AB ve MARAŞ?
Ne günlere kaldık.
Maraş’ın durumunu AB parlamenterleri görüşür oldu.
Görüşsünler bakalım;ne sonuç çıkacak?...
***
Köşe yazımı yazmak üzere bilgisayarımın bulunduğu masanın önünde ki sandalyeme oturmadan önce, ajanslara düşen haberleri bir göreyim istedim.
Aslında niyetim son bir kaç yazıda kaleme aldığım, “KKTC de medya ve sorunları” konusunu sonlandırmaktı.
Ancak ne mümkün!
AB incileri devam ederken, farklı konulardan bahsetmek imkansız.
***
Neyse biz konumuza dönelim.
Ajanslara düşen haberlerden biri ilgimi çekti, haberde: “Avrupa Parlamentosu genel kurulu, bugünkü oturumda, Maraş’ın durumu ve KKTC üzerindeki izolasyonun kaldırılması konusunu ele alacaklar.AB Komisyonu’na yönelik sözlü soru önergesi üzerine, bugünkü oturumda, AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, konuyla ilgili son gelişmeler hakkında Avrupalı parlamenterlere bilgi verecek.”deniyordu.
Maraşın durumunu AB parlamenterleri görüşecekmiş;Maraş’ın bir durumu mu var?Bizim bilmediğimiz.
Bu soru beynimde dolaşırken, KKTC de yaşadığım aklıma geldi ve bu konu hakkında kendimi sorguya geçtim.
Vardığım sonuç:Bana göre Maraş’ın herhangi bir durumu yok.
Evet bu sonuca ulaştım;ancak aklımı hâlâ bazı şeyler meşgul etmeye devam ediyordu!
“Bize göre herhangi bir durumu olmayan Maraş, acaba AB için nasıl bir durumdu?”
Bu derin soru, beni günler önce yazdığım bir yazıya götürdü;9 Ekim 2006 “BM mi?/AB mi?” Başlıklı yazımın giriş cümlesini hatırladım: ”Bugünler de Finlandiya önerilerini tartışıyoruz.
Ne garip değil mi?
Oysa düne kadar bu işin içerisine AB’nin girmesine şiddetle karşı çıkıyorduk.” demiş, iki gün sonra ise “Yemezler” başlıklı yazımda;Finlandiya önerileri karşısında Rumlar’ın tutumunu, şu cümleler ile yorumlamıştım: “Rumlar ise sessiz.
Olanları takip ediyorlar, gözleri kulakları Brüksel de.
Hatta biz bir tane bile basın mensubu göndermezken onlar basın ordusu gönderdiler.
Şu an hepsi sinmiş, kısmış gözlerini.
Tıpkı bir ceylanı takip eden Aslan gibiler.
Kalp atışları duyuluyor sadece.
Rumlar da heyecan dorukta yani.
Birilerinin “he” demesini bekliyorlar.
Ağzlarının kenarından salyalar akıyor.
Akıllarında:“Şu Türkler bir he desede şu işin içine sokalım AB’yi, hehuheuehu” “demiştim.
Ve aklımda ki soru işaretleri bir anda kayboldu.
Çünkü Finlandiya önerilerinin asıl amacı zaten buydu.
Netice:AB bugün Maraş’ın durumunu konuşuyor.
Yani onlar istediklerini aldılar da denebilir.
He.Bizi bağlayan bir durum mu bu?
”Hayııır” dediğinizi duyar gibiyim.
Siz ne kadar “hayııır” deseniz de artık bu durum, bizi de ilgilendiriyor;maalesef.
Yine “Hadi canım ordan.Biz istemediğimiz sürece kimse bize baskı uygulayamaz” dediğinizi duyar gibiyim.
Haklısınız.
Ancak;eğer bizler, bu çakallığın farkındaysak haklı olabilirsiniz.
Buna gore politikalar üretiyorsak ne mutlu.
Ama ya üretemiyorsak?