MEB’in AMELE ÖĞRENCİLERİ
(Yayın
Tarihi:23 Şubat 2007)
Hayır, hayır çanta
yürüyor olamazdı.
Sanki David Copperfield
‘ın gösterisinde gibiyim.
Bir ilizyon gösterisi
olsa gerek!
Yo, yoo bu işin içinde,
başka bir iş var…
***
Son günlerde çok büyük bir
heyecan içerisindeyim; sormayın!
İnanılmaz bir heyecan!
Elimde iki adet Piyango
bileti var.
Zaten heyecanımda bununla
ilgili!
Eğer bana çıkarsa, bir
dekorasyon firması, bir sütun yapacak…
Çok istiyorum sütunun bana
çıkmasını.
Eve her gittiğimde hayal
ediyorum:
“Sütun bana çıkarsa, şöyle
salonun ortasına diktireyim” diye…
Tabii eşime çaktırmadan
hayal kuruyorum, çünkü ona da sürpriz olacak!
Salonumuzun ortasında koca
bir sütun olacağını öğrenince, kim bilir ne kadar sevinecek(!)
Neyse efenim dediğim gibi
elimde iki bilet var!
Bu biletler bir okulun
‘aile birliği’ tarafından hazırlanmış “Zengin Eşya Piyangosu”nun biletleri.
Siz benim “aile birliği”
dediğime bakmayın!
Aile ile alakası yok
onların.
Neden mi?
Az sonra...
*
Başlıkta değindiğimiz
konuya dönelim.
Geçtiğimiz gün işe giderken
yolda bir çantayla karşılaştım.
“Eee ne var bunda” demeyin!
Benim gördüğüm çanta
yürüyordu!
“Nasıl olur” da demeyin,
yürüyordu işte…
Önümde yürüyen çantanın
sırrını öğrenmek için, önüne geçtim.
Bir de ne göreyim, meğer
çanta yürümüyormuş, onu taşıyan biri varmış: İlkokul öğrencisi olduğunu tahmin ettiğim ufak-tefek bir oğlan, kaplumbağa misali koca çantayla yürümeye çalışıyor.
Bir an aklıma bel ve sırt
ağrılarım geldi.
Korkarım bu ufak-tefek
oğlan benim yaşlarıma geldiğinde, aynı sorunlarla karşılaşacak.
Her gün, aynı defter, kitap
ve araç-gereci okula taşımak, amelilik değil de nedir?
Maalesef yıllardır bu
sorunu çözemedik.
Okul yönetimleri,
bakanlık ve sivil toplum kuruluşları (okul aile birlikleri gibi), öğrenci kardeşlerimizin bu ameleliğinden sanırım zevk alıyor…
Bu sorunu çözmek için
bırakın Amerika’yı yeniden keşfetmeyi, filmlere bakın yeter…
Yıllardır o filmlerde
gördüğüm öğrencilere imrenerek (ve hasetle) bakarım.
Hepsi dimdik yürürler.
Bizim öğrencilere bakın,
çanta yokken bile kambur yürürler.
Sonra kızarız onlara:
“Oğlum-kızım dik dur” diye.
Nasıl dursun çocuk?
*
Gelelim biletlere…
Elimde ki biletleri bana
bir arkadaşım verdi; yani sattı.
Evet sattı!
Sözde ‘okul aile birliği’
olan oluşum, bir piyango hazırlıyor.
Bu piyangonun biletleri, o
okulda okuyan öğrencilere 20 şer adet dağıtılıyor.
Öğrencilere bu biletlerin
satılması gerektiğini, aksi takdirde, bilet paralarını kendilerinden alacaklarını söylüyorlar.
Öğrenci velileri de
çalıştıkları kurumlarda bu biletleri eşlerine-dostlarına, hatır-gönül (yani yalvar-yakar bir vaziyette) ilişkisi çerçevesinde satmaya çalışıyorlar.
Velileri bu duruma
düşürmekte ne oluyor?
“Okul aile birliği” ne
demek?
Ayrıca bu biletlerin
gelirinin nasıl değerlendirileceği de, biletin herhangi bir yerinde yazmıyor.
Bu paralar nereye gidiyor?
Neyse, ben iyi niyetle
düşünerek, kendilerine bir öneri getireyim: Madem MEB yıllardır bu konuda bir şey yapmıyor, sizler bu piyango biletlerinden elde ettiğiniz paraları, öğrencilere dolap yaptırmak için kullanabilirsiniz.
Hayırlı uğurlu olsun…
Pazartesi günü görüşmek
üzere… Trafikte saygılı olun!
Not: Dolap konusunda
bilgi almak için MEB’i aradım, ancak telefona kim çıktıysa bilgi veremeyeceğini söyledi. Bilgi verebilecek kişilerse, benim şansıma toplantıdaydı(!)E artık toplantıları bitmiştir; herhalde şimdi bilgi verebilirler…
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.