ÖNERİM:SÖKÜP BİRLEŞELİM...
(Yayın Tarihi:10 Ocak 2007)
Lokmacı barikatında ki
köprü bu yazı yazıldığı sıralarda sökülüyordu.
Köprünün kaldırılması
veya kaldırılmaması arasında gidip gelen tartışmalar, herkes gibi benide sıktı...
Söz konusu tartışmalar
yaşanırken olayın özü, barikatın tarihçesi, köprünün kalkması halinde sonuçlar vs, sürekli dile getirildi.
Mümkün olduğunca uzak
kalmaya çalıştığım bu tartışmalar yaşanırken –ki hala tartışılıyor- hep bir kenardan olayı takip etmeye çalıştım.
Şu ana kadar geçen süreç
içerisinde gözlemlerim oldu...
Bu gözlemlerimde, köprü
bazında konuya yaklaştığımda, yaşanan tartışmaları kendimce üçe ayırdım.
Giriş...Gelişme...Sonuç...
***
Giriş ve Gelişme sürecini
burada tekrar yazmanın herhangi bir faydasını görmüyorum.Bu nedenle sonuçtan başlıyorum.
Sonuç:
Geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Lokmacı bölgesinde iki taraf arasındaki geçişleri sağlamak amacıyla inşaa edilen üst geçitin kaldırılmasının fiili çalışmalarının başlayacağını açıkladı.Ve şu sırlarada çalışmalar devam ediyor.
Sonuç
için yazmayı düşündüklerimi, şu sıralarda elime ulaşan bir haber özetler nitelikte.
Haberde
yine Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca’nın sözleri yer alıyor ve sözcü tüm bu çabaların amacının, Kıbrıs Türk halkı ile Kıbrıs Rum halkının buluşabileceği ve Kıbrıs'taki durumu iyileştirebilecek yeni olanaklar yaratmak olduğunu ifade ediyor.Erçakıca, “Cumhurbaşkanı (Mehmet Ali) Talat'ın ve bir bütün olarak Türk tarafının başlıca çabası budur ve bu çaba karşılıksız kalacak gibi görünmektedir” diyor.
Çabanın
karşılıksız kalacağını şu an (köpru kaldırılırken) söyleyen Erçakıca’nın kaçırdığı bir nokta var.
Öncelikle sn.Erçakıca kimin sözcülüğünü yapıyor?
Cumhurbaşkanımızın.
Oysa
Cumhurbaşkanımız köprünün kaldırılması gerektiğini açıklarken, köprünün kalkmasının bir işe yaramayacağını peşinen söylemiş, Rumların başka şartlar öne süreciğini dile getirmişti.
Bu
durumda ya Sn.Erçakıca bu açıklamayı atlamış, yada sn.Cumhurbaşkanımız daha once söylediklerini unuttu;elbette unutmadı!
Sonucun
bu şekilde olacağı gün gibi ortadayken, bana gore Cumhurbaşkanlığının bu konuda diretmesinin sebebi:Köprü tartışmaları gelişme sürecindeyken ortaya çıkan ‘yetki kimde’ meselesidir.
Bir nevi
güç gösterisi halini almıştır.
Peki
konu bu kadar dallandırılıp budaklanmasaydı, yani bu kadar fazla tartışma konusu olmasaydı sonuç ne olurdu?
Sonuç
değişmezdi.
Çünkü
görünen o ki çok iyi niyetli olduğuna güvendiğimiz Sn.Cumhurbaşkanımız hâlâ Dünya’nın Rum tarafını, bizim iyi niyetli açılımlarımız sayesinde sıkıştıracağını düşünmekte.
Sürekli
kendi kendimize sorduğumuz:Neden bir olamıyoruz?Neden bir bilene danışmıyoruz?Sorularının yanıtını, şu an düşünüyorumda sanırım en tepeden itibaren ortaya konan siyasi kimliklerin ön plana çıkmasından kaynaklanıyor.
Yani
toplum olarak bir araya gelememizin sebebi, siyasilerimizin ulusal konularda da ‘bir olamayışından’ kaynaklanıyor.
Oysa
Sn.Cumhurbaşkanımız bu konu dahil olmak üzere bu tip ulusal konularda çok daha tecrübeli olan Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a danışamazmıydı.?
Bu
birleşme, toplumu bir araya getiremezmiydi?
Birinci
Cumhurbaşkanı bugün “Köprü meselesi kimse yara almadan halledilmiştir.
Dolayısıyla bunu daha fazla büyütmemek lazımdır” diyerek, toplumun hassasiyetlerini ve ülke çıkarlarını ön plana alarak, bir açıklama yapıyor.
Şimdi
beni Denktaş’cı, hayırcı, o’cu, bu’cu vs.şeklinde yorumlama hevesi olanlar için söylüyorum:Aslında tam da demek istediğim bu, artık hemen birilerini evetçi, hayırcı, o’cu, bu’cu diye nitelendirmeleri bir kenara bırakmalıyız.Annan planı tartışmaları zamanında kalan bu ayrımların gördük ki hiç kimseye bir faydası olmadı.
Bu
nedenle bu ayrımı tekrar hortlatarak, bundan siyasi partilerin rant elde etme dönemini sona erdirmeliyiz.
Bu da
ancak az once sözünü ettiğim, siyasilerin üstü olan Cumhurbaşkanı düzeyinde veya sivil toplum örgütlerimizin göstereceği iyi niyetle mümkün olabilir.
Bu
konuda oluşturulacak her türlü oluşuma desteğimi şimdiden belirtmek isterim.
Cuma
günü görüşmek üzere…Trafikte saygılı olun!
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.