Ne Kazaymış Bee...
(Yayın Tarihi:16 Ekimt 2006)
Türkiye’nin AB
müzakerelerinde yaşaması muhtemel tren kazası nedeniyle “karalara bağlayan” AB yetkilileri, büyük bir dost(!) sıcaklığı ile çözüm yollarını araştırıyor, önerilerini sunuyorlar.
Tek korkuları
müzakerelerin sekteye uğraması.
Bu neden ile gece gündüz
demeden çalışıyorlar.
Canımız, ciğerimiz,
kankardeşlerimiz AB’li dostlarımız, Kıbrıs’ta çözüme ulaşlılabilmesi için de ellerinden geleni yapıyorlar;yani bizi de düşünüyorlar, sağolsunlar.(Bazen o mükemmel (!) insanlara köşemde haksızlık ettiğimi düşünüyorum;kusura bakmasınlar.)
Bakın Finlandiya ya çözüm
için fikir yürütüyor, sonuca ulaşmak için kafasını çalıştırıyor.
Bu konuda kafası çalışanlar
sadece Finlandiya da mı zannediyorsunuz?
Hayııııır.
AB Komisyonu'nun
genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’de kafası çalışanlardan.
Geçen günkü açıklamasında;
“Kıbrıs sorunuyla ilgili önümüzdeki ayların ve yılların son fırsat penceresi önümüzde duruyor olabilir” diyor.
Helal olsun!!!Ne açıklama
bee.
Siz hala düşüne durun, oysa
son fırsatımız kaçıyor olabilir...
Eyyy gidi heyyy, analar ne
evlatlar doğuruyor beeeee...!
*
Tüm bu yoğun çalışmalara,
fikir yürütmelere karşılık, çatlak sesler çıkmıyor mu?
Elbette çıkıyor.
Mesela İngiltere’de
yayımlanan Financial Times gazetesi bakın ne yazmış; AB’nin bariz hataları ve Kıbrıs’ta yaşayan taraflar arasındaki ihtilafın yakın zamanda Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecine engel teşkil edebileceğini yazmış.
AB’nin bariz hatalarıymış...
Financial Times gazetesinin yaptığına bak...ala...ala...
Adamlar gece gündüz
çalışıyor olası bir kazayı engellemek için, kendi içlerinden çatlak sesler çıkıyor;zaten medya hep böyle değilmidir?
Bizim bildiğimiz;AB hata
yapmaz.(Bu arada kim uyduruyor bu haberleri bir tarafından, anlamıyorum...Ama yakalarsam...)
Şimdi bizim yapmamız
gereken şey; Olli Rehn’e kulak vermek ve son fırsatımızı değerlendirmek...
Aksi halde halimiz ne
olur?Düşünmek bile istemiyorum.
*
Ne yani şimdi bizim böyle
düşünmemizi mi istiyor AB?
Bu şekilde mi düşünüyoruz
zannediyorlar?
Biz ahmak mıyız?Ya da onlar
öyle mi zannediyorlar?
“Ne Kazaymış Bee”
diyesi geliyor insanın.
Çocuk kandırır gibi Tren
kazası olabilir vs.muhabbeti ile herşeyi kabullenmemizi istiyorlar;oldu bittiye getirmeye çalışıyorlar.
Açık ve net tekrar
söylememiz gerekiyor sanırım...
Hey AB, hey ABD, hey BM...
biz artık yemiyoruz bunları...
***
LTB
Bir insan eğer sizden bir
şey istiyorsa ve sizin bunu yapmanız karşılığında size bazı şeyler vaad ediyorsa, bunları yapması halinde o kişi için söylenecek tek şey “dürüst bir adammış, helal olsun” dur.
LTB Başkanı Sayın
Bulutoğulları için söylenecek söz de bu olsa gerek.
Sosyal Konut projesi
Ülkemiz için gerekliydi;bunun hayata geçmesi önemli.
Fakat benim derdim başka.
Ben yaşadığım Şehrin temiz
olmasını istiyorum.
Ben yol kenarlarında, boş
arazilerde, sokak aralarında vs.birikmiş çöp istemiyorum.
Ben çöpleri toplayan
görevlilerin, gayet rahat “derli toplu çöp bırakılmazsa almayız ha” tavırlarından da sıkıldım.
Ben artık kazıklanmak
istemiyorum;temizlik vergisi vereceğim, belediye bunu benden isteyecek, fakat mahallem de pislikten geçilmeyecek....Aydınlatma vergisi vereceğim, sokağımda ki lambalardan hiçbiri çalışmayacak.
Kuru kuruya, oturduğu
yerden eleştiri yapılmasından nefret ederim.
Benim çözüm önerim;her şey
için müfettiş atanıyor.Bu işler içinde atanabilir pekala .
Sorumluluk sahibi olanlar,
bu sayede eksiklikler ne öğrenmiş olur.
Bu söylediklerim sadece LTB
için geçerli değil elbet, tüm bölgelerimiz için geçerli.
Haydi temizleyelim şu
şehirlerimizi.
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.