KENDİM
İÇİN GAZETE OKUMADIM!
(Yayın
Tarihi:12 Mart 2007)
Kıbrıs sorununa mı
kafayı taktınız?
Hükümet oluşumunu mu
tasdik etmiyorsunuz?
Muhalefete mi kızdınız?
Londra da yapılan
“Kıbrıs Festivali” mi canınızı sıktı?
Eve gelirken, yollarda
sürekli girdiğiniz çukurlar mı en büyük probleminiz?
Üzmeyin kendinizi, bir
anlık unutun bunları…
***
Son günlerde bir boş
vermişlik, bir vurdumduymazlık, bir “aman canım üç günlük dünya, ne gerek var” lık, bir umursamazlık vs. çöktü üstüme.
Benim için garip bir durum;
ancak bu durumdan oldukça mutluyum.
Ben uzun süre, kendim
için gazete okumadım!
Okumayı yeni öğrendiğim
sıralarda yani ilkokulda, zaman-zaman anneme ve rahmetli teyzeme (nur içinde yatsın) gazete okurdum.
O günlerde okuduğum gazete
haberlerinden, haliyle hiçbir şey anlamazdım.
Okumayı yeni öğrendiğim
için ve test amaçlı bana gazete okuttuklarını düşündüm uzun bir süre.
Fakat lise yıllarına
geldiğimde de sürdü, aile fertlerine gazete okumam.
Şimdi düşünüyorum da;
sanırım aile fertleri, benim gazete okuma alışkanlığı edinmem için böyle bir yol seçti.
Onlar da biliyorlardı spor
haberlerine ilgimin fazla olduğunu; ancak bana spor haberleri dışında ki diğer tüm haberleri okuttururlardı.
Spor haberlerine geçmek
için, aile fertlerine yüksek sesle okuduğum haberlerin, bir an önce bitmesini sabırsızlıkla beklerdim.
Önce siyasi haberler canımı
sıkardı, sonra bu sıkıntı kendini ekonomi haberlerine bırakırdı.
O rakamları yüksek sesle
okumak, çok yorardı beni…
Sanırım iyi olduğuna
inandığım diksiyonumu, bu yüksek sesle gazete okuma günlerine borçluyum.
Hatırlıyorum da, spor
haberlerini ne büyük şevkle okurdum.
Yavaş-yavaş sayfaları
çevirir, içimden okuduğum satırları beynime kazırdım; okuduğum siyasi ve ekonomi haberlerini hafızamdan silmek istercesine…
Üniversitede bana
hâlâ anlam veremediğim bir şey oldu.
Evet, artık aile fertlerine
yüksek sesle gazete okumuyordum ve spor haberlerini dilediğim gibi özgürce okuyabilirdim; ancak bu sefer o haberleri değil de, siyasi ve ekonomi haberlerini büyük şevkle okurken yakalıyordum kendimi.
Arkadaşlarımla kız
muhabbeti yapmak yerine, Kıbrıs sorunu da dâhil, siyasi ve ekonomik gelişmeler üzerine sohbetler yapıyor, geçmişten bahsediyordum.
Oysa geçmişte gazete
okurdum ama kendim için değil, aile fertleri için okurdum.
Anlaşılan o hoşlanmadığım
siyasi ve ekonomik gelişmeler, bir şekilde beynimin bir yerlerinde kalmış, bugün edindiğim bilgilerle harmanlanıp hafızamda tazeliğini korumuş.
Geri dönüşü olmayan bir
yoldaydım artık…
Netice de okumaya devam
ettim.
Ve bugün, annemle telefonda
siyasi ve ekonomik gelişmeleri yorumlamaktan halen büyük haz alırım.
*
Son zamanlarda
kendimi sinemaya adadım.
Ekonomik gelişmeler, Kıbrıs
sorunu, siyasi çatışmalar, çevre sorunları, çukurlu yollar, anlamsız festivaller, Rumların gerzek tavırlarını takip etmek yerine, film izliyorum.
Elbette tüm bunların yer
aldığı haberleri okuyorum; fakat tıpkı geçmişte olduğu gibi kendim için değil, başkaları için okuyorum ve çok iyi biliyorum: Ne kadar istemesem de beynimin bir yerlerinde bu bilgiler kendine yer edinecek.
Bunlardan kaçmak, beynimde
farklı şeylere yer ayırmak içindir zaten, her fırsat bulduğumda sinemaya gitmem ve/veya akşamları evde oturup sürekli film seyretmem.
Sizde kendinizi benim
gibi hissediyorsanız.
Tüm gelişmeleri bir an için
unutmak, farklı şeylere beyninizi açmak için, bu yolu ve/veya farklı etkinliklere zaman ayırın.
Sonrasında her şey aynı
şekilde devam etse de, o bir anlık farklı şeylerle uğraşmak, sizin içinde büyük mutluluk olacaktır.
Unutmadan, zaman-zamanda
gazeteleri kendiniz için değil, bir başkası için okuyormuş gibi okuyun; yorumlarınızda ki değişimi fark edeceksiniz!
Çarşamba günü görüşmek
üzere…Trafikte saygılı olun!
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.