KÜRESEL POPİLİZM
(Yayın Tarihi:19 Şubat 2007)
“Küreselleşen Dünyamız
da” söylemi birçok tartışmayı beraberinde getirmiş, artıları-eksileri-sonuçları-yan etkileri enine boyuna tartışılmıştı.
Bugünlerde aynı
kelimeden türetilmiş bir söylem gündemimize oturmuş durumda.
“Küresel ısınma”
***
Tıpkı “küreselleşen
dünyamızda” söylemi gibi popüler boyutlara çıkardığımız ve aslında acı bir sonu bizlere haber veren bu söylem, popülerleştirme sürecini yaşamakta.
Dünyanın sonunu çok
uzaklarda gördüğümüz bir dönemde önümüze konan bir gerçek, konu hakkında hiçbir fikri olmamasına rağmen, hemen-hemen herkesim tarafında söylenmekte ve az önce sözünü ettiğimiz popülerleştirme sürecini hızlandırmaktadır.
Peki, bu konu popüler
bir hale geldiğinde zararları ne olacak?
Popülerleştirilen bu
söylem, konunun aslından uzaklaşmamızı sağlayacak ve bu konu hakkında toplumda oluşturulmaya çalışılan duyarlılık yok olacak.
Hatırlayalım…
80’lerde ortaya çıkan,
90’ların ortasına kadar tartışma konusu olan ve 90’ların sonuna doğru, artık sanki bilgeliğin göstergesiymiş gibi ve/veya sanki dünyanın en önemli konuşması yapılıyormuş gibi sürekli dillerden düşmeyen “Küreselleşen Dünyamızda” söylemi, yıllarca tartışılan yararlarını-zararlarını-sonuçlarını etkisizleştirmiş, güncel konuşmalarımızın vazgeçilmez bir unsuru olmuştu.
“Küreselleşen Dünyamızda”
demek öyle bir hal almıştı ki, bunu söylemeyen herhangi bir politikacı dinlenmemekteydi; fakat söylense de bu çerçevede yapılan konuşmaların boş konuşmalar olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir.
Oysa “Küreselleşen
Dünyamızın” sonuçlarının çok ağır olacağı konusunda bilirkişiler mutabıktı. Çünkü bu söylemin temeli olan “ekonominin küreselleşmesi” ile, zengin ülkeler daha zengin, fakirler daha fakir oluyordu…
Dolayısıyla, Dünyada mevcut olan gelir dağılımında ki eşitsizlik çukuru, daha da derinleşiyordu.
Tüm bu gelişmelerden
nemalanan malum ülkeler, küreselleşen Dünyada baş rolleri kimseye kaptırmamışlardı.
Bu usta oyuncular, bugün
tartıştığımız ve Dünyanın sonunu getirecek olan Küresel Isınmanın da baş aktörleriydi aslında.(Bu konuda odak noktasında olan ve atmosfere karbon salarak dünyayı en çok kirleten ilk üç ülke: (Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli Raporu’na (IPCC) göre.) 5,5 milyar ton ile ABD, 2,8 milyar ton ile Rusya ve 1,3 milyar ton ile Japonya’dır.)
Neticede geldiğimiz
nokta: Küreselleşen Dünyamızın, hızla, küresel ısınma ile yok olacağıdır.
Dün Küreselleşen Dünyanın
içinde eziyet çeken, yok olma eşiğine gelen ve Küresel Isınmaya hiçbir katkısı, suçu olamayan ülkeler, (diğer ülkeler gibi) bugün bu dertle baş-başa kalmıştır.
Eşitsizlik bu konuda da
kendini göstermektedir.
*
Bu yazıyı kaleme almamın
sebebiyse:
Dün popüler hale getirerek,
“Küreselleşen Dünyamızda” ile başlayan cümlelerle, kendimizi bilgili, aristokrat, bilge vs. gibi göstermek için, popülerleştirdiğimiz ve dolayısıyla onu zamanla anlamsızlaştırdığımız, içini boşalttığımız gibi, aynı şeyleri küresel ısınma için yapmamalıyız.
Anlam ve sonuçları
açısından çok daha derin olan Küresel ısınma, aynı kaderi paylaşmaması gereken ciddi bir konudur.
Açıkça söylemeliyim, son
günlerde hemen-hemen herkesin ağzına sakız olan “küresel ısınma“ konusunun, yarın hepimize doğal gelmesinden korkuyorum.
Bugün bu konuda ve genel
anlamda çevre sorunları hakkında, çok önemli bir kongre ülkemizde başlıyor.
YDÜ dev bir organizasyonla
tüm bu sorunları, hafta sonuna kadar tartışmaya açıyor.
Bu organizasyonun
ülkemize katkısından öte, tüm Dünyanın ortak sorunu olan bu hususların tartışılması, insanlığın geleceği açısından çok daha önemli.
Bu nedenle bu konular
hakkında bırakalım bilip-bilmeden konuşmayı da, YDÜ’ de başlayan bu organizasyona dikkat kesilelim.
Çarşamba günü görüşmek
üzere…Trafikte saygılı olun!
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.