NE KADAR HAZIRIZ?
Bazı şeyleri ezbere söylediğimizi düşünüyorum.
Sonuçlarından çok, olmasını istediğimiz herhangi bir “şeyi” takıntı haline sokuyor, sadece onun olmasını istiyoruz.
Peki şu soruyu kendimize yöneltiyor muyuz?
Ya olursa biz ne kadar hazırız?
***
Ercan havalimanının tüm dünyaya açılmasını, hepimiz istiyoruz değil mi?
Hele hele, bunun yanında Mağusa limanının açılması durumu, “tadından yenmez” bir hal olur bizim için.
Peki sizce de bunları istemek;yani izolasyonların kalkmasını söylemek, ezbere söylediğimiz cümle kalıbı halini almadı mı?
Uzun zamandır tüm siyasetçilerimiz aynı cümle kalıbını kullanıyor;hatta siyasetçilerimizin mutabık kaldığı tek konu, bu diyebiliriz.
İzolasyonların kalkmasını istemek, bunu her fırsatta dile getirmek;ilk bakışta doğru bir yaklaşım.
Ancak kendilerinden, izolasyonların kalkması halinde neler olacağı konusunda sağlam temellere dayanan fikirler duymuş değiliz.
İzolasyonların kalkmasını istemekten öte, sonrasında neler yapabileceğimizi konuşmanın, hepimiz için daha faydalı olacağı kanısındayım.
Neden mi?
Çünkü, yıllardır uygulanan haksız ambargolar yüzünden, çarpık sistemimiz, standart dışı uygulamalarımız, yeni duruma ayak uydurmada çok daha farklı problemleri karşımıza çıkaracağı gün gibi ortada.
Eskilerin söylemi ile “sudan çıkmış, balığa döneceğiz” gibi geliyor bana.
*
Başbakanın önceki gün yaptığı açıklama, bir başka standart dışı uygulamamız olduğunu ortaya çıkardı.
Sn.Başbakan;önümüzdeki günlerde kumarhaneler konusunda bir yasa çıkacağını ve ‘talih oyunları’ denilen bu alanı Avrupa Birliği standartlarında yasayla güçlendireceklerini söyledi.
Bu sözlere bakılırsa, standartları yakalama konusunda yine geç kaldık sanırım.
Başbakan ayrıca “Çetelerin ülkeye çöreklenmesine fırsat vermeyeceğiz” de dedi.
Başbakan böyle söyledi söylemesine ancak;Girne’de meydana gelen mafya hesaplaşması, çetelerin çoktan ülkeye çöreklendiğini göstermiyor mu?
Gerek yerel, gerekse Türkiye basınından takip ettiğim kadarıyla, dile getirilen “mafya hesaplaşması” söylemi, ülkeye çöreklenen mevcut mafyanın hesaplaşması anlamını taşımıyor mu?
Bu da az önce dile getirdiğim “çetelerin çoktan ülkeye çöreklendiği” tezini doğruluyor sanırım.
Başbakanın kararlı açıklamaları ve bu konuda yapılan uygulamalar, bir daha aynı olayların yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınacağı havasını yaratıyor;umarım başarılı olunur.
Fakat “kumarhanelerin olduğu yerde mafyanın olmadığını düşünmek yada engellemeye çalışmak” ne kadar doğru bir yaklaşım, o da ayrı bir soru.
Bu konuda başka bir gerçek ise;KKTC halkının kumarhanelere bakışı.
Şimdiye kadar kimle konuştuysam;kumarhanelerin ülkemizde olmasından dolayı mutlu değil.
Çünkü hemen hemen herkesin yaptığı yorum:Ülkemize kumar oynamak için gelen konukların, otellerden çıkmadığı ve KKTC esnafına herhangi bir katkısı olmadığı görüşünde.
Bana kalırsa Sn.Başbakan bu konuda halkın bakış açısını da değerlendirmeli.
*
Bu konu üzerine konuşurken asıl konumuzdan uzaklaştığımı düşünenleriniz olmuştur.
Aksine tam da konumuz ile alakalı bir noktadayız.
İzolasyonların kalkması halinde büyük gelir beklediğimiz “Turizm” alanında temel oluşturan “Kumarhanelerimiz”in bu durumu, ülkemize gelmesini düşlediğimiz turistlerin oranında çok etkili olacaktır.
Bu nedenle mevcut hükümetin bu konuda gerçektende kararlı olması, çok önemli!
Başa dönecek olursak, artık ezbere söylediğimiz “izolasyonlar kaldırılsın” cümle kalıbının dışında, kalkması halinde neler yapacağımızı;şu an dünya standartlarını yakalayıp yakalamadığımızı sorgulamalı, bu konularda siyaset ve fikirler üretmeliyiz.
Aksi halde “sudan çıkmış balıklar” olarak mevcut yanlışlıkları nasıl düzelteceğimizi, nereden başlayacağımızı bilememek, bize sadece zaman kaybettirecektir.
Kısacası söz konusu cümle kalıbını -“izolasyonlar kaldırılsın” - söyledikten yada duyduktan hemen sonra kendimize “oluşacak yeni duruma ne kadar hazırız?” sorusunu yöneltmeliyiz.
Çarşamba günü görüşmek üzere, trafikte saygılı olun.