MEDYA ve TOPLUM
Hep bir şikayet, hep bir eleştiri.
Acaba gerçekten KKTC medyası toplumun duygu ve düşüncelerine hitap edebiliyor ve/veya yansıtabiliyor mu?
Yada medyanın böyle bir sorumluluğu mu var?
*
Bugün siz değerli okuyucularıma “Blair’in Türkiye ziyareti ile ilgili Papadopulos’un açıklamalarını” mı yorumlayayım yoksa “Ana Muhalefet partisi UBP’nin yeni lideri”nden mi bağsedeyim (bu arada sayın Tahsin Ertuğruloğluna başarılar diliyorum.Ülkemize hayırlı ve uğurlu olması temennisiyle.) diye düşünüyordum.
Fakat bugün, uzun zamandır kulağıma gelen;dost sohbetlerinde derin tartışma konusu yaptığımız “medya ve toplum” konusunu gündeme getirmenin daha iyi olacağını düşündüm.
Evet belki haddime değil ama;kıyısından köşesinden, kendimce bir medya eleştirisi ve bununla ilintili toplumun medyaya bakışını;gözlemlerime dayanarak kaleme almak iyi bir fikirmiş gibi geldi.
Önce durum tespiti yapalım...
*
Gözlemlerime göre:Toplumun geniş bir kesiminde medya da yer alan “Kıbrıs Sorunu” muhabbetleri, açık oturumları, köşe yazıları, radyo programları vs.
artık sıkıcı ve hatta bunaltıcı boyutlara ulaşmış durumda!
Acaba bunun nedeni KKTC halkının:Çok kısa sürede, bir çok kez sandık başına gitmiş olması olabilir mi?
Yada gerek iç siyasette yer alan partilerin, gerekse AB’nin verdiği sözleri, yerine getirmemiş olması mı?
Veya Medya halen, KKTC halkının “Kıbrıs Sorunu”na ilgi duyduğunu mu –ki görünüşe göre öyle - düşünüyor?
Neticede tüm bu soru işaretleri mevcutken;aynı konuyu işleme ısrarı niye?
*
Gazteci dostlarım bilecekler;herhangi bir konu için halkla röportaj yapmak için sokağa çıkmak, akşam haberlerine boş dönmek anlamını taşır.Çünkü KKTC halkı mikrofonu pek sevmez, bu nedenle muhabir dostlarımız zor anlar yaşar!
Bilhassa “Annan Planı” döneminde halk ile röportaj yapmak için sokaklara çıkan pek çok muhabir, eli boş dönmüş;fikir beyan etmekten çekinen halkımız, liderlerin söylediği sözlere inanmış, bu yönde hareket etmiş, geniş katılımlı yapılan “evet” veya “hayır” mitinglerinde duygu ve düşüncelerini haykırmıştı.
Medya bu dönemde “evetçi” ve “hayırcı” şeklinde ikiye bölünmüş, söz konusu mitingleri kendi inançları doğrultusunda duyurmuştu.
Acaba medya doğrusunu mu yapmıştı?
*
Bugünlerde, KKTC medyasının sürekli işlediği, gündeme getirdiği konu ise: “Türkiye-AB ilişkileri ekseninde yaşanan sıkıntılara, Kıbrıs Sorununun etkileri” şeklinde özetlenebilir.
Bu konuda geçmişte olduğu gibi bir ikiye bölünmüşlük yok.
Medya tarafından gerekli tepkiler veriliyor, açık oturumlarda, köşe yazılarında, internette vs. bu konu enine-boyuna tartışılıyor.
Ancak söz konusu programlar, yazılar vs. ile sürekli aynı konuların tartışılması, toplumda yine bir bezmişlik, bunalmayı getiriyor ki bu da gözlerden kaçmıyor.
Peki bu konular hiç mi konuşulmayacak?
Yada KKTC medyası bu konuları konuşarak, toplumun nabzını tuttuğunu mu zannediyor?
*
Kısıtlı tuttuğum bu tespit ve sorular ile geldiğimiz aşamada “bilinmeyenler” bizi hali hazırda ki soruları yanıtlamakta, tespit edilen sıkıntıları yorumlamakta oldukça zorluyor.
Nedeni:KKTC medyasının izlenilirliğini ölçen, toplumun mevcut medya kuruluşlarına ilgisini tespit eden komuoyu araştırmalarının olmayışı, medyada sürekli bir tekrarı gündeme getiriyor.
Toplumun ilgisinin hangi konular üzerine yoğunlaştığını bilimsel veriler ile ortaya koyan araştırmaların olmayışı, farklı etkileride ortaya koyuyor.
Bu noktada körleşen KKTC Medyası sürekli siyasi olayları tartışarak, toplumu siyasetten uzaklaştırdığını göremiyor.
*
KKTC Medyasının çok güç koşullarda çalıştığını, gerek ekonomik ve teknik, gerekse yetişmiş personel açısından sıkıntılar olduğu gün gibi ortadayken, bu eleştirileri gündeme taşımanın anlamsız olduğunu düşünebilirsiniz.
Ancak konuya diğer açıdan yaklaştığımızda, yani zaten çok güç koşullarda yayın hayatlarını sürdürmeye çalışan medyanın, toplumun nabzını tutamıyor olması sizcede sarfedilen emeğin israfına yol açmıyor mu?
Netice itibari ile artık toplumun tv, radyo, gazete gibi kitle iletişim araçlarını izleme alışkanlıklarını ve ilgi duyduğu alanları ortaya koyacak:her kesim tarafından tarafsızlığı kabul gören kurumların, bilimsel veriler ile medyayı yönlendirmesi artık kaçınılmaz olmuştur.
Çarşamba günü görüşmek üzere;trafikte saygılı olun...