OLUYORMUŞ!
(Yayın Tarihi:5 Şubat 2007)
Ne yapalım yani
satamıyoruz, üretemiyoruz, pazarlayamıyoruz.
Bu bizim suçumuz mu?
Dünya bizi yok sayıyor.
Bu zor şartlar altında
yaptıklarımıza şükretmeliyiz!
***
‘Oluyormuş’ demek kendi
içinde büyük anlamlar taşır.
Bu kelime kullanıldığında
anlayın ki, birileri sitem ediyor.
Diğer yönden bu kelime
başlı başlına insana ders de verir.
Bir çok farklı yerde
kullanılabilen bu kelime genelde:Bir nedenden dolayı olmayacak bir şeyin olabildiğini, olmadığını söyleyenlere söylenir.
Yani aslında “Hadi canım
oradan sende!Bak işte oluyormuş.” demenin kısa halidir.
‘Oluyormuş’ dendiğinde de
insanlar farklı duygulara kapılır.
Olduranlar gururlanır!
Olabileceğine
inanmayanlardaysa, karaktere göre duygular değişkendir: Kimisi kıskanır.
Kimisi hüzünlenir.
Kimisi mutlu duygularla
olanlara inanamaz.
Kimisi dersler çıkarır…
Vs.
Netice itibari ile söz
konusu olay gerçekleşir.
Farklı karakterlerde
duygular ne olursa olsun, özünde pozitif anlam taşıyan ve ‘oluyormuş’ denilen olay, bazı getiriler sağlar.
Zira bu ‘oluyormuş’
dedirten olay uluslararası düzeydeyse, getirileri ayrım gözetmez, her kesime eşit düzeyde dağılır.
Bu ciddi bir başarıdır
ve başarılar her zaman ödüllendirilmelidir.
Üzerinden çok geçmedi.
Daha birkaç ay öncesi, 13
Kasım 2006’da YDÜ, İletişim Fakültesi Kompleksini açmış, bende bu köşede bunu ‘Ne yaptın YDÜ’ başlığı ile aynı gün duyurmuştum.
Yazımda YDÜ’nün yaptığı
yatırımla, basın sektöründe çıtayı hayli yukarılara çıkardığını söylemiştim.
Yine 8 Ocak 2007 tarihinde
yayınlanan ‘2007 Turizm Trendleri’ başlıklı yazımın bir bölümünde: “Yıllardır duyuyoruz ambargolar nedeniyle turist gelmiyor vs. diye.Artık ambargoların arkasına sığınmayı da bırakalım lütfen.Bakın YDÜ’ne işini doğru-dürüst, dünya standartlarına uygun şekilde yapınca ambargo vs...engel oldu mu büyümesine?” demiştim.
Tüm bu yazdıklarımın
ekseninde YDÜ bir sıçrama daha yapıyor!
*
YDÜ bugün bir basın
toplantısı düzenliyor.
Konu:Uluslararası Çevre
Kongresi.(Bir aksilik olmazsa bende orada olacağım.)
Ülkemizde hemen-hemen her
kesimin ambargolar ardına gizlenip, yan gelip yattığını düşünürsek, YDÜ’nün yaptığı kongre’nin boyutlarından öte, bu organizasyonu yapmaya kalkışmanın cesurca bir davranış olduğunu görebiliriz.
Ben yinede kongre’nin
boyutlarını anlatmaya çalışmak için, size birkaç rakam vereceğim.
Çünkü bu rakamlar öyle
kolay söylense de, ulaşılması çok güç rakamlar.
Hafta içi basına yansıdığı
kadarıyla YDÜ’de gerçekleşecek Uluslararası Çevre Kongresi için 1400 bildirinin şu an itibari ile Kongre Merkezi’ne ulaşmış.Ayrıca 99 ülkenin 1400 bildiriyle faal olarak katılacağı Çevre Kongresine, uluslararası danışman ve bilim insanının katkıları ile katılımcı ülke sayısı toplam 108’e çıkıyor.
Yani 108 ülkeden
katılımcı, sürekli iş adamlarımızdan, siyasetçilerimizden, sivil toplum örgütlerinden duyduğumuz ‘ambargolara’ rağmen ülkemize geliyor.
Demek ki aramızda:
Dünya’nın bizi
dışladığını düşünerek, her şeyden elini ayağını çekerek yaşamayan, mevcut durumu kabullenmeyen, kafalarında ki ambargoları kaldıran, tüm zor koşullara rağmen aramızda ‘olduran’ ve ‘ne yapalım kardeşim, Dünya bizi tanımıyor ki!’ demeden, işini doğru dürüst yapan birileri varmış.
Demek ki ‘oluyormuş’.
Çarşamba günü görüşmek
üzere…Trafikte saygılı olun!
Yazarın Notu:Genelde
yazılarımda kurumların adını vermemeye gayret gösteriyorum.Fakat YDÜ’nün örnek olduğunu düşündüğümden, ismini vermede bir mazur görmediğimi belirtmeliyim.Umarım diğer kuruluşlarımız içinde bu bir örnek olur ve bizlerde köşelerimizde onların ismini vermek durumunda kalırız.Başlamasını sabırsızlıkla beklediğim ve beni gururlandıran bu organizasyonda emeği geçen herkese, KKTC’nin tanıtımına önem veren biri olarak en derin duygularımla teşekkür ediyorum.Yukarıda alıntı yaptığım yazıları www.cemkar.net adresinde bulabilirsiniz.
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.