kırılganlık var üzerimde.

Okuduğum haber beni kırıyor...

Anlam veremiyorum habere

kırılmama, çünkü biliyordum sonucun böyle olacağını...

Habere malzeme olan kişi,

çok önem verdiğim bir davranış biçimini yok sayıyordu; hatta bununla kalmıyor sonuçları çok ağır olan bu davranışın bir halka karşı yapıldığını itiraf ediyordu...

Üzdü beni, sanırım

kırılganlığım bu yüzden.

Peki haber neydi?

“Türkiye-AB Karma arlamento

Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs ile ilgili pozisyonunun çok zayıf olduğunu ifade ederek, "Evet AB bir hata yaptı. Kıbrıs sorunu çözülmedi ve 'Kuzey Kıbrıslılara' söz verdi ve bunu tutamadı" diye konuştu.”

Bu haberi farklı şekillerde

yorumlayıp, gereksiz yere kendimi üzmeyebilirdim aslında...

Bu sözleri, büyük bir

memnuniyetle karşılayıp ‘hımmm bak adamlar hatalarının farkında...Bravo’ diyebilirdim...

Yada ‘aferin be

Lagendijk’e, adam dürüstçe itiraf ediyor.İşte bu...’da diyebilirdim.

Ne var ki ailemden aldığım

eğitim ve toplumumuzun genel yargıları, bu düşüncelerden beni uzaklaştırdı.

Açıklama bana çok uzak

geldi.

Çünkü Lagendijk, benim

önemsediğim bir davranış biçimini, doğal bir şeymiş gibi söylüyor ve benim çok önemsediğim, içinde olduğum bir toplumun kandırıldığını açıkça ortaya koyuyordu.

Bunu ‘verilen sözler

tutulmadı’ şeklinde yorumlamaksa iyimser bir yaklaşım olarak saptanabilir.

Yani aslında bu, ‘biz

sizi kandırdık kardeşim’ demenin kibarcası...

*

Verilen bir sözün

tutulmaması, kişisel kayıplar göz önüne alındığında, çok önemli olmayabilir.

Fakat, sözler bir topluma

veriliyor ve bu sözler üzerine toplum yönlendiriliyorsa, burada ki kayıpların sonucu ağır olur.

Bu konuda toplumsal

güvensizlik, beraberinde bir çok şeyi getirir..

Geçtiğimiz günlerde

açıklanan anketi örnek alalım:

Hatırlaryın, ankette,

siyasetçilere güvenin azlığına dikkat çekiliyordu.

Evet güvensizliğin bir

sebebi de dış etmenler; ancak görünen o ki, bunun diyetini iç siyaset ödeyecek.

Peki sizce siyasetçilerimiz

en azından dış etmenler nedeniyle oluşan bu güvensizliği hak ediyor mu?

Düz bir mantık ve iyimser

bir yaklaşımla ‘hayır’.

Çünkü asıl kandırılanlar

onlar; yani sözler onlara verildi ve onlarda bu doğrultuda toplumu yönlendirdi...

Ama bu masumlar anlamını

taşımıyor!

Sonuçta, havada kalan

sözlerle insanları yönlendirmenin ve mevcut durumun hesabını, birileri vermeli.

Bu iyi birşey mi?

Elbette hayır...

*

Sonuç olarak:

KKTC’ye sözler verilmiş ve

ne yazık ki bu sözler tutulmamıştır.

Sözü verenler, bunu

tutmadıklarını, hayasızca dile getirmektedir.

Bu, verilen sözlere güvenen

Kıbrıs Türk Toplumunda, ‘güven bunalımına’ yol açmıştır.

Toplumun sorunlarını çözme

yeteneğine sahip olan tek kurum “siyaset”, güvensizlik denizinde yüzmekte; ancak, mevcut siyasetçiler kendi aralarında ki hesaplaşma ve koltuk kavgaları münasebetiyle, maalesef gerçekleri görememekte, toplumun yargılarını doğru okuyamamaktadırlar.

Ben bu yaşananları

‘musibet’ olarak görüyorum.

Musibetler dersler

çıkarılması açısından bulunmaz fırsatlar tanır...

Bu konuda gerekli

dersleri çıkardık mı?Çıkarmadık mı?

Bunun muhasebesini

yapmalıyız!

Çarşamba günü görüşmek

üzere...Trafikte saygılı olun!

Bu sayfada yer alan tüm metinler ve

diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.

Kaynak sayfayı görüntüle ↗