Kİtapçı
Amcanın Oğlu Faruk Abİ
(Yayın Tarihi:24 Temmuz 2006)
Cuma günkü yazımda bahsetmiştim Türkiye’deyim.
Geçtiğimiz gün, çok
yakında baba olacak bir arkadaşıma ziyarete gidiyorduk.
Eşim ile birlikte bir
kırtasiye-oyuncakçıya gittik.
Hemen tanıdım.
***
İlk kitabımı aldığım
kitapçının oğlu Faruk abiydi.
(Bu arada okuduğum okulun
adı Albay İbrahim Karaoğlanoğlu İlkokuluydu.)
İlkokulumuzun karşısında
yer alan kitapçı.
Kitap okumayı o yıllarda
pek sevmezdim.
Fakat ilkokul öğretmenim
Bayram ÇELENK benim için baba gibiydi.
Bilmiyorum bu sevgi babam
ile aynı adı taşıyor olmalarından kaynaklanabilir.
Yada o kadar haylaz bir
öğrenci olmama rağmen beni her defasında affetmesi de onu sevmemde büyük bir rol oynamış olabilir.
O yaz ilkokul öğretmenimiz
bize ödev olarak bir kitap okumamamızı söylemişti.
Bende ödevini yapma hevesi
içerisinde olan bir öğrenci olarak.
Okulumuzun karşısında ki
kitapçıya gittim.
İsmini şu an hatırlamadığım
ve okuduğumda da hiçbirşey anlamadığım kitabı satın aldım.
İlk kitap okuma maceram
hüsranla sonuçlanmış.
Uzun yıllar kitap ile arama
derin mesafeler açmama neden olmuştu.
O yıllarda kitap denince
okunan ve birşey anlanmayan yazılı şeyler gelirdi aklıma.
Neyse ki artık okuyorum.
***
Neyse konumuz kitapçı Faruk
Abi.
Kitapçı Amcanın Oğlu Faruk
Abi benim bu kötü deneyimim nedeniyle, aslında abimin Kitapçı Amcanın Oğlu Faruk Abisiydi.
Şimdilerde o Kitapçı
Amcanın Oğlu Faruk Abinin kendisine ait bir Kırtasiye-Oyuncakçı dükkanı var.
Artık o benim için sadece
Faruk Abi.
Eşim ile birlikte
arkadaşımın daha doğmamış çocuğuna hediye almak için rastgele giridiğimiz dükkanın sahibi Faruk Abi, eminim o mahallenin çocukları arasında Oyuncakçı Faruk Amca diye anılıyor.
Çok şirinde bir oğlu var
Faruk Abinin.
Yine eminim o mahallenin
çocukları ona Oyuncakçı Faruk Amcanın Oğlu diyorlardır.
Yıllar sonra o da
birilerinin Abisi olacak ve böyle sürüp gidecek.
***
Faruk Abi dükkanına
girdiğimiz an beni tanıdı, benim onu tanıdığım gibi.
Nasılsın vs.muhabbetinden
sonra kilit soru “Ne işle meşgulsün” sorusu geldi.
Her zaman olduğu gibi bu
soruya yanıtım beraberinde Kıbrıs meselesi ve çözümleri konusuna geliyordu ki Faruk Abi farklı bir şey yaptı.
Zaten bana hep farklı biri
olarak gözüken Faruk Abi, anlayacağınız yine yaptı yapacağını.
Kıbrıs konusu hakkında tek
bir cümle sarf etti.
Derinlere inmedi.
Annan vari bir yaklaşım
sergilemedi.
Yeni bir çözüm önerisi
sunmuş bir bilge şekline girip böbürlenmedi.
Tek bir cümle.
Basit, sade ve anlaşılır.
Net, tek bir cümle.
(Yeterince meraklandınız
sanırım.)
***
Geçmişte benim için Kitapçı
Amcanın Oğlu Faruk Abi, bugünlerde ise benim için sadece Faruk Abi şunu söyledi.
“Kıbrıs Türk’ü yıllarca
mücadele etti ve onlar herşeyin en iyisine layık.”
Bu kadar.
Açık ve net.
***
Bu Türk toplumunun bakış
açısı, öyle bir güç ki.
Her türlü zorluğa göğüs
germiş, mücadele etmiş bir toplumun asla yanlız kalmayacağının bir göstergesi.
Bu noktadan sonra tek bir
şey kalıyor.
Bu gücün bilincinde hareket
etmek.
Herşeye layık olma bilinci.
Ama şımarmadan.
İnsanoğlunun doyumsuzluk
egosuna kapılmadan.
Kitapçı Amcanın Oğlu Faruk
Abileri hayal kırıklığına uğratmadan.
Haysiyetli, onurlu ve
bilinçli bir toplum olarak hareket etmek.
En büyük hedefimiz bu
olmalı.
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.