O SES…
(Yayın
Tarihi:21 Mart 2007)
O ses, uzun süre
kulaklarımda çınlamaya devam edecek…
Duymak istemezdim,
aslında duymazlıktan da gelebilirdim;
Ancak, sesin kaynağına
karşı olan ilgim, beni duyarlı davranmaya itti.
Neticede ortaya çıkan,
aşağıdaki resim oldu.
***
Dikkatinizi çekmiştir, son
zamanlarda siyasetle ilgili ya da Kıbrıs sorunu hakkında ki yazılara ara verdim.
Nedeni, uzak kalmaya
çalışmam.
Evet, yanlış okumuyorsunuz!
Uzak kalmaya çalışıyorum…
Uzak kalmaya çalışıyorum,
çünkü sıkıldım artık AB’nin ikiyüzlü politikalarından.
Uzak kalmaya çalışıyorum,
çünkü Ülkemin Başbakanının bir siyasi parti liderini “münafık ve müzevir” olarak nitelendirmesi, o parti liderinin de aynı tonda cevap vermesi ve bu kelimelerin kullanılması hoşuma gitmiyor.
Uzak kalmaya çalışıyorum,
çünkü bana hükümet eden siyasi partinin, benim değerlerimle uzaktan yakından ilgisi yok gibi geliyor bana.
Uzak kalmaya çalışıyorum,
çünkü Milli Eğitim Bakanlığının evlatlarımızı nasıl yetiştirdiğini düşünmek, bu konuda yorum yapmak beni karamsarlığa itiyor.
Uzak kalmaya çalışıyorum,
çünkü tüm bunları dile getirdiğimde, ilgili taraflar konuyu basitleştiriyor ve söylenenleri “komplo teorisi”, “çözüm karşıtlığı”, “milliyetçilik” gibi (sözde) suçlamalarla, gerçekleri örtbas etme yarışına giriyor.
Doğal olarak da bu yaklaşım
biçimi, bünyemde hazımsızlığa yol açıyor.
Yapılan mantıksızlıklar,
akıl sağlımı olumsuz yönde etkiliyor.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi,
yine ilgili tarafların toplum değer yargılarına ters düşen uygulamalarına getirdiği mazeretleri de, “özrü kabahatinden büyük” yargısının beyin hücrelerimde dolaşmasını sağlıyor.
Evet, uzak kalmaya
çalışıyorum…
Ne kadar başaramasam da, ne
kadar içinde olsam da!
*
Uzak kalmamı sağlayan
olaylardan bir diğeri de ülkemiz de yaşanan ve beni çok üzen bir olay.
Bu olayı aşağıda ki
fotoğrafla anlatmaya çalışayım:
Bu fotoğrafı 19 Mart 2007
Pazartesi günü saat:11:05’de sanayi bölgesinde kayda aldım.
Fotoğraf da görünen ve
“başıboş” olarak adlandırılan canlı ölmek üzereydi.
Onu bu hale getiren süreç,
kim tarafından yapıldığını bilmediğim zehirlenme ile başladı.
Kendisine verilen zehirli
madde, onu güçsüz bırakmış ve can çekiştiğini haykıran inleme nidalarını üst seviyelere çıkarmıştı.
Hemen önümde bir canlı, can
çekişiyordu!
Tek yapabildiği, ölmek
üzere olduğunu haykıran inlemelerdi.
Bedeninde ki hiçbir hücre
hareket etmiyordu.
İnlemelerinde bir şeyler
anlatmaya çalışıyordu:
O, kendisine karşı yapılan
düşmanlığın nedenini, bilmediğini haykırıyordu.
O, hiçbir şey yapmadığını,
gideceği, sığınacağı bir yer olmadığını, bu nedenle bu bölgede dolaştığını ve bir fırsatı daha olsa, bir daha bilmediği o suçu işlemeyeceğini söylüyordu.
O, bu yaşama veda ediyordu,
anılarına, sevdiklerine, sevgililerine, sevenlerine, aşklarına…
O, “keşke”lerle doluydu o
an.
O, “keşke o önüme konan (artık
neyse) şeyi yemeseydim” diyordu…
O, lanet okuyordu, nedensiz
yere canını alanlara.
O, soru soruyordu, daha
önce onu seven insanlara “şimdi neredesiniz?” diye.
O, ağlıyordu; nedenini
bilmediği ve kendisine karşı yapılan düşmanlığa.
O, veda ediyordu, Dünya ya
bıraktığı son ses dalgalarıyla, titreşimlerle…
*
O canlıyı kimin zehirlediği
konusunda çevrede bulunan ve onu kurtarmaya çalışan kişilerle konuştum.
Onların söylediklerine göre LTB geceleyin zehirlemiş.
LTB Sağlık Şubesiyle
iletişim kurdum ve kendilerine bu olayı sordum.
Şubeden edindiğim bilgiye
göre, LTB ekipleri bu şekilde çalışmıyormuş.
LTB ekipleri zehirlemiyor,
bu şekilde olan canlıları (başıboş) hırçın olmaları halinde uyuşturup barınaklara yerleştiriyorlarmış.
Bana verilen bilgi böyle ve
bu konuda yanlış bilgisi olanlara duyurulur.
Ayrıca o canlının nerede
olduğu konusunda benden bilgi aldılar ve ilgileneceklerini söylediler, az önce kendileri ile yaptığım telefon görüşmesinde öğrendiğim kadarıyla, o canlı LTB Sağlık Şubesi veterinerleri tarafından kurtarılmış ve barınağa yerleştirilmiş.
O canlı kurtarıldı; ancak
onu, tüm bu acıları yaşamaya iten yani onu zehirleyen kişiler halen aramızda.
Bu konuda “bu nasıl canilik”,
“ne yapıyorsunuz kardeşim” demeyeceğim.
Tek söyleyeceğim “O canlı
bunu hak etmek için ne yaptı? ve/veya Dünyada ki herhangi bir canlı, böyle bir davranışı hak ediyor mu?” olacak.
Cuma günü görüşmek üzere…
Trafikte saygılı olun!
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.