ONLAR ve BİZ
(Yayın Tarihi:14 Şubat 2007)
Her şey ‘onlar’ ve ‘biz’
diyerek başladı.
‘Onlar’ ve ‘biz’ ayrımı…
Sorunlar eskisinden daha
büyüktü.
Ancak onlar ve biz demek
sorunları aşma yönünde, her zaman engel teşkil ediyordu.
Bir nevi yabancılaşmaydı
bu.
‘Öteki’leştirme.
***
Bakkal Mehmet Amca, sürekli
müşterisi olan ve mahallenin en sevilen siması tornacı Ahmet Bey’in yüzüne bakmıyordu artık…
Mehmet Amca için Ahmet Bey
artık ‘onlar’dandı.
Ahmet Bey ise Mehmet Amca
için “O ‘biz’den değil diyordu.”
Mahallede sanki bir ayrım
başlamıştı.
Önceleri “günaydın”, “Oooo
Seyfi bey nasılsınız.”, “İyi akşamlar” şeklinde olan sıcak diyaloglar artık yoktu.
‘Onlar’ ve ‘biz’ söylemleri
ile başlayan kutuplaşma, mahallelerden-caddelere, caddelerden-beldelere, beldelerden-ülkeye yayılmıştı.
O ülkede artık insanlar
birbirlerine yabancılaşmış, kutuplaşma ‘öteki’ kavramını pekiştirmişti.
Ülkede ki bireyler arasında
olan bu ayrımın kaynağında artık herkesçe bilinen ve ‘onlar’ ve ‘biz’ kavramıyla kaynaşmış bazı çevreler vardı.
*
Ayrım öylesine
derinleşmişti ki, olayın boyutlarını fark etmek, artık imkânsız hale geliyordu.
Ayrım öylesine
derinleşmişti ki, her ortamda bireyler ‘onlar’ dan mı ‘biz’ den mi diye sorgulanır olmuştu.
Oysa O ülkede sorunlardan
kurtulmak için en son ihtiyaç duyulan şey kutuplaşmaydı.
O ülkenin sorunları o kadar
çoktu ki, bırakın kutuplaşmayı, dışarı karşı çıkacak farklı herhangi bir söz dahi, sorunları daha da büyütüyordu.
*
Ülkede sadece dış sorunlar
yoktu, içeride de sorunlar vardı.
Ancak
mahallelerden-caddelere, caddelerden-beldelere, beldelerden-ülkeye bir virüs gibi yayılan ‘onlar’ ve ‘biz’ kavramları, içeride ki sorunların çözümünü de imkânsız hale getiriyordu.
Bu kavramlar üzerinden ucuz
siyasi oyunlar oynanıyor, oy avcılığı yapılıyor, rantlar ‘onlar’ dan olanlara ve ‘biz’den olanlara diye dağılıyor, vatandaşlar arasında oluşturulan kutuplaşmaya göre haksızlıklar yapılıyordu.
*
O ülkede sistem öyle bir
hal almıştı ki, her taraftan farklı bir sorun çıkıyordu.
Siyasette olmayacak işler
oluyor, transferler, istifalar, bakanlık pazarlıkları, yeni partiler, yeni hükümetler kuruluyordu.
Siyasi yaşamı kirlenen
ülkenin Cumhurbaşkanı’na dahi olmayacak yakıştırmalar yapılıyordu.
Oysa yarın, dış sorunları
çözmek için, O makam ülkeyi temsil edecekti!
Ülkede su, çevre, elektrik,
altyapı, trafik vs. sorunları varken, yani ülkede ‘onlar’ dan olanlarında, ‘biz’ den olanlarında sorunları müşterekken, bir tarafın sorunu diğerinin sorunu olmuyordu…
*
Ülkede çok kısa sürede, bir
elin parmaklarından çok sandık kurulmuş, yaşadığı topluma yabancılaşan, onlar ve biz diye bir ayrıma giren halk, sürekli seçim yapmak zorunda bırakılmıştı.
Çok kısa sürede yapılan
seçimlerden öte, halk’a sözler-umutlar verilmiş; ancak hiçbiri gerçekleşmemişti.
Tüm bu negatif gelişmelerin
mirası olarak ortaya çıkan, ‘onlar’ ve ‘biz’ ayrımı, halen bazı çevrelerin çıkarları için körüklenmekteydi.
Oysa ülkede ki
sorunların çözümü için bakkal Mehmet Amca ile tornacı Ahmet Bey’in eskisi gibi kucaklaşması gerekiyordu.
Ancak bu şekilde
mahallelerden-caddelere, caddelerden-beldelere, beldelerden-ülkeye yayılmış olan kutuplaşma ortadan kaldırılabilir, Ülkede ki milli birlik ve beraberlik sağlanabilirdi.
Ancak bu kucaklaşmayla,
o ülke, iç ve dış sorunları ile mücadele edebilir, başarı şansını yükseltebilirdi.
Tabii eğer bu
kucaklaşmayı gerçekleştirebilecek liderlerimiz olsaydı, bu düşümüz gerçek olurdu.
Cuma günü görüşmek üzere…Trafikte
saygılı olun!
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.