BET
OFİSTE BİR KARDEŞ
(Yayın Tarihi:12 Ocak 2007)
Ben ona bakıyordum, o
kardeşine...
Ne o beni tanıyordu, ne
de ben onu...
Neticede:
O yaptı yapacağını.
Ben onun arkasından,
hayretler içerisinde bakarken...
***
Nüfusun çok yoğun olduğu
bir mahallede yaşamıyorum.
Hatta mahallemizde apartman
sayısı, bir elin parmaklarını geçmez.
Boş araziler çoktur
mahallemizde...Zaten ondandır mahallemizde uçuşan çöp poşetleri ve kirlilik...Sırf bu yüzden ne kadar karşı olsamda betonlaşmaya, seviniyorum o boş arazilerde yapılan yapılaşmaya, betonlaşmayı.
Tüm kirliliği, bir türlü
düzeltilemeyen yolları, düzensiz yapılaşmasına rağmen, seviyorum mahallemi...
O sokağa girdiğim zaman
huzur doluyor yüreğim;bilmem belkide evime gidiyorum diyedir...
Sanırım benim gibi
sevenlerde var mahallemi...
Uzunluğu 150-200 metre ve
nüfus yoğunluğu çok düşük olmasına karşın, mahallemde:2 bakkal, 1 bet ofis, 1 kuaför, 1 beyaz eşya ve mobilya satan dükkan, 1 şimdilerde iflas etme eşiğine gelen kafe, 1 unlu mamüller üretim merkezi, 1 Banka, 1 oto tamircisi mevcut.(Yakında bende “Güzellik Salonu” açacağım.)
Ticarethanelere aldanıp
merkezi bir yerde oturuyorum zannetmeyin;aksine merkezin baya bi dışındayım.Fakat mahallem, nedenini anlayamadığım düzeyde popüler bir yer.Herşey var...
Evet böylesine karışık ve
popüler bir mahallede yaşıyorum.
Dolayısıyla mahallemde çok
ilginç olaylar yaşanıyor:
Geçtiğimiz günlerde bir
Pazar günü, artık adet haline getirdiğimiz ‘Pazar sabahı kahvaltısı’ için eşimle birlikte masayı hazırlıyorduk ki evde ekmek olmadığının farkına vardık.
Haliyle benim mahallemizde
bulunan ve karşı-karşıya olan iki bakkaldan birine gidip, ekmek almam icap etti.Ziyanı yok, zaten gazete almak için gidecektim...
Neyse yola koyuldum...
Tahmin edeceğiniz gibi kısa
olan bakkal yolculuğumun hemen başında, yani evimin önünde, yaşlarını 10/16 arasında tahmin ettiğim iki kardeş nedenini bilmediğim bir olaydan ötürü kendi aralarında hem tartışıyor, hemde benim istikametimde yürüyorlardı...
Bende peşlerine takıldım,
ister-istemez.
Onlar önde ben arkada
yaklaşık 100 metre süren yolculuğumuz sırasında, neden tartıştıklarını halen anlayamadığım, yüksek tonda ki konuşmalarına devam ediyorlardı.
Tek duyduğum ve anladığım
kadarıyla küçük olanın abisine savurduğu “seni babama söyleyeceğim” tarzında tehdit sözleriydi.
Mahallemizde bulunan iki
bakkaldan birine onlar, bir diğerine ise ben girdim.
Bir hafta boyunca hevesle
beklediğim kahvaltı masası beni bekliyordu!
Evde ki eksik olan ekmeği
ve günlük gazetemi alıp dışarı çıktığımda, diğer bakkala giren o iki kardeşten büyük olanı, bakkalın hemen yanında yer alan bet ofisin önünde kardeşinin gidişini izliyordu.
Ben ona bakıyordum, o
kardeşinin gidişine.
Anladığım kadarıyla,
bakkaldan aldıkları öte-beriyi kardeşine yüklemiş ve onu eve göndermişti.Benim onu gördüğüm anda da kardeşinin gözden kaybolmasını sabırsızlıkla bekliyordu.
Ve kardeş gözden kayboldu...
Yaşı maksimum 16 olan büyük
kardeş, koşar adımlarla bet ofise giriyordu;ben hayretler içerisinde arkasından bakarken...
Benim için iki kardeşin
arasında geçen tartışma aydınlanmıştı artık.
Baba oğlunun bet ofise
gitmesini istemiyordu ve küçük kız kardeş abisinin bet ofise gideceğini anlamış, onu babalarına söylemek ile tehdit ediyordu;bu tehditler hiçbir işe yaramasada...
*
Tüm bunları neden anlattım?
Çünkü dün bakanlar
kurulunda bet ofislerle ilgili çok önemli kararlar alındı.
Konunun detaylarını
gazeteniz Vatanda bulacaksınız;ancak buradan bir uyarı yapmak istiyorum.
(Bet ofislerin varlığı
üzerine yapılan tartışmalara girmeyeceğim.Çünkü bunun önüne geçmenin çok zor olduğunun farkındayım;gerekli düzenlemeler yapıldığı ve uygulandığı taktirde bence bir sakıncası yok.Zira, gerekli düzenlemeler ile olayı kontrol altına almadığınızda asıl problemler karşınıza çıkacaktır.)
Bet ofislere giriş yaşı
18’den 21’e yükseltildi.Çok önemli ve yerinde bir karar;fakat az önce anlattığım olayda da olduğu gibi, sınır 18 olduğunda da maalesef uyulmuyordu.
Her fırsatta, bu tip
kararlar sonrasında aynı uyarıyı yapıyorum: Alınan kararlar iyi denetlenmedikçe, ne kadar yerinde de olsa hiç bir şey ifade etmiyor.
En azından bu tip hayati
konularda, iyi bir denetleme mekanizması oluşturulursa, uygulamaya önem verilirse, hepimizin faydasına olacağı kanısındayım.
Aksi halde, hepimiz için
hayati öneme sahip olduğuna inandığım bu kararların, kağıt üstünde kalan diğer önemli kararlardan biri olacağı gerçeğinin, beni endişeye sevk ettiğini belirtmeliyim.
Umarım bu kararı alanlar,
denetleme ve uygulama yollarını düşünmüşlerdir...
Pazartesi günü görüşmek
üzere...Trafikte saygılı olun!
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.