AYIP
(Yayın
Tarihi:19 Mart 2007)
Bunlar onlardı,
kaçmalıydım ya da göremeyecekleri bir yere gitmeliydim.
Kendime bir ara sokak
arıyorum.
O ara sokakta, kafama
uygun bir yer bulmalıyım; onların göremeyeceği…
***
Geçtiğimiz günlerde çok
tartışılan bir konuyu nedense gündemime almamıştım.
İyi ki de almamışım!
Çünkü Cumartesi günü 18:00
sularında, ne kadar gereksiz bir tartışma olduğunun farkına vardım.
Tartışılan konu:
Caddelerimizde boy gösteren
ve artık herkesin korkulu rüyası haline gelen “cezalandırıcı”lardı.
Arabanızı yolun kenarına ve/veya
park edilmeyecek bir yere mi park ettiniz?
Hemen cezanızı alıyorsunuz.
Sayı bakımından fazla olan
bu kişiler, caddelerde, kendine yemek arayan çakal misali dolaşıp duruyorlar.
Bu konu hakkında ki benim
yorumum, oldukça olumluydu!
Yani aslında onlar, olması
gerekeni yapıyorlar.
Sizin içinde sorun
oluşturmuyor mu, yol kenarlarına park eden araçların trafiği allak bullak etmesi?
Gerçi bu konuda hepimiz
şikâyetçi oluruz ama gelgelelim o alanlara yine biz park ederiz.
Aslında bu, bizim birçok
konuda yaptığımız ikiyüzlülüğümüzün bir yansımasıdır.
Yooo, yo hemen kızmayın,
sizce de haklı değil miyim?
Biz değil miyiz, “trafik
canavarı olmayalım” diyen ve sonrasında kazalar yapan.
Biz değil miyiz, “şu devlet
dairelerinde torpil olmasa ne güzel olacak” diyerek, eş dost bulma yarışına giren.
Biz değil miyiz, çevre
kirliliğinden dem vurup, sağa sola çöp atan ve çevre kirliliğine benimde katkım olsun edasında hareket eden.
Biziz değil mi?
Demek ki hemen kızmamak
lazım…
Neyse, konumuz bu değil
zaten.
*
Dönelim bizim
“cezalandırıcı”lara…
Geçtiğimiz günlerde yapılan
tartışmalardan hatırladığım kadarıyla bu konuda ki şikâyetler: Söz konusu kişilerin fazlalığı, nasıl işe alındıkları ve eğitim seviyeleriydi.
Kişilerin fazlalığı, nasıl
işe alındıkları ve eğitim seviyeleri ve/veya yaptıkları iş için eğitildiler mi konusu benim için önemli değil! Sonuçta bu insanları işe alanların sorumluluğunda olan bir olay bu. Onlar bu konuda gerekli tedbirleri eminim almıştır. E almadıysalar, günü geldiğinde hesabını vereceklerdir. Zaten hep böyle olmamış mıdır?(!)
Bu tartışmaların
anlamsızlığının nedeni, bu söylediklerim değil.
Bana göre tartışılacak asıl
önemli konu, bu insanların yapmaya çalıştığını bertaraf eden olayların yaşanmasıdır.
Tıpkı geçen Cumartesi günü
18:00 sularında olduğu gibi!
*
Cumartesi günü 17:00 civarı
gazetedeydim, biliyorsunuz benim hazırladığım ve Pazar günleri Sinekritik isminde yayınlanan bir sayfa var gazeteniz Vatan da.(Bu arada dünkü sayfa itibariyle “Bir Zamanlar” adı altında bir yazı dizisine başladım, bence kaçırmayın…)
İşte bu sayfada yer alacak
olan yeni köşenin detayları için gitmiştim gazeteye. 18:00 civarı gazeteden ayrıldım.Ev istikametinde yani Dereboyu Caddesinde seyir halindeyken, anlam veremediğim bir trafik sıkışıklığı vardı. Evet, her zaman o caddede trafik sıkışıklığı olur ama iki yönlü olur. Benim istikametimde bir problem yoktu, sıkışıklık diğer istikametteydi.
Merak içerisinde ilerlerken bir de ne göreyim: Koca bir çöp arabası karşı şeridi kilitlemiş, insanlar isyan içerisinde ve yoğun bir koku…
Yanlış mı görüyorum diye tekrar baktım, gözlerim beni aldatsa da o pis koku tüm gerçekleri ispatlar nitelikteydi.
Biliyorsunuz, Dereboyu
Caddesi Lefkoşa’nın en gözde mekânlarının yer aldığı bir yer.
“O caddede, günün o
saatinde, çöp toplamak da ne oluyor?” diye kendime sormadan edemedim.
Hatta şu an olduğu gibi
sadece kendime değil, konuyla ilgili herkese sormuş olayım.
Ayrıca o caddede gezen
“cezalandırıcı”ların görevi, cadde üstüne park eden kişilere soluk aldırmamak ve dolayısıyla sağa sola saçma sapan yapılan parkları önleyerek trafik sıkışıklığını bir nebze olsun düşürmek değil mi?
Bu insanlar bunu sağlamak
için gün boyu uğraşırken, onları işe alan sizler, bu şekilde trafik sıkışıklığı olmasını sağlarsanız, onlara ayıp olmaz mı?
Atalarımız şimdi size “Bu
ne perhiz, bu ne lahana turşusu” derse, ne diyeceksiniz?
Çok mu zor günün başka
saatlerinde, mesela, sabaha karşı in-cin caddelerde top oynarken çöplerin toplanması.
Çarşamba
günü görüşmek üzere… Trafikte saygılı olun!
Bu sayfada yer alan tüm metinler ve
diğer içerik özgündür ve Cem KAR'a aittir. Kısmen de olsa hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, vs) izinsiz kullanılamaz.